Isparta'dan Dünyaya Mesaj: Bir Sonraki Bayram Özgür Gazze’de
Isparta'dan Dünyaya Mesaj: Bir Sonraki Bayram Özgür Gazze’de
Isparta İnsanlık İttifakı Koordinatörü Dr. Muhammet Raşit Sancar, Ramazan Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada Gazze ve Filistin’de yaşananlara dikkat çekerek umut ve birlik mesajı verdi.
Isparta İnsanlık İttifakı Koordinatörü Dr. Muhammet Raşit Sancar, Ramazan Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada Gazze ve Filistin’de yaşananlara dikkat çekerek umut ve birlik mesajı verdi.
Muhammet Raşit Sancar, bayrama buruk girdiklerini belirterek, İslam coğrafyasında yaşanan acıların bayram sevincini gölgelediğini ifade etti. Özellikle Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya yönelik kısıtlamalara değinen Sancar, “Çocukların güldüğü değil, öldüğü bir bayram yaşıyoruz” dedi. Sancar açıklamasında, "İçimiz buruk; bunu biliyoruz ve bunu hissediyoruz. İslam coğrafyasının dört bir yanında birbiri ardına yanan ateşler, bayramı neşeyle değil hüzünle karşılamamıza sebep oluyor. Çocukların güldüğünü değil, maalesef öldüğünü konuştuğumuz bir bayramda bu satırları kaleme alıyoruz. Üstelik bu bayramı, Kudüs'ün yaklaşık yirmi gündür tamamen kapalı olduğu bir süreçte karşılıyoruz. Mescid-i Aksa'ya adım atmanın, orada namaz kılmanın, o mübarek mekânda bayram tekbiri getirmenin bile engellendiği bir tablo ile yüz yüzeyiz. Doğu Türkistan'dan Gazze'ye, oradan Kudüs'e uzanan bu tablo, ümmet için ağır bir imtihan; herkes kendi sınav kâğıdını kendi eliyle dolduruyor. Elinden geleni yapanlar bu imtihanı geçecek, seyirci kalanlar ise tarih önünde hesabını verecektir.
Ben bu meseleye ümit penceresinden bakmayı tercih ediyorum. Zira umudu yitirmek, sonucu görmeden teslim olmaktır.
Tarihe baktığımızda şunu görürüz: En güzel dönüşümler, çoğu zaman en karanlık dönemlerin hemen ardından gelmiştir. Endülüs'ün çöküşünün ardından Osmanlı'nın yükselişi, nice İslam beldelerindeki baskı dönemlerinin ardından gelen diriliş hareketleri… Tarih bize defalarca göstermiştir ki zulüm ne kadar derinleşirse, ilahi adalet o kadar kaçınılmaz bir şekilde tecelli etmiştir.
Karanlığın en yoğun olduğu an, çoğu zaman şafağın en yakın olduğu andır.
Çok gerilere gitmeye gerek yok; yakın geçmişimize bakmak da yeterli. Bir zamanlar biz de bugün Gazze'de ve Doğu Türkistan'da yaşananlara benzer baskılar içindeydik. Bütün değerleri çiğnenmiş, kimliğinden ve inancından uzaklaştırılmaya çalışılan bir Anadolu coğrafyası vardı. Allah'ın (c.c.) lütfu ile bugün o dönemle kıyaslandığında pek çok şeyin değiştiğini görüyoruz; eksikliklerimiz ve tamamlanmayı bekleyen çok şey olsa da kültürümüze ve dinimize uygun kararların alınabildiği, bu yönde çalışmaların yürütülebildiği bir zeminde duruyoruz.
"Gençlik mahvoldu." söylemi her çağda tekrarlanan bir şikâyettir. Evet, kaygı verici tablolar var; bunu görmezden gelmek doğru olmaz. Ancak aynı zamanda şahit olduğumuz başka bir gerçek de var: Okumuş, kendini yetiştirmiş, dinine ve kültürüne bağlı bilinçli gençlerin sayısında azımsanmayacak bir artış söz konusu. Sayıca az görünseler de bu gençlerin varlığı ve duruşu, geleceğe dair umudun somut bir zeminidir.
Bu Ramazan ayında Türkiye'nin genelinde sıradan bir heyecanın çok ötesinde, derin bir maneviyat dalgası hissedildi. Kimimiz buna az nasiplendi, kimimiz çok; ama hepimiz bir biçimde tanık olduk. Peki bu rüzgâr nereden esti? Tesadüf müydü? Hayır. Bir arka planı vardı ve o arka plana dikkatli bakmak gerekiyor.
Son dönemde ülkemizde önemli bir dönüşüm yaşandı: Ünlüsü, zengini, tanınmışı fark etmeksizin yanlışla bağı olan isimler hesap vermek zorunda kaldı. Ahlaksızlığı yaşayan ve üstelik bunu topluma yayan kişiler, ne kadar güçlü isimlerin yanında yer aldıklarına bakılmaksızın cezalandırıldı ve bu süreç devam ediyor. Millî Eğitim Bakanlığı ise Ramazan ayında okullarda dinî ve kültürel içeriğe sahip etkinliklerin sayısını artırdı; toplumun ruhuna dokunan bir adım atıldı. İşte tam bu hayırlı zemin hazırlandıktan sonra Allah (c.c.) lütuf ve inayetiyle tecellisini gösterdi. Celal Karatüre vesilesiyle başlayan o dalgalanma, söyleyenlerin ihlas ve samimiyeti sebebiyle kısa sürede ülkenin dört bir yanına yayıldı. Her yaştan, her kesimden insanın içten bir "Allah" dediğini duyduk. Bunun ne bir kampanyayla ne bir organizasyonla ne de bir stratejiyle tasarlanması mümkündü. Bu, yalnızca Allah'ın (c.c.) bir lütfuydu. Ve işte bu gerçek, bize çok temel bir şeyi hatırlattı: Samimiyetle ve ihlas ile yapılan doğrular boşa gitmez. Allah (c.c.) hazır olan toprağa rahmetini gönderir.
Yirmi gündür kapıları kapalı olan Kudüs, aslında bize tarihin en önemli dersini bir kez daha hatırlatıyor: Zulüm ne kadar görünür ve güçlü olursa olsun kalıcı değildir. Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü fetheden ordusuna girmeden önce onlarca yıl süren hazırlık ve sabır dönemleri vardı. O dönemlerde de Kudüs kapalıydı, erişilmezdi; ama gün geldi ve kapılar ardına kadar açıldı. Bugün bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler de bu hakikati desteklemektedir; dengeler değişiyor, vicdanlar uyanıyor, zulmün meşruiyet zırhı parça parça dökülüyor.
El-Kaviyy ve El-Kâdir olan Allah (c.c.), tek ve yegâne Galip'tir. Kulları samimiyetle O'na yöneldiğinde, tarihin seyrini değiştirmek O'nun için bir anda gerçekleşebilecek bir iştir. O hâlde ümidi bırakmayalım; samimi ve ihlaslı olmaya, doğru olanı yapmaya ve inanmaya devam edelim. Bir sonraki Ramazan Bayramını Özgür Gazze'de ve Özgür Filistin'de kutlayacağız, inşallah." ifadelerini kullandı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



