Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Havva Saraç'ın kaleminden... Dinde Zorlama Yoktur

Yazarlar (Web Sitesi) - Web Sitesi | 10.09.2026 - 20:14, Güncelleme: 10.09.2026 - 20:29
 

Havva Saraç'ın kaleminden... Dinde Zorlama Yoktur

Havva Saraç'ın kaleminden... Dinde Zorlama Yoktur

Okullarda Cuma namazı serbestiyetini, öğrencileri birbirine zincirle bağlayıp cebren camiye götürmek olarak anlayan ve atak geçiren bazı veliler, medya aracılığıyla çocuğunu okula göndermeyeceğini ilan ettiler. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, böyle bir zorunluluk olmadığını, yalnızca Cuma kılmak isteyen öğrencilerin güvenliği, ders kaybı yaşamadan okul mescidinde rahatça namazlarını kılabilmeleri için böyle bir uygulamanın gerektiğini belirtti. Okulda bir tören hazırlığı, yürüyüş, etkinlik olduğunda öğrencilere "Ya sev ya terket!" tarzı dayatmaları cüretkar bir şekilde yapan kişilerin konu namaz olduğunda özgürlük havarisi kesilmelerine şaşırdık mı? Elbette hayır... Onların karşı oldukları şey kendi çocuklarının zorla camiye gitmeleri değil. Bunun olmayacağını gayet iyi biliyorlar zaten. Onların tahammül edemedikleri konu, namaz kılan talebelerin özgürce Cuma'ya gidebilecek olması. Bu ülkede yıllardır dindarların, beyaz Türklerin izin vermediği hiçbir şeyi yapamamaları gerekmekteydi ve bu böyle de devam etmeliydi. Kız çocuklarının küçük yaşta örtü takıp namaz kılmalarına, Kuran ve Arapça öğrenmelerine de şiddetle karşıdırlar. Aynı küçük çocuklar üç yaşından itibaren İngilizce öğrenebilirler, voleybol oynayabilir, bale yapabilirler. Kadınlar gibi mini, dekolte elbise giyebilirler, makyaj dahi yapabilirler. Kendileri için farklı bir cinsiyet tercih edebilirler. Çocuklarına Batı dillerini ve sporlarını öğretmek için baskı yapan, kurs kurs koşturup özel hoca tutan veliler en bilinçli, aydın veliler olurken evladına Allah'ın ayetlerini, Kuran ahlakını, şefkat ve merhametini öğreten ebeveynler yobaz, dayatmacı, özgürlük düşmanı olmuş olurlar. Aslında her anne baba seçtiği eğitim şekliyle kendi Frankenstein'ini yahut vicdan sahibi varisini büyütüyor. Dünyevi hazlarla, Batı medeniyetinin öğretileriyle yalnızca maddi isteklerini ve bedenini yücelten gençler çok yüksek mevkilere dahi gelse kendi ihtiyaçları haricinde anne babasını görmek bile istemiyorlar. Dini ve ahlaki değerlerle yetişen, büyüklerine, akrabalarına ve tüm canlılara merhametli gençler mesleği, konumu ne olursa olsun anne babaya daima hürmet ve şefkat gösteriyorlar. Ve bir sonraki nesil hangi medeniyetin değerleri etkisinde şekillenirse aile ve toplumsal bağları da o kadar sağlam yahut çürük olmaya mahkum olmaktadır. Çocuklarımız küçükken onların fıtratı bozulmasın, tertemiz kalabilsinler diye kalpleri ve akılları henüz batılla işgal edilmeden Rabbimizin ayetleriyle onları yeşertmemiz gerekiyor. Belli bir yaştan sonra ağacı eğmek istersek dallar kırılıyor, nasihate kulaklar tıkanıyor. Tüm çabalarımıza rağmen bazen küfrün karanlığı iyi niyetli gayretlerimizi örtebiliyor. Böyle durumlarda da ayet-i kerimede geçtiği üzere, dinde zorlamanın olmadığını bilmek, ümitsizliğe düşmeden yeniden duaya sarılmak belki de elimizden gelen yegane şeydir. "Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (Bakara, 256)
Havva Saraç'ın kaleminden... Dinde Zorlama Yoktur

Okullarda Cuma namazı serbestiyetini, öğrencileri birbirine zincirle bağlayıp cebren camiye götürmek olarak anlayan ve atak geçiren bazı veliler, medya aracılığıyla çocuğunu okula göndermeyeceğini ilan ettiler. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, böyle bir zorunluluk olmadığını, yalnızca Cuma kılmak isteyen öğrencilerin güvenliği, ders kaybı yaşamadan okul mescidinde rahatça namazlarını kılabilmeleri için böyle bir uygulamanın gerektiğini belirtti.

Okulda bir tören hazırlığı, yürüyüş, etkinlik olduğunda öğrencilere "Ya sev ya terket!" tarzı dayatmaları cüretkar bir şekilde yapan kişilerin konu namaz olduğunda özgürlük havarisi kesilmelerine şaşırdık mı? Elbette hayır...

Onların karşı oldukları şey kendi çocuklarının zorla camiye gitmeleri değil. Bunun olmayacağını gayet iyi biliyorlar zaten. Onların tahammül edemedikleri konu, namaz kılan talebelerin özgürce Cuma'ya gidebilecek olması. Bu ülkede yıllardır dindarların, beyaz Türklerin izin vermediği hiçbir şeyi yapamamaları gerekmekteydi ve bu böyle de devam etmeliydi.

Kız çocuklarının küçük yaşta örtü takıp namaz kılmalarına, Kuran ve Arapça öğrenmelerine de şiddetle karşıdırlar. Aynı küçük çocuklar üç yaşından itibaren İngilizce öğrenebilirler, voleybol oynayabilir, bale yapabilirler. Kadınlar gibi mini, dekolte elbise giyebilirler, makyaj dahi yapabilirler. Kendileri için farklı bir cinsiyet tercih edebilirler. Çocuklarına Batı dillerini ve sporlarını öğretmek için baskı yapan, kurs kurs koşturup özel hoca tutan veliler en bilinçli, aydın veliler olurken evladına Allah'ın ayetlerini, Kuran ahlakını, şefkat ve merhametini öğreten ebeveynler yobaz, dayatmacı, özgürlük düşmanı olmuş olurlar.

Aslında her anne baba seçtiği eğitim şekliyle kendi Frankenstein'ini yahut vicdan sahibi varisini büyütüyor. Dünyevi hazlarla, Batı medeniyetinin öğretileriyle yalnızca maddi isteklerini ve bedenini yücelten gençler çok yüksek mevkilere dahi gelse kendi ihtiyaçları haricinde anne babasını görmek bile istemiyorlar. Dini ve ahlaki değerlerle yetişen, büyüklerine, akrabalarına ve tüm canlılara merhametli gençler mesleği, konumu ne olursa olsun anne babaya daima hürmet ve şefkat gösteriyorlar. Ve bir sonraki nesil hangi medeniyetin değerleri etkisinde şekillenirse aile ve toplumsal bağları da o kadar sağlam yahut çürük olmaya mahkum olmaktadır.

Çocuklarımız küçükken onların fıtratı bozulmasın, tertemiz kalabilsinler diye kalpleri ve akılları henüz batılla işgal edilmeden Rabbimizin ayetleriyle onları yeşertmemiz gerekiyor. Belli bir yaştan sonra ağacı eğmek istersek dallar kırılıyor, nasihate kulaklar tıkanıyor. Tüm çabalarımıza rağmen bazen küfrün karanlığı iyi niyetli gayretlerimizi örtebiliyor. Böyle durumlarda da ayet-i kerimede geçtiği üzere, dinde zorlamanın olmadığını bilmek, ümitsizliğe düşmeden yeniden duaya sarılmak belki de elimizden gelen yegane şeydir.

"Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (Bakara, 256)

Habere ifade bırak !
Haberle İlişkili Makale
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.