Isparta’daki İçecek Fabrikasının Suyu Hususunda Vicdan Çağrısı
Gazze’de yaşanan insanlık dramına ve Isparta’daki bir içecek fabrikasının kullandığı suya ilişkin kamuoyunda süren tartışmalarla ilgili Isparta İnsanlık İttifakı Koordinatörü Dr. Muhammet Raşit SANCAR tarafından kapsamlı ve sert bir açıklama yapıldı. Milletvekillerinin konuya dair açıklamalarının ardından gelen bu yeni değerlendirme, Isparta kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Dr. Sancar, Gazze meselesinin herhangi bir siyasi görüşe, partiye ya da ideolojik alana indirgenemeyeceğini vurgulayarak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Gazze meselesi, herhangi bir siyasi görüşün, partinin ya da ideolojik konfor alanının konusu değildir. Gazze, insanlığın vicdanını tartan açık bir imtihandır. Bu imtihan; kimi zaman makamla, kimi zaman parayla, kimi zaman toplum baskısıyla, kimi zaman da suskunlukla gelir. Herkes bu imtihana bir şekilde muhatap olur ve herkesin verdiği cevap, kendi vicdan hanesine yazılır.
Bugün masum bebekler parçalanarak öldürülürken, kadınların iffeti ve izzeti ayaklar altına alınırken, ailesini korumaya çalışan babalar gözlerimizin önünde çaresiz bırakılırken; “denge”, “tarafsızlık” ya da “çekingenlik” adı altında susmak, insanlıktan yana bir tutum değildir. Her gün tepelerine bombalar yağan, yaşam hakkı sistematik biçimde gasp edilen insanlara sırtını dönen hiç kimse, vicdandan söz edemez.
Kıymetli Isparta halkı; Gazze’de yaşanan zulmü Doğu Türkistan’dan, Yemen’den ya da dünyanın başka bir mazlum coğrafyasından ayrı tutamayız. Çünkü bizler, mazlumun kimliğine göre değil; zulmün kendisine göre saf tutmayı öğrenmiş bir milletiz. Kültüründen, inancından ve tarihinden aldığı dersi hayatına taşımaya çalışan bir toplumuz.
Bu anlayışla; Isparta’da yürüttüğümüz gençlik çalışmalarıyla, Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz eylemlerle ve uluslararası düzeyde yer aldığımız March to Gaza ve Sumud başta olmak üzere insani girişimlerle, elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Bizler bu yolda, gerektiğinde konforundan vazgeçmeyi, gerektiğinde bedel ödemeyi göze almış bir duruşun temsilcileriyiz. Hayatımızın bundan sonraki seyrini de bu bilinçle planlıyoruz.
Son günlerde Isparta kamuoyunda gündeme gelen ve bazı çevrelerce farklı başlıklar altında tartışılan malum marka meselesini de bu çerçevede değerlendiriyoruz. Bu markanın su kullanıp kullanmaması, yatırım yapıp yapmaması, bölgesel kalkınmaya katkı sunup sunmaması bizim nazarımızda zerre kadar itibarı olmayan konulardır. Çünkü mesele teknik ya da ekonomik değildir; mesele vicdani ve insani bir meseledir.
Bizim açımızdan bu markanın tek bir tanımı vardır: Mazlum bir halkın katledilmesine ortak olan bir yapıdır.
Bu gerçeğin üzerini hiçbir rakamsal veri, hiçbir “yatırım” söylemi örtemez. Zulmün ortağı olan bir yapının, bizim için zerre kadar kıymeti ve meşruiyeti yoktur.
Yaşanan her hadisenin bir hayra vesile olabileceğine inanıyoruz. Toplumda oluşan vicdani tepkiyi, zulme karşı yükselen bir bilinç olarak görüyoruz. Bu nedenle; kapasite artırımı gibi tartışmalar bir yana, bu topraklardan çekilen her damla suyun mazlumlara kurşun olarak dönmemesi için elimizden gelen her türlü meşru duruşu sergileyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz.
Son olarak; sürecin en başından itibaren zulme karşı tek bir söz dahi söylemeyip, bugün meseleyi dar siyasi hesaplara indirgeyerek kendisine alan açmaya çalışan siyasi yaklaşımların da toplum vicdanında karşılık bulmadığını tam aksine çıkarcı bir yaklaşım olduğunun farkedildiğini özellikle belirtmek isteriz. Gazze, oy devşirme meselesi değildir. Gazze, taraf olma meselesidir.
Gazze, insanlığın ortak vicdanıdır. Bu vicdan ya taşınır ya da altında kalınır."