Şeriatın Kestiği Parmak

Gündüz kuşağı programlarında yalnızca horoz misali dövüştürülen, yufkacıdan kaçıp baklavacıya yapışan konuklar okuma yazması olmayan, görgüsü, bilgisi kıt insanlar zannetmeyin. Tüm sapkın detaylarıyla konuklarını konuşturup sonra da "Hmmm işte şimdi çok kızdım." diyerek sözde kulak çeken öğretmen edasıyla stüdyoda salınan sunucular da onlardan hiç farklı değiller.

"Şeriatın kestiği parmak acımaz." cümlesinin bir atasözünü olduğunu bile bilmeyen ama ekranlarda hergün boy gösterip yargı dağıtan ultra modern kadınlar, yıllardır bu millete en pespaye insanları konuk edip izletiyor, en iğrenç, çarpık ilişkileri "Ama hayatta var ki biz de yayınlıyoruz" diyerek normalleştirip meşrulaştırıyorlar. Güpegündüz gözü açık "Şeriat burada yok, Ortadogu'da var." diye sayıklarken Esra Erol içinden geçenleri sesli bir şekilde söylediğini gelen tepkilerden sonra fark etti ve sıvama ve özür karışık bir paylaşım yapma gereği duydu.

İran'da rejim karşıtı gösterilere destek olan ünlüleri izlemişsinizdir. İki buçuk yıldır Gazze'deki soykırıma sessiz kalan hatta İsrail ürünlerinin reklamlarını yapan pek çok sanatçı konu anti-İslamic gösteriler olunca bir anda Ortadoğuyu sahiplenme duygusuyla dolup taştılar. Gazze'deki kadınlar gibi Lübnan, Suriye ve İran'da defalarca kez bombaların altında kalan kadınları şimdiye kadar hiç düşünmezlerken birden bire özgür kadınlar için hümanistçe paylaşımlar yapmak geldi akıllarına. 2013'te Türkiye'deki Gezi eylemlerini özlemle hatırlayıp Amerika'nın Irak'taki gibi demokrasi getirmesini umarak hemcinslerine destek oldular. Ancak bu umutları da boşa çıktı. 

Kadın cinayetleri gibi çocuk cinayetleri de insanların vicdanında büyük yaralar açmakta. Gencecik masum çocukların psikopat ve suç makinesine dönmüş başka bir çocuk tarafından öldürülmesi cinayete kurban giden çocukların ailelerini perişan ediyor. Katil ve cani çocukların hapishanede beslenip bir gün dışarıya çıkıp insanların arasında dolaşması fikri onları ve tüm insanları rahatsız ediyor. Çünkü toplum fıtratında ve vicdanında  "Kısasta hayat var." şuuru hakim. Katil ancak öldürülürse bir parça huzur bulacak anne, baba ve toplum vicdanı. O yaşadığı sürece bu ızdırap devam edecek. Siz bir taraftan hergün İslam'a küfrederken bir taraftan da ilahi adaletin sağlanmasını arzulayamazsınız. İyi ki beşeri hukuk var, şeriat olsa n'apardık deyip sonra da "Neden yasalar yetersiz?" dediğinizde kendi içinizde bir tutarsızlık yaşamış olursunuz. İnsanoğlunun kendi kıt aklıyla mükemmel bir hukuk sistemi oluşturması imkansız. Zira yaratıcı kadar hiç kimse insan psikolojisine, sosyolojisine, yaptırımı olan yasalara hakim değil. 

İnsanlar gönüllerince içki içsin ama sarhoş olmasın, olursa da karısını dövmesin, kimseyi öldürmesin istiyorsunuz ama öldürüyor.
Zina yasak olmasın, çıplak gezmek serbest olsun. Hatta eşcinsellik, LGBT, pedofili herşey meşru olsun ama insanlar birbirine zulmetmesin. Ancak her sapkınlıkta bir zulüm, sömürü, kan ve göz yaşı vardır.
Faiz, kumar, haksız kazanç haram olmasın. Bir günde varını yoğunu kaybeden insan canına kıyarsa da yine suçu dindarlara atalım. 

Yok işte öyle. Hem pastam dursun hem karnım doysun hem şoför mahalli hem cam kenarı olsun. Sınırsız özgürlük ve haz olsun demek birileri gülerken diğerleri ağlayacak demektir. Bugün sadece derilerinin rengi farklı olduğu için insanlar birbirini öldürüyorsa bu Allah'ın şeriatinden uzak oldukları içindir. Bugün kadınlar meta olarak görülüp teşhir edilerek köleleştiriliyorsa yine şeriatten köşe bucak kaçtıkları içindir. Bugün anne babalar yeni doğmuş bebeğini çöpe bırakıyor, çocuklar yaşlı anne babasını döverek huzur evlerine bırakıyorsa yine Allah korkusundan uzak oldukları içindir. Her bozgunculuk, her dalalet ve sapkınlık Allah'tan uzaklaşıp nefsin esiri olmakla alakalıdır.

Allah'u Teâlâ ayetinde şöyle buyuruyor:

Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.(Casiye, 18)