Isparta'da Bir Çizgi Aşıldı Bir Duruş Görüldü
Isparta'da Bir Çizgi Aşıldı Bir Duruş Görüldü
Gazeteci Muhammed Enes Yapalıkan'ın kaleminden...
Gazeteci Muhammed Enes Yapalıkan'ın kaleminden...
Tuvalette kamera olur mu?
Bu soru aslında sorulması bile utanç verici bir noktaya işaret ediyor. Ama maalesef Isparta’da yaşadığımız süreç, bu soruyu yüksek sesle sormayı zorunlu kıldı.
Okul tuvaletinde kamera görülmesi teknik bir aksaklık değil, çocukların mahremiyetine dokunan ağır bir kırılmaydı. Güvenlik bahanesiyle aşılmaması gereken bir çizgi geçildiğinde tartışılan şey artık bir cihaz değil, toplumun çocuklara verdiği değerdir.
Bu mesele yönetmelik yorumu değil, medeniyet meselesiydi.
Çünkü çocuk, yetişkin gibi hakkını arayamaz. Rahatsız olduğunu dile getiremez. Gördüğünün yanlış olduğunu bile her zaman kavrayamaz. Bu yüzden yetişkinlerin görevi onun adına hassas olmaktır.
Süreç tam da bu nedenle kritik hale geldi.
Kameraların varlığı kadar, “ama güvenlik için” diyebilen bir zihniyet ihtimali de alarm zillerini çaldırdı. Zira tarih bize gösteriyor ki özgürlükler en çok “güvenlik” gerekçesiyle daraltılır. Ancak çocuk söz konusuysa bu gerekçenin hiçbir karşılığı yoktur.
Bu noktada önemli olan yalnızca kameraların sökülmesi değil, sürecin nasıl yönetildiğiydi.
Ve burada altını çizmem gereken bir duruş var.
Olayın ilk anından itibaren süreci yakından takip eden, üzerinin örtülmesine izin vermeyen ve kamu vicdanını önceleyen yaklaşımı için Isparta Valisi Abdullah Erin’e teşekkür borçluyum. Sorunu ciddiyetle ele alması, meseleyi geciktirmeden soruşturma sürecine taşıması doğru ve gerekli bir tutumdu.
Aynı şekilde, başından sonuna kadar ulaşılabilir olan, gelişmeleri şeffaf biçimde paylaşan ve gazeteci olarak sorularımıza kaçamak cevaplar yerine net bilgiler veren İl Millî Eğitim Müdürü Recai Ocak’a da teşekkür etmek gerekir. Bu açık iletişim, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından önemliydi.
Müdürün görevden alınması, meselenin kapatılması değil; sorumluluğun gereğiydi. Çünkü çocukların mahremiyetinin ihlal edildiği bir tabloda kimsenin “görevde kalma hakkı” tartışma konusu olamaz.
Bu süreç bize şunu gösterdi:
Okul sadece ders anlatılan bir bina değildir. Devletin çocuğa dokunduğu ilk resmî mekândır. Çocuk orada devlete güvenmeyi öğrenmelidir; izlenmiş hissetmeyi değil.
Bugün kameralar sökülmüş olabilir. Soruşturma tamamlanmış olabilir. Müdür görevden alınmış olabilir.
Ama asıl mesele zihniyettir.
Ve bu zihniyetle mücadele, bundan sonra da hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu yüzden hem kamu vicdanını önceleyen yöneticilere teşekkür ederken hem de çocukların mahremiyetine bir daha kimsenin cesaret edemeyeceği şekilde net bir sınır çizilmesi gerektiğini hatırlatmak zorundayız.
Çünkü bazı çizgiler vardır.
Ve o çizgiler bir kez aşıldığında, susmak asla seçenek değildir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



