Ayşeli Polat'ın kaleminden: Ben Hafız Oldum Dostlar!
Ayşeli Polat'ın kaleminden: Ben Hafız Oldum Dostlar!
Ayşeli Polat'ın kaleminden: Ben Hafız Oldum Dostlar!
Ayşeli Polat'ın kaleminden: Ben Hafız Oldum Dostlar!
Ve bir gün… Duam, kaderimin en güzel yerinde çiçek açtı. Ben bu hayali dün kurmadım ki! Yıllarımı verdim ona.
Gecelerimi sessizce avuçlarımda sakladım, kimselere anlatamadığım umutlarımı kalbimin en kuytu köşesinde büyüttüm. Bazen bir dua gibi fısıldadım adını, bazen içimde kimsenin duymadığı bir çığlık gibi taşıdım. Kimi zaman gerçekleşeceğine inandım, kimi zaman kendimi avutmak için inanır gibi yaptım. Ama ne olursa olsun, ondan hiç vazgeçmedim.
Ve şimdi… Şimdi hayalim, zihnimin uzak bir köşesinde duran silik bir düş olmaktan çıktı; dokunabildiğim, görebildiğim, varlığına inanabilmek için kendimi defalarca çimdiklemek istediğim bir hakikate dönüştü.
Sanki yıllardır içimde kapalı duran bütün pencereler aynı anda açıldı. Sanki gökyüzü, yalnızca benim için yeniden mavileşti. Sanki zaman, bunca yılın yorgunluğunu bir anlığına unutturmak istercesine durdu da hayat, en güzel cümlesini tam karşıma geçip söyledi.
Allah’ım… İnsan, bir ömrün hayalini tek bir ana sığdırabilir miymiş?
Meğer umut etmek, yalnızca beklemek değilmiş; insanın ruhunda bir gün kavuşacağı güzelliğe yer açmasıymış. Meğer sabır, bazen gözyaşlarının ardına saklanmış bir müjdenin sessizce büyümesiymiş. Meğer bazı dilekler, insanın kalbinde yıllarca misafir kalır da vakti geldiğinde bütün bir ömrü aydınlatacak kadar büyük bir sevinçle kapıyı çalarmış.
Şimdi içimde bir bahar var; ne takvime sığan ne de mevsimlere benzeyen… Çiçekleri yılların özleminden, kokusu dualarımdan, renkleri sabrımdan oluşan bir bahar…
Gülümsüyorum; ama bu, sıradan bir gülümseme değil. Sanki yıllardır içimde ağlayan çocuk, nihayet koşup boynuma sarılmış gibi… Sanki geçmişteki bütün kırgınlıklarım, bütün bekleyişlerim, bütün sessiz gözyaşlarım bugün bir araya gelmiş de bana, ‘Bak, vazgeçmediğin için buradayız,’ diyor.
Ve ben şimdi geçmişe dönüp baktığımda, gerçekleşmeyen her şeyin hüznünü değil, beni bu ana kadar taşıyan bütün yolların hikmetini görmek istiyorum.
Çünkü bugün, yalnızca bir hayalim gerçekleşmedi benim. Bugün, yıllardır içimde yaşayan bir duanın gözlerimin önünde hakikat oluşuna şahit oldum.
İnsan böyle bir anda ne söyler ki? Hangi kelime, kalbin göğüs kafesine sığmadığı o anı anlatabilir? Hangi cümle, yılların özlemini bir nefese, hangi şiir, bir ömrün bekleyişini tek bir mısraya sığdırabilir?
Belki de mutluluk tam olarak budur: İnsanın bir zamanlar yalnızca hayal edebildiği bir güzelliğin içinde, bir gün gerçekten nefes aldığını fark etmesi…
Ben şimdi, bu sevincin ortasında, kendime bile inanmakta güçlük çekiyorum. Bir yanım gülüyor, bir yanım ağlıyor; kalbim hem geçmişin bütün hasretini hem de bugünün tarifsiz saadetini aynı anda taşıyor. Sanki içimde biriken bütün nehirler nihayet denizine kavuşmuş; sanki yıllardır susturduğum bütün duygular, bugün özgürlüğüne kavuşmuş.
Meğer insanın kalbi, en çok da kavuştuğunda taşarmış. Şimdi bu anı ömrümün en güzel yerine koymak istiyorum. Zaman geçsin, yıllar değişsin, hayat nice başka hikâyeler yazsın… Ama içimdeki o ilk sevinç, o şaşkınlık, o titreyen şükür duygusu hiç solmasın istiyorum.
Eğer bir gün biri bana mutluluğun neye benzediğini sorarsa, ona uzun uzun anlatmayacağım. Yalnızca gözlerimi kapatıp bugünümü hatırlayacağım. Sonra usulca diyeceğim ki: Bir zamanlar, gerçekleşmesi için içimden binlerce kez dua ettiğim bir hayalim vardı. Ben onu yıllarca kalbimde taşıdım. Ve bir gün hayat, bütün bekleyişlerime değen o cümleyi kurdu: ‘Artık hayal etmene gerek yok… Bak, duanın içindesin.’
Bazı hayaller gerçekleştiğinde insan sadece sevinmez… Yıllardır içinde bekleyen bütün kendisine kavuşur.”
İşte ben de bugün, yıllardır içimde büyüttüğüm o hayale kavuşmanın şaşkınlığıyla, sevincime hangi kelimeyi yoldaş edeceğimi bilemez hâldeyim. Sanki içimde yıllardır biriken bütün dualar, bütün özlemler, bütün umutlar tek bir anda dile gelmek istiyor. Kalbim göğsüme sığmıyor, gözlerim sevincimi saklayamıyor; ruhum, bir zamanlar yalnızca hayalini kurabildiği o güzelliğin tam ortasında, hâlâ bunun gerçek olduğuna inanmaya çalışıyor.
Ne desem eksik, ne yazsam yarım kalacak biliyorum. Çünkü bu, sıradan bir kavuşmanın sevinci değil; yıllarca gönlümde taşıdığım, uğruna sabrettiğim, her adımında dua ettiğim bir ömrün hayali…
Ve şimdi, bütün bu duyguların ortasında, sanki yıllardır içimde bekleyen o küçük çocuk nihayet söz alıyor. Gözleri sevinçten ışıl ışıl, sesi heyecandan titrek, kalbi şükürle dolu… Başını kaldırıp bütün dünyaya seslenmek istiyor. Yıllardır içinde sakladığı o büyük müjdeyi artık kendine bile fısıldamakla yetinemiyor.
Dudaklarımdan, bir ömrün özlemini, binlerce duayı ve tarifsiz bir şükrü içine alan o cümle dökülüyor: Ben hafız oldum dostlar… Evet, ben hafız oldum!
Hani bir zamanlar hayalini kurduğum, geceler boyu duasını ettiğim, kimi vakit yüreğime sığdıramayıp gözyaşlarıma anlattığım o büyük düş vardı ya… İşte bugün o düş, ömrümün en güzel hakikatine dönüştü.
Ben hafız oldum dostlar… Bir zamanlar küçücük bir yüreğe kocaman bir sevda düşmüştü. Henüz yolun başındayken, önümde ne uzun yollar ne çetin imtihanlar vardı… Bilmiyordum kaç gece uykumdan vazgeçeceğimi, kaç defa aynı satırları yeniden okuyacağımı, kaç kez dilimin sürçüp kalbimin mahcup olacağını... Bilmiyordum bazen yorulacağımı, bazen kendimle mücadele edeceğimi, bazen de bir tek ayeti gönlüme nakşedebilmek için saatlerce uğraşacağımı…
Ama bir şeyi biliyordum dostlar: Benim bir hayalim vardı. Hem de uğruna yorulmayı göze aldığım, uğruna sabretmeyi öğrendiğim, uğruna nice duayı göğe yükselttiğim bir hayal…
Kur’an’ı ezberlemek değil yalnızca, onu kalbime emanet bilmekti benim hayalim. Ben bugün, o hayalin eşiğinde değilim artık, o hayalin tam ortasındayım!
Şimdi söylesenize, insan böyle bir mutluluğu nasıl anlatır? Hangi kelime yeter bu sevince, hangi cümle taşır yüreğimde kopan bu bayramı? İçimde biriken sevinci hangi şiire sığdırayım, hangi mısraya emanet edeyim? Öyle bir duygu ki bu, anlatsam eksik kalacak, sussam içimde taşacak…
Gözlerim doluyor dostlar… Ama bu defa hasretten değil. Bu defa yarım kalmışlıktan, yetişememişlikten, kavuşamamışlıktan değil. Bu defa yıllarca beklediğim bir güzelliğin karşısında durup ona dokunabildiğim için doluyor gözlerim.
Çünkü ben, bir zamanlar ezberlemek için çabaladığım ayetleri bugün kalbimde taşımanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Dün dilimde tekrar ettiğim kelam, bugün ömrümün en kıymetli nişanesi oldu. Dün her sayfanın başında yeniden başladığım o kutlu yolculuk, bugün gönlümde tarifsiz bir şükre dönüştü.
Ve ben şimdi geriye dönüp baktığımda, yalnızca ezberlediğim sayfaları görmüyorum dostlar…
Bir harfi öğrenmek için verdiğim emeği görüyorum. Bir ayeti tamamlayabilmek için döktüğüm alın terini görüyorum. Bazen içime çöken yorgunluğu, bazen yeniden başlamak için kendimde bulduğum gücü görüyorum. Herkesin duymadığı dualarımı, kimselere anlatmadığım mücadelelerimi, yalnızca Rabbimin bildiği nice hâlimi görüyorum.
Meğer her tekrar bir adım, her sabır bir basamak, her gözyaşı bu sevdaya düşen bir damlaymış. Meğer insan, bir hayalin peşinden yürürken yalnızca ona kavuşmak için değil, o yolda olgunlaşmak için de yürürmüş.
Ben hafız oldum dostlar…
Ama bugün içimde yalnızca bir başarının sevinci yok. Bir emanetin ağırlığı, bir nimetin şükrü, bir ömrün istikametine dair tarifsiz bir heyecan var.
Çünkü biliyorum ki hafızlık, yalnızca son sayfayı da ezberleyip kitabı kapatmak değildir. Asıl mesele, ezberlenen ayetleri hayatın satırlarına yazabilmek; Kur’an’ı yalnızca dilde değil, ahlakta, merhamette, davranışta ve gönülde taşıyabilmektir.
Bugün bir yolun sonuna gelmiş gibi görünsem de aslında yeni bir yolun başındayım dostlar. Bugün ezberimin tamamlanışına seviniyorum; yarın ise bu mukaddes emanete layık olabilmek için gayret edeceğim.
Rabbim, dilime yerleştirdiği ayetleri kalbimden eksik etmesin. Unutmaya karşı hafızamı, gaflete karşı gönlümü muhafaza etsin. Kur’an’ı bana yalnızca ezberlemeyi değil, anlamayı, yaşamayı ve güzelliklerini hayatıma nakşetmeyi de nasip etsin.
Ben hafız oldum dostlar… Şimdi bu sevincimi kiminle paylaşayım? Yıllarca bana dua edenlerle mi, yolumda bana destek olanlarla mı, bir harfi doğru öğrenebilmem için sabırla yanımda duranlarla mı? Yoksa henüz küçücükken bu hayali kalbine yerleştiren ve bugün bu hayalin gerçekleştiğine şahit olan kendimle mi?
Hepsine ayrı ayrı sarılmak, hepsine teşekkür etmek, hepsinin duasına amin demek istiyorum. En çok da başımı secdeye koyup, kelimelerin sustuğu yerde Rabbime şükretmek istiyorum.
Çünkü ben biliyorum dostlar… Bu yol yalnızca benim gayretimle yürünmedi. Ben çalıştım, yoruldum, tekrar ettim; ama her adımda Rabbimin lütfuna muhtaçtım. Bugün bu nimete eriştiysem, bunda O'nun ikramı, sevdiklerimin duası ve nice görünmez desteğin payı var.
Elhamdülillah dostlar, elhamdülillah!
Bir zamanlar uzaktan baktığım o hayal, bugün avuçlarımın içinde bir hakikat. Bir zamanlar ulaşmak için dua ettiğim o makam, bugün omuzlarımda bir emanet. Ve bir zamanlar gözlerimi kapatıp düşlediğim o cümle, bugün dudaklarımdan dökülüyor:
Ben hafız oldum dostlar… Kur’an’ın harfleriyle yoğruldu gönlüm, ayetleriyle aydınlandı yolum. Nice sabırla ördüm bu hayali, nice duayla büyüttüm içimde. Şimdi sevincim göklere sığmıyor, şükrüm kelimelere yetmiyor.
Bugün içimde bir çocuk var dostlar; yıllardır bu günü bekleyen, her düştüğünde yeniden kalkan, her yorulduğunda hayaline tutunan bir çocuk… Şimdi koşup geçmişteki hâline sarılmak, kulağına usulca fısıldamak istiyorum:
“Bak, başardık… Bir zamanlar uğruna dua ettiğimiz o güzel gün geldi. Sabret dediğimiz günler geride kaldı. Gözyaşlarımız boşa akmadı. Hayalimiz gerçek oldu…”
Eğer bir gün bu anın heyecanı diner, sevinç gözyaşlarım kurur, hayat beni başka imtihanlarla karşı karşıya bırakırsa, bugünümü hatırlayacağım. Bu mutluluğun kalbimde bıraktığı izi yeniden hissedecek, niçin yola çıktığımı kendime yeniden hatırlatacağım. Bazı günler vardır ki takvimden silinmez; insanın ömrüne mühürlenir. Bazı hayaller vardır ki gerçekleştiğinde yalnızca bir dilek tamamlanmaz; insanın içinde yıllardır bekleyen bir dua da huzura kavuşur. Bazı sevinçler vardır ki onları anlatmaya ne kelimeler yeter ne de şiirler… İşte benim sevincim de böyle dostlar.
Rabbim, bugünümü dünümden hayırlı, yarınımı bugünümden bereketli eylesin. Kur’an’ı kalbimin nuru, yolumun rehberi, ömrümün yoldaşı kılsın. Beni onunla yaşayan, onunla güzelleşen, onun ahlakıyla ahlaklanan kullarından eylesin. Bir gün bu dünyadan göçüp giderken ardımda yalnızca ezberlenmiş sayfalar değil, Kur’an’ın güzelliğinden nasiplenmiş bir ömür bırakmayı nasip etsin.
Çünkü bugün ben yalnızca bir hayalime kavuşmadım dostlar… Bugün, ömrümün en büyük emanetine kavuşmanın sevincini yaşadım. Bugün, yıllardır kalbimde sakladığım duanın gerçeğe dönüşüne şahit oldum.
Bugün, bir ömür unutamayacağım o cümleyi söyledim: Ben hafız oldum dostlar…
Artık kalbimde taşıdığım her ayet, bana yalnızca nereden geldiğimi değil, nereye yürümem gerektiğini de hatırlatacak.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



