Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Isparta İçin Kritik Uyarı: "Tarım Topraklarını Betona Teslim Etmeyin!"

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 14.07.2026 - 13:48, Güncelleme: 14.07.2026 - 13:48
 

Isparta İçin Kritik Uyarı: "Tarım Topraklarını Betona Teslim Etmeyin!"

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği, düzenlediği basın toplantısında Isparta'nın geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Temsilcilik, kentin kontrolsüz şekilde yatay büyümesi yerine, tarım arazilerini koruyan planlı ve nitelikli dikey şehirleşmenin benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği toplantıda kentsel dönüşüm, şehirleşme politikaları ve Isparta'nın geleceğine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamada, "Isparta, coğrafi yapısı nedeniyle sınırsız biçimde yatayda büyüyebilecek bir kent değildir. Kentin doğal gelişim yönlerinden biri Kuleönü Ovası’dır. Ancak bu alanların önemli bölümü nitelikli tarım arazisi ve Büyük Ova Koruma Alanı niteliğindedir. Bir taraftan şehirleşme ihtiyacını karşılamaya çalışırken diğer taraftan tarım topraklarımızı betonlaştırmak, geleceğimizi tüketmek anlamına gelecektir. Bu nedenle Isparta’nın önündeki temel seçenek, tarım alanlarına doğru kontrolsüz biçimde yayılmak değil; mevcut kent merkezini bilimsel, planlı ve bütüncül bir kentsel dönüşüm anlayışıyla yeniden ele almaktır.   Ancak kentsel dönüşüm denildiğinde yalnızca eski binanın yıkılıp aynı parsel üzerine birkaç kat daha yüksek yeni bir bina yapılmasını anlamamalıyız. Kentsel dönüşüm; parsel bazlı değil, mahalle ve ada bazlı düşünülmelidir.   Dar sokakları, otopark sorunu, yetersiz sosyal donatıları, yeşil alan eksikliği ve ekonomik ömrünü tamamlamış yapı stoku bulunan mahallelerimiz bütüncül olarak yeniden planlanmalıdır.   Biz inşaat mühendisleri olarak 5 veya 10 katlı yapılarla sınırlandırılmak zorunda değiliz. Bilimsel zemin etütleri, doğru taşıyıcı sistem tasarımı, etkin denetim ve nitelikli mühendislik hizmetleri sağlandığında 50 katlı da 100 katlı da güvenli yapılar tasarlayabilecek teknik bilgiye ve mühendislik kapasitesine sahibiz.   Buradaki önerimiz her yere kontrolsüz şekilde gökdelen yapılması değildir. Önerimiz; uygun zeminlerde, uygun bölgelerde, altyapısı önceden planlanmış, ulaşım bağlantıları çözülmüş, deprem güvenliği sağlanmış ve sosyal donatı alanları oluşturulmuş nitelikli dikey şehirleşme modelidir.   Daha az taban alanına yayılan, daha yüksek ve güvenli yapılar inşa ederek mahallelerimizin önemli bölümlerini koru alanlarına, parklara, meydanlara, yürüyüş yollarına ve çocuk oyun alanlarına ayırabiliriz. Kentler yalnızca binalardan oluşmaz. İnsanların nefes alabildiği, çocukların güvenle oynayabildiği, yaşlıların yürüyebildiği, afet anında toplanma alanlarının bulunduğu mahalleler oluşturmak zorundayız.   Bugün birçok bölgede dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri de arsa sahiplerinin yüksek kat karşılığı beklentileridir. Arsa sahiplerinin yüzde 40, yüzde 50 hatta daha yüksek oranlarda kat karşılığı talep ettiği bir sistemde; müteahhidin, mühendisin, mimarın, işçinin ve malzeme üreticisinin emeğinin karşılığını sağlıklı biçimde alması mümkün değildir.   Bu düzen, üretmeden yalnızca geçmişten kalan taşınmazlar üzerinden kazanç sağlama alışkanlığını beslemektedir. Bunu biraz mizahi fakat çarpıcı bir ifadeyle dile getirdik: Artık ölülerin dirileri beslediği bir ekonomik düzenden çıkmamız gerekiyor.   Yani geçmiş kuşaklardan miras kalan arsaları sürekli gelir kaynağı olarak görme anlayışından vazgeçmeliyiz. Kentin dönüşüm maliyeti yalnızca yatırımcının veya müteahhidin omzuna yüklenmemelidir. Arsa sahipleri, kamu kurumları, yerel yönetimler, yatırımcılar ve meslek odaları bu sürecin sorumluluğunu birlikte paylaşmalıdır.   Kat karşılığı oranları makul seviyelere çekilmeden, ada bazlı birleşmeler teşvik edilmeden ve kamu eliyle planlama desteği sağlanmadan gerçek anlamda bir kentsel dönüşüm gerçekleştirilemez.   Isparta’nın geleceği günübirlik imar artışlarıyla, parsel bazlı ayrıcalıklarla veya tarım alanlarının yeni yapılaşmaya açılmasıyla planlanamaz. Isparta’nın ihtiyacı; tarım topraklarını koruyan, mevcut yapı stokunu güvenli hâle getiren, ada ve mahalle bazlı dönüşümü esas alan, yüksekliği değil güvensizliği sorun olarak gören, yeşil alanı ve sosyal donatıyı artıran, mühendislik bilimine güvenen, rantı değil kamu yararını önceleyen, yeni bir şehircilik anlayışıdır.   Bizler yüksek binalardan değil, mühendislik hizmeti almamış yapılardan korkmalıyız. Kat sayısını tartışmadan önce zemini, taşıyıcı sistemi, denetimi, ulaşımı, altyapıyı ve yaşam kalitesini tartışmalıyız. Doğru planlama ve nitelikli mühendislikle Isparta’yı tarım topraklarını tüketmeden, güvenli, çağdaş ve nefes alan bir kent hâline getirmek mümkündür.   Isparta’nın geleceğini yatayda yayılarak değil; akılla, bilimle, mühendislikle ve ortak iradeyle inşa etmeliyiz." ifadelerine yer verildi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği, düzenlediği basın toplantısında Isparta'nın geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Temsilcilik, kentin kontrolsüz şekilde yatay büyümesi yerine, tarım arazilerini koruyan planlı ve nitelikli dikey şehirleşmenin benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Isparta Temsilciliği, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği toplantıda kentsel dönüşüm, şehirleşme politikaları ve Isparta'nın geleceğine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.

Yapılan açıklamada, "Isparta, coğrafi yapısı nedeniyle sınırsız biçimde yatayda büyüyebilecek bir kent değildir. Kentin doğal gelişim yönlerinden biri Kuleönü Ovası’dır. Ancak bu alanların önemli bölümü nitelikli tarım arazisi ve Büyük Ova Koruma Alanı niteliğindedir. Bir taraftan şehirleşme ihtiyacını karşılamaya çalışırken diğer taraftan tarım topraklarımızı betonlaştırmak, geleceğimizi tüketmek anlamına gelecektir.

Bu nedenle Isparta’nın önündeki temel seçenek, tarım alanlarına doğru kontrolsüz biçimde yayılmak değil; mevcut kent merkezini bilimsel, planlı ve bütüncül bir kentsel dönüşüm anlayışıyla yeniden ele almaktır.
 
Ancak kentsel dönüşüm denildiğinde yalnızca eski binanın yıkılıp aynı parsel üzerine birkaç kat daha yüksek yeni bir bina yapılmasını anlamamalıyız. Kentsel dönüşüm; parsel bazlı değil, mahalle ve ada bazlı düşünülmelidir.
 
Dar sokakları, otopark sorunu, yetersiz sosyal donatıları, yeşil alan eksikliği ve ekonomik ömrünü tamamlamış yapı stoku bulunan mahallelerimiz bütüncül olarak yeniden planlanmalıdır.
 
Biz inşaat mühendisleri olarak 5 veya 10 katlı yapılarla sınırlandırılmak zorunda değiliz. Bilimsel zemin etütleri, doğru taşıyıcı sistem tasarımı, etkin denetim ve nitelikli mühendislik hizmetleri sağlandığında 50 katlı da 100 katlı da güvenli yapılar tasarlayabilecek teknik bilgiye ve mühendislik kapasitesine sahibiz.
 
Buradaki önerimiz her yere kontrolsüz şekilde gökdelen yapılması değildir. Önerimiz; uygun zeminlerde, uygun bölgelerde, altyapısı önceden planlanmış, ulaşım bağlantıları çözülmüş, deprem güvenliği sağlanmış ve sosyal donatı alanları oluşturulmuş nitelikli dikey şehirleşme modelidir.
 
Daha az taban alanına yayılan, daha yüksek ve güvenli yapılar inşa ederek mahallelerimizin önemli bölümlerini koru alanlarına, parklara, meydanlara, yürüyüş yollarına ve çocuk oyun alanlarına ayırabiliriz. Kentler yalnızca binalardan oluşmaz. İnsanların nefes alabildiği, çocukların güvenle oynayabildiği, yaşlıların yürüyebildiği, afet anında toplanma alanlarının bulunduğu mahalleler oluşturmak zorundayız.
 
Bugün birçok bölgede dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri de arsa sahiplerinin yüksek kat karşılığı beklentileridir. Arsa sahiplerinin yüzde 40, yüzde 50 hatta daha yüksek oranlarda kat karşılığı talep ettiği bir sistemde; müteahhidin, mühendisin, mimarın, işçinin ve malzeme üreticisinin emeğinin karşılığını sağlıklı biçimde alması mümkün değildir.
 
Bu düzen, üretmeden yalnızca geçmişten kalan taşınmazlar üzerinden kazanç sağlama alışkanlığını beslemektedir. Bunu biraz mizahi fakat çarpıcı bir ifadeyle dile getirdik: Artık ölülerin dirileri beslediği bir ekonomik düzenden çıkmamız gerekiyor.
 
Yani geçmiş kuşaklardan miras kalan arsaları sürekli gelir kaynağı olarak görme anlayışından vazgeçmeliyiz. Kentin dönüşüm maliyeti yalnızca yatırımcının veya müteahhidin omzuna yüklenmemelidir. Arsa sahipleri, kamu kurumları, yerel yönetimler, yatırımcılar ve meslek odaları bu sürecin sorumluluğunu birlikte paylaşmalıdır.
 
Kat karşılığı oranları makul seviyelere çekilmeden, ada bazlı birleşmeler teşvik edilmeden ve kamu eliyle planlama desteği sağlanmadan gerçek anlamda bir kentsel dönüşüm gerçekleştirilemez.
 
Isparta’nın geleceği günübirlik imar artışlarıyla, parsel bazlı ayrıcalıklarla veya tarım alanlarının yeni yapılaşmaya açılmasıyla planlanamaz. Isparta’nın ihtiyacı; tarım topraklarını koruyan, mevcut yapı stokunu güvenli hâle getiren, ada ve mahalle bazlı dönüşümü esas alan, yüksekliği değil güvensizliği sorun olarak gören, yeşil alanı ve sosyal donatıyı artıran, mühendislik bilimine güvenen, rantı değil kamu yararını önceleyen, yeni bir şehircilik anlayışıdır.
 
Bizler yüksek binalardan değil, mühendislik hizmeti almamış yapılardan korkmalıyız. Kat sayısını tartışmadan önce zemini, taşıyıcı sistemi, denetimi, ulaşımı, altyapıyı ve yaşam kalitesini tartışmalıyız. Doğru planlama ve nitelikli mühendislikle Isparta’yı tarım topraklarını tüketmeden, güvenli, çağdaş ve nefes alan bir kent hâline getirmek mümkündür.
 
Isparta’nın geleceğini yatayda yayılarak değil; akılla, bilimle, mühendislikle ve ortak iradeyle inşa etmeliyiz." ifadelerine yer verildi.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.