Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Ahmet Aydın: Müslümanlar Trenle Yolculuk Yapmıyorlar mı?

Yazarlar (Web Sitesi) - Web Sitesi | 29.06.2026 - 10:03, Güncelleme: 29.06.2026 - 10:30
 

Ahmet Aydın: Müslümanlar Trenle Yolculuk Yapmıyorlar mı?

Akademisyen/Sosyolog Ahmet Aydın: Müslümanlar Trenle Yolculuk Yapmıyorlar mı?

Tren garlarından namaz kılan müslümanların yolu geçmiyor mu? Ya da namaz kılan müslümanlar trenle yolculuk yapmıyorlar mı? Geçen gün Isparta'dan İzmir'e trenle yolculuk yapmak için bir planlama yaptık. Trenle yolculuk yapmak seyahatlerimizde çok tercih ettiğimiz bir yol değildi. Dedik haydi bu sefer  yolculuğumuzu trenle gerçekleştirelim. Tren kalkış saati yatsı namazı vaktine denk geliyor. Şöyle ki, tren akşam 22.20'de hareket ediyor, yatsı namazı için ezan da 22.10'da okunuyor. Nasıl olsa istasyonda mescit olmasa da "namaz kılacak küçük bir yer" vardır diye düşündük. Nede olsa çoğunluğu Müslümanların yaşadığı bir ülkede, hele hele vakıf, dernek, cemaat gibi sivil toplum kuruluşlarının yoğun olduğu, manevi iklimin dalga dalga yayıldığı, güller, göller ve nurlar diyarı olan Isparta'da yaşıyoruz. Tren istasyonuna vardık, oradaki görevlilere "namaz kılabileceğimiz bir yerin olup olmadığını" sordum. İçeride 5-6 tane görevli vardı "İstasyonda ve trende mescit olmadığını söylediler" ve herhangi bir alternatif alan da gösterilmedi. Birtanesi "ileride cami var ama, yetişemezsiniz" dedi. Gerçekten de camiye gitsek, trenin kalkışına yetişmemiz mümkün değil.  Allahtan evden tedbirli çıkmışız ki, yanımızda yere seripte üzerinde namaz kılabileceğimiz bir örtü almışız. Neyse biz ezan okununca örtüyü serdik, namazımızı ifa ettik. Namazı kıldıktan sonra, şöyle istasyonun etrafında neler var, neler yok diye baktım; Danışma ofisi var, ama mescit yok. Bilet gişesi var, ama mescit yok. Bekleme salonu var, ama mescit yok. Büfe var, ama mescit yok. Çeşme var, ama mescit yok. Tuvalet var, ama mescit yok. Üstgeçit var, ama mescit yok. Çocuk oyun alanları var, ama mescit yok. Millet bahçesi bile var, ama mescit yok. Kısacası bir insanın ihtiyacı olan her şey var, ama Müslümanların ihtiyacı olan "namaz ibadeti" için mescit yok. Mescidi bırakın, küçük bir yerde olsa insanların ibadetini yapabilecekleri bir alan yok. Isparta gibi bir ilde, eski tren istasyonunun olduğu alan, yeni dizayn edilmesine rağmen, hiçbir şekilde "mescit ya da namaz kılmak için ayrılmış bir alanın" bulunmaması beni gerçekten üzdü. Denebilir ki, DSİ'nin hemen altında yeni yapılan bir Cami var. Cami'nin olduğunu biliyoruz, zaten istasyonda ki görevlide söyledi; fakat namaz vakti ile trenin kalkış saati arasındaki sürenin çok kısa olması nedeniyle, namazı kılıp trenin hareket vaktine yetişmek mümkün değil. Her şeyin olmasına rağmen, namaz kılmak için hiçbir düzenlemenin olmaması, dini vecibelerini yerine getirmek isteyen yolcular açısından ciddi bir eksiklik oluşturuyor. Keşke "içinde aktif tren garının olduğu tek millet bahçesi" olma özelliği ile övündüğümüz kadar, "ibadet edilecek yeri olan, tek tren istasyonu" olma özelliği ile de gururlanabilseydik. Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden, TCDD Isparta Gar yöneticilerinden, İlin söz sahibi olan idarecilerinden, en azından küçük de olsa, perdeyle ayrılabilecek ya da basit bir düzenleme ile mescit olarak kullanılabilecek bir bölümün, istasyonda ya da trenlerin vagonlarından birinde, namazlarını kılmak isteyen yolcuların kullanımına sunulmasını talep ediyorum. Bu konuda gerekli düzenlemenin yapılarak, namazlarını vaktinde kılmak isteyen Müslümanların mağduriyetinin giderilmesini istiyorum. Çünkü yaklaşık 8,5 saat sürecek olan İzmir yolculuğunda, yolculuk esnasında namaz kılınabilecek bir imkan yok. İzmir'e varıldığı zamanda, yatsı namazı vakti çoktan geçiyor. Daha acısı; haydi Yatsı namazını zorda olsa kılıp yola çıktın, fakat sabah namazı vakti, yolculuk esnasında girip çıktığı için, tamamen tehlikeye girmektedir. TCDD yetkililerine sormak istiyorum, her vagonda iki adet WC olmasına rağmen, namaz kılmak için bir alan neden yoktur? Namaz kılmak isteyenler için bir odanın, dizayn edilmesi çok mu zor? İnsanların farz olan ibadetlerini yapabilecekleri bir alan gereklidir. Çünkü namaz insanlar için farz olan en temel ibadettir. Isparta Tren Garında mescidin olmaması üzerine, acaba Türkiye’de ki diğer istasyonlarda durum nedir diye bir araştırma yaptım. Maalesef genel itibariyle tren garlarında bir mescidin ve trenlerde namaz kılmak için herhangi bir alanın olmadığını üzülerek öğrendim.  İnsanın hafsalası bir türlü almıyor. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan güzel ülkemde, tren yolculuklarında Müslümanların namazlarını vaktinde kılabilmeleri için neden bir mescit olmaz? Her şey düşünülürken, WC, kafeterya vs. Mescit neden yok? Namaz kılmak için mescidde elzem bir ihtiyaç. Haydi erkekler bir şekilde kıldıklarını düşünelim. Özellikle hanımefendiler açısından durum biraz daha zor bir hâle gelmektedir. Şimdi düşünün bir hanımefendi kalkıp koridorun ortasında, herkesin gözünün önünde mi namazlarını kılacak? Tek kişilikte olsa namaz kılmak için bir bölüm ayrılabilir diye düşünüyorum. Birileri çıkıp, kardeşim "namazını kaza edersin" ya da "oturduğun yerde kılabilirsin" diyerek fetva verenler olabilir. Bizde şöyle cevap verelim, "ya biz namazı kaza etmeden, tren kaza ederse" ne yapacağız. Ayrıca insanların her türlü ihtiyacı için tedbirler alınırken, namaz kılmak isteyenler için herhangi bir çalışmanın olmaması, insanların bu zaruri ibadet ihtiyacının dikkate alınmaması insanın üzüldüğü nokta.  İslam inancına göre, farz namazlar;sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakittir. Vakit, namazın sıhhatinin en başta gelen şartıdır. Vakit namazları, vakti girdikten itibaren, vaktin sonuna kadar edâ edilebilir. Namazı vaktinde kılmanın büyük sevab ve mükâfatları vardır. İbn-i Mes`ud Hazretleri, Resûl-i Ekrem`e (asm) Allah`ı en çok razı eden amelin hangisi olduğunu sormuş, Resûlüllah Efendimiz de: "Vakti içinde kılınan namaz" olduğunu ifâde etmişlerdir. Vaktinde kılınan namazın da en faziletli ve sevablı olanı, namaz vakti girer girmez kılınan, vaktin evvelinde edâ edilen namazdır. Hadîs-i şerîfte: "Namaz vakti nerede girerse hemen kıl! Çünkü fazilet, vaktin evvelindedir" buyurulmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte ise: "Namazın ilk vakti, Allah`ın rızasına; orta vakti Allah`ın rahmetine vesiledir. Son vakti ise, Allah`ın affına vâbestedir." denilmektedir. Vaktinde kılınmayan namazlar kazaya kalmış olur, kulun uhdesinden sâkıt olmaz. Kaza namazları her ne kadar kulu namaz borcundan kurtarır ise de, vaktinde kılınan namazın verdiği feyiz ve kemâli, uhrevî faydayı ve menfaati vermez. "İslâmiyet'te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır” anlayışı, İslam dininde ibadetlerin önemine, özellikle de namaz ibadetinin önemine dikkat çekmektedir. Bu nedenle hayati tehlikenin bulunduğu savaş anlarında dahi namazın terk edilmesine veya kazaya bırakılmasına müsaade edilmemiştir. Namaz kılmak o kadar önemlidir ki, eğer imkân varsa savaşta bile namazı terk etmemek gerekir. Nitekim Peygamberimiz (asm) ve güzide sahabeleri Bedir Savaşı’nın en çetin anında bile cemaatle namaz kılmışlardı. Müşrik ordusu Müslümanlardan üç kattan daha fazlaydı. Tam bir ölüm kalım mücadelesi veriliyordu. Ama Allah Resulü (asm) ve ashabı canlarını kurtarmaktan ziyade, Allah’ın huzurunda yan yana, omuz omuza namaz kılmayı seçmişlerdi. Bu nedenle farz namazların ciddî bir mâzeret olmadan vaktinde kılınmayıp sonraya terki, sahibini mes`uliyet altına da sokar. Namazın sonradan kazâ edilmesi her ne kadar namaz borcunu düşürürse de ibâdet vazifesinde ihmalkârlık ve kulluk görevini zamanında yapmamak günahını ortadan kaldırmaz. Burada üzerinde durulması gereken konu; Allah'ın verdiği bütün nimetleri sonuna kadar kullanacaksın, ama verdiklerine karşı ona teşekkür etmek için "farz namazını" vaktinde kılamayacaksın. Hem de halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülke de. Duyarlı yöneticilere buradan çağrımız, en kısa zamanda buna bir çözüm bulmalarıdır. Siz sorumluluk alanlarınız dahilinde "vatandaşın namaz gibi önemli bir ibadetini vaktinde eda edebilmesi için gerekli olan imkanları oluşturun", namazı kılıp kılmamak onların sorumluluğundadır. Yani siz yönetici olarak görevinizi yapın. Yarın mahşer gününde, samimi bir Müslüman bile çıkıp, "Ey Allah'ım benim yaşadığım ülkemde, namazlarımı vaktinde kılabilmem için, gerekli şartlar yoktu, bunun içinde namazlarımı vaktinde eda edemedim" derse bunun vebali yöneticilerindir. Bu nedenle mahşerde yöneticilik hesabını vermek çok zor olabilir, buda böyle biline.
Akademisyen/Sosyolog Ahmet Aydın: Müslümanlar Trenle Yolculuk Yapmıyorlar mı?

Tren garlarından namaz kılan müslümanların yolu geçmiyor mu? Ya da namaz kılan müslümanlar trenle yolculuk yapmıyorlar mı?

Geçen gün Isparta'dan İzmir'e trenle yolculuk yapmak için bir planlama yaptık. Trenle yolculuk yapmak seyahatlerimizde çok tercih ettiğimiz bir yol değildi. Dedik haydi bu sefer  yolculuğumuzu trenle gerçekleştirelim. Tren kalkış saati yatsı namazı vaktine denk geliyor. Şöyle ki, tren akşam 22.20'de hareket ediyor, yatsı namazı için ezan da 22.10'da okunuyor.

Nasıl olsa istasyonda mescit olmasa da " namaz kılacak küçük bir yer" vardır diye düşündük. Nede olsa çoğunluğu Müslümanların yaşadığı bir ülkede, hele hele vakıf, dernek, cemaat gibi sivil toplum kuruluşlarının yoğun olduğu, manevi iklimin dalga dalga yayıldığı, güller, göller ve nurlar diyarı olan Isparta'da yaşıyoruz.

Tren istasyonuna vardık, oradaki görevlilere " namaz kılabileceğimiz bir yerin olup olmadığını" sordum. İçeride 5-6 tane görevli vardı "İstasyonda ve trende mescit olmadığını söylediler" ve herhangi bir alternatif alan da gösterilmedi. Birtanesi "ileride cami var ama, yetişemezsiniz" dedi. Gerçekten de camiye gitsek, trenin kalkışına yetişmemiz mümkün değil.  Allahtan evden tedbirli çıkmışız ki, yanımızda yere seripte üzerinde namaz kılabileceğimiz bir örtü almışız. Neyse biz ezan okununca örtüyü serdik, namazımızı ifa ettik.

Namazı kıldıktan sonra, şöyle istasyonun etrafında neler var, neler yok diye baktım;

Danışma ofisi var, ama mescit yok.
Bilet gişesi var, ama mescit yok.
Bekleme salonu var, ama mescit yok.
Büfe var, ama mescit yok.
Çeşme var, ama mescit yok.
Tuvalet var, ama mescit yok.
Üstgeçit var, ama mescit yok.
Çocuk oyun alanları var, ama mescit yok.
Millet bahçesi bile var, ama mescit yok.

Kısacası bir insanın ihtiyacı olan her şey var, ama Müslümanların ihtiyacı olan " namaz ibadeti" için mescit yok.
Mescidi bırakın, küçük bir yerde olsa insanların ibadetini yapabilecekleri bir alan yok.

Isparta gibi bir ilde, eski tren istasyonunun olduğu alan, yeni dizayn edilmesine rağmen, hiçbir şekilde "mescit ya da namaz kılmak için ayrılmış bir alanın" bulunmaması beni gerçekten üzdü.

Denebilir ki, DSİ'nin hemen altında yeni yapılan bir Cami var. Cami'nin olduğunu biliyoruz, zaten istasyonda ki görevlide söyledi; fakat namaz vakti ile trenin kalkış saati arasındaki sürenin çok kısa olması nedeniyle, namazı kılıp trenin hareket vaktine yetişmek mümkün değil.

Her şeyin olmasına rağmen, namaz kılmak için hiçbir düzenlemenin olmaması, dini vecibelerini yerine getirmek isteyen yolcular açısından ciddi bir eksiklik oluşturuyor. Keşke "içinde aktif tren garının olduğu tek millet bahçesi" olma özelliği ile övündüğümüz kadar, " ibadet edilecek yeri olan, tek tren istasyonu" olma özelliği ile de gururlanabilseydik.

Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden, TCDD Isparta Gar yöneticilerinden, İlin söz sahibi olan idarecilerinden, en azından küçük de olsa, perdeyle ayrılabilecek ya da basit bir düzenleme ile mescit olarak kullanılabilecek bir bölümün, istasyonda ya da trenlerin vagonlarından birinde, namazlarını kılmak isteyen yolcuların kullanımına sunulmasını talep ediyorum. Bu konuda gerekli düzenlemenin yapılarak, namazlarını vaktinde kılmak isteyen Müslümanların mağduriyetinin giderilmesini istiyorum. Çünkü yaklaşık 8,5 saat sürecek olan İzmir yolculuğunda, yolculuk esnasında namaz kılınabilecek bir imkan yok. İzmir'e varıldığı zamanda, yatsı namazı vakti çoktan geçiyor. Daha acısı; haydi Yatsı namazını zorda olsa kılıp yola çıktın, fakat sabah namazı vakti, yolculuk esnasında girip çıktığı için, tamamen tehlikeye girmektedir.

TCDD yetkililerine sormak istiyorum, her vagonda iki adet WC olmasına rağmen, namaz kılmak için bir alan neden yoktur?

Namaz kılmak isteyenler için bir odanın, dizayn edilmesi çok mu zor? İnsanların farz olan ibadetlerini yapabilecekleri bir alan gereklidir. Çünkü namaz insanlar için farz olan en temel ibadettir.

Isparta Tren Garında mescidin olmaması üzerine, acaba Türkiye’de ki diğer istasyonlarda durum nedir diye bir araştırma yaptım. Maalesef genel itibariyle tren garlarında bir mescidin ve trenlerde namaz kılmak için herhangi bir alanın olmadığını üzülerek öğrendim. 

İnsanın hafsalası bir türlü almıyor. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan güzel ülkemde, tren yolculuklarında Müslümanların namazlarını vaktinde kılabilmeleri için neden bir mescit olmaz?

Her şey düşünülürken, WC, kafeterya vs. Mescit neden yok? Namaz kılmak için mescidde elzem bir ihtiyaç. Haydi erkekler bir şekilde kıldıklarını düşünelim. Özellikle hanımefendiler açısından durum biraz daha zor bir hâle gelmektedir. Şimdi düşünün bir hanımefendi kalkıp koridorun ortasında, herkesin gözünün önünde mi namazlarını kılacak? Tek kişilikte olsa namaz kılmak için bir bölüm ayrılabilir diye düşünüyorum.

Birileri çıkıp, kardeşim "namazını kaza edersin" ya da "oturduğun yerde kılabilirsin" diyerek fetva verenler olabilir. Bizde şöyle cevap verelim, "ya biz namazı kaza etmeden, tren kaza ederse" ne yapacağız. Ayrıca insanların her türlü ihtiyacı için tedbirler alınırken, namaz kılmak isteyenler için herhangi bir çalışmanın olmaması, insanların bu zaruri ibadet ihtiyacının dikkate alınmaması insanın üzüldüğü nokta. 

İslam inancına göre, farz namazlar;sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakittir. Vakit, namazın sıhhatinin en başta gelen şartıdır. Vakit namazları, vakti girdikten itibaren, vaktin sonuna kadar edâ edilebilir. Namazı vaktinde kılmanın büyük sevab ve mükâfatları vardır. İbn-i Mes`ud Hazretleri, Resûl-i Ekrem`e (asm) Allah`ı en çok razı eden amelin hangisi olduğunu sormuş, Resûlüllah Efendimiz de: "Vakti içinde kılınan namaz" olduğunu ifâde etmişlerdir. Vaktinde kılınan namazın da en faziletli ve sevablı olanı, namaz vakti girer girmez kılınan, vaktin evvelinde edâ edilen namazdır.

Hadîs-i şerîfte: " Namaz vakti nerede girerse hemen kıl! Çünkü fazilet, vaktin evvelindedir" buyurulmuştur.

Diğer bir hadîs-i şerîfte ise: "Namazın ilk vakti, Allah`ın rızasına; orta vakti Allah`ın rahmetine vesiledir. Son vakti ise, Allah`ın affına vâbestedir." denilmektedir.

Vaktinde kılınmayan namazlar kazaya kalmış olur, kulun uhdesinden sâkıt olmaz. Kaza namazları her ne kadar kulu namaz borcundan kurtarır ise de, vaktinde kılınan namazın verdiği feyiz ve kemâli, uhrevî faydayı ve menfaati vermez.

"İslâmiyet'te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır” anlayışı, İslam dininde ibadetlerin önemine, özellikle de namaz ibadetinin önemine dikkat çekmektedir. Bu nedenle hayati tehlikenin bulunduğu savaş anlarında dahi namazın terk edilmesine veya kazaya bırakılmasına müsaade edilmemiştir. Namaz kılmak o kadar önemlidir ki, eğer imkân varsa savaşta bile namazı terk etmemek gerekir. Nitekim Peygamberimiz (asm) ve güzide sahabeleri Bedir Savaşı’nın en çetin anında bile cemaatle namaz kılmışlardı. Müşrik ordusu Müslümanlardan üç kattan daha fazlaydı. Tam bir ölüm kalım mücadelesi veriliyordu. Ama Allah Resulü (asm) ve ashabı canlarını kurtarmaktan ziyade, Allah’ın huzurunda yan yana, omuz omuza namaz kılmayı seçmişlerdi.

Bu nedenle farz namazların ciddî bir mâzeret olmadan vaktinde kılınmayıp sonraya terki, sahibini mes`uliyet altına da sokar. Namazın sonradan kazâ edilmesi her ne kadar namaz borcunu düşürürse de ibâdet vazifesinde ihmalkârlık ve kulluk görevini zamanında yapmamak günahını ortadan kaldırmaz.

Burada üzerinde durulması gereken konu; Allah'ın verdiği bütün nimetleri sonuna kadar kullanacaksın, ama verdiklerine karşı ona teşekkür etmek için "farz namazını" vaktinde kılamayacaksın. Hem de halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülke de.

Duyarlı yöneticilere buradan çağrımız, en kısa zamanda buna bir çözüm bulmalarıdır. Siz sorumluluk alanlarınız dahilinde "vatandaşın namaz gibi önemli bir ibadetini vaktinde eda edebilmesi için gerekli olan imkanları oluşturun", namazı kılıp kılmamak onların sorumluluğundadır. Yani siz yönetici olarak görevinizi yapın.

Yarın mahşer gününde, samimi bir Müslüman bile çıkıp, "Ey Allah'ım benim yaşadığım ülkemde, namazlarımı vaktinde kılabilmem için, gerekli şartlar yoktu, bunun içinde namazlarımı vaktinde eda edemedim" derse bunun vebali yöneticilerindir. Bu nedenle mahşerde yöneticilik hesabını vermek çok zor olabilir, buda böyle biline.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.