Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Isparta’dan Miryokefalon Zaferi İçin Tarihî Çağrı

Isparta (Web Sitesi) - Web Sitesi | 11.10.2026 - 11:24, Güncelleme: 11.10.2026 - 11:24
 

Isparta’dan Miryokefalon Zaferi İçin Tarihî Çağrı

Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği, Miryokefalon Savaşı’nın gerçekleştiği yerin bilimsel çalışmalarla kesinleştirilmesi ve zaferin ulusal düzeyde devlet töreniyle anılması çağrısında bulundu. Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) rolünün tartışıldığı değerlendirmede, savaş alanının tespiti için kapsamlı arkeolojik araştırmalar yapılması, akademik bir komisyon kurulması ve 17 Eylül tarihinin resmî anma takvimine alınması önerileri öne çıktı.

Mustafa Kemal’in direktifiyle kurulan Türk Tarih Kurumu, 15 Nisan 1931’de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adıyla faaliyetlerine başladı. Kurum, 1935 yılında bugünkü adını aldı. Türk ve Türkiye tarihini birinci el kaynaklardan bilimsel yöntemlerle araştırmak, Türklerin dünya medeniyetine katkılarını ortaya koymak, tarih alanındaki yanlış algıları düzeltmek, millî tarih bilincini geliştirmek ve arkeolojik çalışmalarla tarihî belgeleri ortaya çıkarmak kurumun temel amaçları arasında yer alıyor. Miryokefalon Zaferi üzerinden yapılan değerlendirmede, TTK’nin bu sorumlulukları ne ölçüde yerine getirdiği sorgulandı. Kurumun akademik yayın ve araştırmalarının bulunduğu, ancak savaşın gerçekleştiği yerin belirlenmesi ve zaferin ulusal ölçekte anılması konusunda beklenen sonucun henüz alınamadığı ileri sürüldü. Değerlendirmede, TTK’nin akademik araştırma ve raporlama faaliyetleri ile devlet töreni düzenleme yetkisinin birbirinden farklı olduğu vurgulandı. Resmî devlet törenleri ve anma takvimine ilişkin kararların Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bakanlıkların yetki alanında bulunduğu ifade edildi. Miryokefalon Savaşı nerede gerçekleşti? Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos arasında 17 Eylül 1176’da gerçekleşen Miryokefalon Savaşı’nın kesin konumu, tarih araştırmalarında tartışılan konular arasında yer alıyor. Savaşın yeri konusunda öne çıkan başlıca görüşler şöyle sıralanıyor: Isparta – Gelendost, Yenişarbademli ve Yalvaç: Bazı tarihçiler ve bölge araştırmacıları, savaşın Eğirdir Gölü’nün kuzeyindeki veya doğusundaki geçitlerde, Gelendost-Yalvaç hattında gerçekleştiğini savunuyor. Denizli – Çivril ve Düzbel Geçidi: Bir başka görüş, Bizans ordusunun Çivril yakınlarındaki Kûfi Çayı Vadisi veya Düzbel Geçidi çevresinde yenilgiye uğratıldığını ileri sürüyor. Konya – Beyşehir ve Bağırsak Boğazı: Bazı araştırmacılar, coğrafi ve topoğrafik verilerin Beyşehir yolundaki Bağırsak Boğazı’nı işaret ettiğini iddia ediyor. Afyonkarahisar – Sandıklı ve Karamıkbeli: Daha sınırlı sayıdaki araştırmacı ise savaşın Afyonkarahisar’ın güneyindeki geçitlerde gerçekleşmiş olabileceğini savunuyor. Savaşın yerinin belirlenmesindeki güçlüklerin nedenleri arasında, dönemin Bizans tarihçisi Niketas Choniates gibi kaynaklarda kullanılan eski coğrafi adlandırmaların günümüz yerleşimleriyle eşleştirilmesindeki sorunlar gösteriliyor. Ayrıca savaş alanında geniş kapsamlı arkeolojik yüzey araştırmaları, jeoradar çalışmaları ve askerî tarih yöntemlerini bir araya getiren araştırmaların somut bulgularla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Savaş alanında silah kalıntıları, askerî donanım parçaları ve benzeri arkeolojik bulguların bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, tartışmaların aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. Miryokefalon neden Malazgirt gibi anılmıyor? Değerlendirmede, Malazgirt Zaferi ve Büyük Taarruz gibi tarihî dönüm noktalarının geniş katılımlı devlet törenleriyle anılmasına karşın Miryokefalon Zaferi’nin aynı ölçekte yer bulamamasının nedenleri ele alındı. Bu durumun başlıca nedenleri arasında savaşın konumuna ilişkin görüş ayrılıkları, farklı şehirlerin zaferi kendi bölgeleriyle ilişkilendirmesi, savaş alanının korunması ve ziyaretçilere açılması konusunda eksiklikler bulunduğu yönündeki değerlendirmeler yer aldı. Ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti dönemindeki zaferlerin, Türk tarihinin genel anlatımında Malazgirt ve Millî Mücadele kadar güçlü bir toplumsal hafızaya sahip olmadığı görüşü dile getirildi. Miryokefalon’un tarihî öneminin daha geniş kitlelere aktarılması için savaş alanının belirlenmesi, bir anıt alanı veya ziyaretçi merkezi oluşturulması ve bilimsel çalışmaların kamuoyuyla paylaşılması önerildi. TTK için dört maddelik araştırma ve çalışma önerisi Miryokefalon Zaferi’ne ilişkin tartışmaların bilimsel verilerle aydınlatılması amacıyla Türk Tarih Kurumu’nun öncülüğünde kapsamlı bir çalışma yürütülmesi öneriliyor. 1. Miryokefalon Savaş Alanı Arkeolojisi projesi Cumhurbaşkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve üniversitelerin iş birliğiyle çok disiplinli bir araştırma projesi başlatılması öneriliyor. Isparta-Gelendost, Denizli-Çivril ve Konya-Bağırsak Boğazı gibi farklı görüşlerin öne sürdüğü alanlarda yüzey araştırmaları, jeoradar incelemeleri ve uygun diğer bilimsel yöntemlerin uygulanması isteniyor. Araştırmalarda ok uçları, zırh parçaları, at koşum takımları ve benzeri tarihî kalıntıların bilimsel yöntemlerle incelenmesi; elde edilen bulguların kayıt altına alınması gerektiği ifade ediliyor. 2. Tarafsız ve uluslararası hakemli uzlaşı sempozyumu Bizans, İslam ve Batı kaynaklarının topoğrafik haritalar ve askerî tarih verileriyle birlikte değerlendirilmesi öneriliyor. Tarihçiler, arkeologlar, coğrafyacılar ve askerî tarih uzmanlarının katılımıyla oluşturulacak bağımsız bir heyetin, farklı görüşleri bilimsel ölçütlerle incelemesi isteniyor. Çalışmaların sonucunda, kanıtların ve belirsizliklerin açıkça ortaya konulduğu kapsamlı bir TTK konum raporunun hazırlanarak bilim dünyasının erişimine sunulması öneriliyor. 3. Devlet kurumlarına resmî rapor sunulması Bilimsel araştırmalar sonucunda savaş alanının ana hattı veya muhtemel konumu belirlenirse, ilgili alanın kültürel miras mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi ve gerekli koşulların sağlanması hâlinde tarihî sit alanı ya da koruma statüsü kazanması öneriliyor. Ayrıca TTK’nin hazırlayacağı raporun Cumhurbaşkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığına sunulması, 17 Eylül tarihinin “Miryokefalon Anadolu’nun Tapusu Zaferi” adıyla resmî devlet töreni takvimine alınmasının değerlendirilmesi isteniyor. 4. Dijital ve görsel tarih hafızası oluşturulması Savaşın muhtemel gelişiminin coğrafi bilgi sistemleriyle haritalandırılması, askerî hareketlerin üç boyutlu modellerle anlatılması ve dijital simülasyonların hazırlanması öneriliyor. Ders kitapları, belgeseller ve popüler tarih yayınları aracılığıyla Miryokefalon Savaşı’nın tarihî öneminin daha geniş kitlelere ulaştırılması da öneriler arasında yer alıyor. Miryokefalon Araştırma Komisyonu kurulması önerisi Değerlendirmede, Türk Tarih Kurumu bünyesinde yönetim değişikliklerinden etkilenmeden çalışmalarını sürdürecek bağımsız bir “Miryokefalon Araştırma Komisyonu” kurulması gerektiği savunuldu. Komisyonun üniversitelerle iş birliği yaparak saha araştırmaları yürütmesi, tarihî topoğrafyayı incelemesi ve özellikle Isparta-Gelendost hattındaki geçitlerle tarihî kalıntıları bilimsel yöntemlerle kayıt altına alması önerildi. Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan 10. sınıf tarih ders kitaplarındaki Miryokefalon anlatımının ve konuma ilişkin ifadelerin de araştırma sürecinde değerlendirilmesi istendi. Değerlendirmede, 2025-2026 ve 2026-2027 eğitim öğretim yıllarında kullanılan 10. sınıf tarih ders kitabında savaşın Eğirdir Gölü’nün kuzeyindeki vadide gerçekleştiğine ve Gelendost-Yenice çevresinin öne çıktığına ilişkin ifadelerin bulunduğu ileri sürüldü. Kitabın yazarları ve editörleri arasında tarih alanında çalışan akademisyenlerin bulunduğu da hatırlatıldı. Bu ifadelerin, savaşın konumuna ilişkin tartışmalarda incelenmesi gereken kaynaklardan biri olduğu belirtilirken, konunun kesin sonuca ulaştırılabilmesi için bütün tarihî belgelerin ve saha verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Selçuklu ve Osmanlı geleneğinde fetih ve dua Değerlendirmenin bir bölümünde, Selçuklu ve Osmanlı devlet geleneğinde fetihlerin ardından uygulandığı belirtilen dinî ve kültürel uygulamalara da yer verildi. Fetih hutbeleri, fetih duaları, cuma namazlarında hükümdar adına hutbe okunması, şükür namazları ve fetihnamelerin gönderilmesi gibi uygulamaların, tarih boyunca askerî başarıların manevi ve siyasi anlamını pekiştiren gelenekler arasında bulunduğu ifade edildi. Miryokefalon Zaferi sonrasında Sultan II. Kılıçarslan’ın ordugâhında şükür namazı kılındığı, toplu dualar edildiği ve Abbasi Halifeliğine fetihname gönderildiği yönündeki anlatımlara da yer verildi. Bu anlatımların tarihî kaynaklar üzerinden incelenmesi, geleneklerin hangi ölçüde belgelendiğinin ortaya konulması bakımından önem taşıyor. Değerlendirmede, Miryokefalon’un yalnızca askerî bir zafer olarak değil, Anadolu’nun siyasi ve kültürel tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınması gerektiği savunuldu. Avşar Camii’nde Miryokefalon şehitleri için dua geleneği Yazıda, Gelendost ilçesine bağlı Avşar köyündeki Avşar Camii’nin tarihî geçmişine ve Miryokefalon şehitleri için gerçekleştirildiği belirtilen dua geleneğine de dikkat çekildi. Anlatıma göre, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın torunu I. Alaeddin Keykubad döneminde Avşar köyünde cami, hamam ve fırın yaptırıldı. Cuma ve bayram namazlarının ardından Miryokefalon şehitleri için dua edilmesi geleneğinin 1219 yılından itibaren sürdürüldüğü ileri sürüldü. Son yıllarda ara verildiği belirtilen dua geleneğinin 4 Eylül 2026 tarihinde yeniden başlatıldığı ifade edildi. Günümüzde Selçuklu mimarisinin izlerini taşıdığı belirtilen caminin varlığını sürdürdüğü, tarihî fırının ise günümüze ulaşmadığı kaydedildi. Miryokefalon araştırmalarına akademik destek Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği tarafından, savaşın bilimsel açıdan daha kapsamlı araştırılması ve akademik literatüre kazandırılması amacıyla “Miryokefalon Bilimsel Araştırma ve Yayın Destek Programı” başlatıldığı bildirildi. Program kapsamında 2026 yılı için şu desteklerin planlandığı belirtildi: İki yüksek lisans tezine 20’şer bin TL, İki doktora tezine 30’ar bin TL, Beş akademik makaleye 10’ar bin TL destek. Destek programının; Miryokefalon Savaşı’nın askerî tarihi, Bizans ve Selçuklu kaynakları, savaşın coğrafi konumu, Gelendost ve çevresinin tarihî coğrafyası, Anadolu Selçukluları ve Bizans-Selçuklu ilişkileri gibi başlıklara odaklanması planlanıyor. Arkeoloji, tarihî topoğrafya, yer adları araştırmaları, sözlü tarih, kültürel miras, tarih turizmi, dijital tarih ve dijital haritalama alanlarında yapılacak çalışmaların da değerlendirilmesi öngörülüyor. Tarih, arkeoloji, coğrafya, sosyoloji, sanat tarihi, turizm ve iletişim alanlarında çalışan akademisyen ve araştırmacıların yararlanabileceği programda, yüksek lisans ve doktora tezleri için desteğin yüzde 50’sinin kabul aşamasında, kalan kısmının ise çalışma tamamlandığında ödenmesi planlanıyor. Akademik makalelerde desteğin, çalışmanın hakemli bir bilimsel dergide kabul edilmesinin ardından verilmesi öngörülüyor. Başvuruların Isparta 1176 Miryokefalon Bilim Kurulu tarafından değerlendirileceği bildirildi. Programla Miryokefalon’un Anadolu’nun Türkleşmesi, Isparta’nın şehir kimliği ve bölgenin kültürel mirası açısından farklı disiplinlerde araştırılması hedefleniyor. Başvuruların Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği, Kutlubey Mahallesi, 1009 Sokak No: 4, Isparta adresine yapılabileceği, ayrıntılı bilgi için 0533 468 22 34 numaralı telefonun kullanılabileceği belirtildi. 1176’da Selçuklu-Bizans sınırları da araştırılsın Değerlendirmede, Bizans kaynaklarında savaşın sınır geçişiyle bağlantılı anlatımlarının bulunduğu ifade edilerek 17 Eylül 1176’daki Selçuklu-Bizans sınırlarını ortaya koyan tarihî haritaların hazırlanması gerektiği savunuldu. Türk Tarih Kurumu ve ilgili üniversitelerin, dönemin siyasi sınırlarını, askerî güzergâhlarını ve coğrafi özelliklerini gösteren haritalar hazırlamasının tartışmalara katkı sunabileceği belirtildi. Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği’nin, bu konuda kendi üzerine düşen tarihî sorumluluğu yerine getirdiğine inandığı ifade edildi. Isparta’da devlet töreni çağrısı Değerlendirmenin sonunda, Miryokefalon Zaferi’nin gerçekleştiği yerin bilimsel çalışmalarla açıklığa kavuşturulması, tarihî kaynakların tarafsız biçimde incelenmesi ve zaferin ulusal ölçekte anılması için ilgili kurumlara çağrı yapıldı.
Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği, Miryokefalon Savaşı’nın gerçekleştiği yerin bilimsel çalışmalarla kesinleştirilmesi ve zaferin ulusal düzeyde devlet töreniyle anılması çağrısında bulundu. Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) rolünün tartışıldığı değerlendirmede, savaş alanının tespiti için kapsamlı arkeolojik araştırmalar yapılması, akademik bir komisyon kurulması ve 17 Eylül tarihinin resmî anma takvimine alınması önerileri öne çıktı.

Mustafa Kemal’in direktifiyle kurulan Türk Tarih Kurumu, 15 Nisan 1931’de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adıyla faaliyetlerine başladı. Kurum, 1935 yılında bugünkü adını aldı.

Türk ve Türkiye tarihini birinci el kaynaklardan bilimsel yöntemlerle araştırmak, Türklerin dünya medeniyetine katkılarını ortaya koymak, tarih alanındaki yanlış algıları düzeltmek, millî tarih bilincini geliştirmek ve arkeolojik çalışmalarla tarihî belgeleri ortaya çıkarmak kurumun temel amaçları arasında yer alıyor.

Miryokefalon Zaferi üzerinden yapılan değerlendirmede, TTK’nin bu sorumlulukları ne ölçüde yerine getirdiği sorgulandı. Kurumun akademik yayın ve araştırmalarının bulunduğu, ancak savaşın gerçekleştiği yerin belirlenmesi ve zaferin ulusal ölçekte anılması konusunda beklenen sonucun henüz alınamadığı ileri sürüldü.

Değerlendirmede, TTK’nin akademik araştırma ve raporlama faaliyetleri ile devlet töreni düzenleme yetkisinin birbirinden farklı olduğu vurgulandı. Resmî devlet törenleri ve anma takvimine ilişkin kararların Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bakanlıkların yetki alanında bulunduğu ifade edildi.

Miryokefalon Savaşı nerede gerçekleşti?

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos arasında 17 Eylül 1176’da gerçekleşen Miryokefalon Savaşı’nın kesin konumu, tarih araştırmalarında tartışılan konular arasında yer alıyor.

Savaşın yeri konusunda öne çıkan başlıca görüşler şöyle sıralanıyor:

Isparta – Gelendost, Yenişarbademli ve Yalvaç: Bazı tarihçiler ve bölge araştırmacıları, savaşın Eğirdir Gölü’nün kuzeyindeki veya doğusundaki geçitlerde, Gelendost-Yalvaç hattında gerçekleştiğini savunuyor.

Denizli – Çivril ve Düzbel Geçidi: Bir başka görüş, Bizans ordusunun Çivril yakınlarındaki Kûfi Çayı Vadisi veya Düzbel Geçidi çevresinde yenilgiye uğratıldığını ileri sürüyor.

Konya – Beyşehir ve Bağırsak Boğazı: Bazı araştırmacılar, coğrafi ve topoğrafik verilerin Beyşehir yolundaki Bağırsak Boğazı’nı işaret ettiğini iddia ediyor.

Afyonkarahisar – Sandıklı ve Karamıkbeli: Daha sınırlı sayıdaki araştırmacı ise savaşın Afyonkarahisar’ın güneyindeki geçitlerde gerçekleşmiş olabileceğini savunuyor.

Savaşın yerinin belirlenmesindeki güçlüklerin nedenleri arasında, dönemin Bizans tarihçisi Niketas Choniates gibi kaynaklarda kullanılan eski coğrafi adlandırmaların günümüz yerleşimleriyle eşleştirilmesindeki sorunlar gösteriliyor. Ayrıca savaş alanında geniş kapsamlı arkeolojik yüzey araştırmaları, jeoradar çalışmaları ve askerî tarih yöntemlerini bir araya getiren araştırmaların somut bulgularla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.

Savaş alanında silah kalıntıları, askerî donanım parçaları ve benzeri arkeolojik bulguların bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, tartışmaların aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor.

Miryokefalon neden Malazgirt gibi anılmıyor?

Değerlendirmede, Malazgirt Zaferi ve Büyük Taarruz gibi tarihî dönüm noktalarının geniş katılımlı devlet törenleriyle anılmasına karşın Miryokefalon Zaferi’nin aynı ölçekte yer bulamamasının nedenleri ele alındı.

Bu durumun başlıca nedenleri arasında savaşın konumuna ilişkin görüş ayrılıkları, farklı şehirlerin zaferi kendi bölgeleriyle ilişkilendirmesi, savaş alanının korunması ve ziyaretçilere açılması konusunda eksiklikler bulunduğu yönündeki değerlendirmeler yer aldı.

Ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti dönemindeki zaferlerin, Türk tarihinin genel anlatımında Malazgirt ve Millî Mücadele kadar güçlü bir toplumsal hafızaya sahip olmadığı görüşü dile getirildi.

Miryokefalon’un tarihî öneminin daha geniş kitlelere aktarılması için savaş alanının belirlenmesi, bir anıt alanı veya ziyaretçi merkezi oluşturulması ve bilimsel çalışmaların kamuoyuyla paylaşılması önerildi.

TTK için dört maddelik araştırma ve çalışma önerisi

Miryokefalon Zaferi’ne ilişkin tartışmaların bilimsel verilerle aydınlatılması amacıyla Türk Tarih Kurumu’nun öncülüğünde kapsamlı bir çalışma yürütülmesi öneriliyor.

1. Miryokefalon Savaş Alanı Arkeolojisi projesi

Cumhurbaşkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve üniversitelerin iş birliğiyle çok disiplinli bir araştırma projesi başlatılması öneriliyor. Isparta-Gelendost, Denizli-Çivril ve Konya-Bağırsak Boğazı gibi farklı görüşlerin öne sürdüğü alanlarda yüzey araştırmaları, jeoradar incelemeleri ve uygun diğer bilimsel yöntemlerin uygulanması isteniyor.

Araştırmalarda ok uçları, zırh parçaları, at koşum takımları ve benzeri tarihî kalıntıların bilimsel yöntemlerle incelenmesi; elde edilen bulguların kayıt altına alınması gerektiği ifade ediliyor.

2. Tarafsız ve uluslararası hakemli uzlaşı sempozyumu

Bizans, İslam ve Batı kaynaklarının topoğrafik haritalar ve askerî tarih verileriyle birlikte değerlendirilmesi öneriliyor. Tarihçiler, arkeologlar, coğrafyacılar ve askerî tarih uzmanlarının katılımıyla oluşturulacak bağımsız bir heyetin, farklı görüşleri bilimsel ölçütlerle incelemesi isteniyor.

Çalışmaların sonucunda, kanıtların ve belirsizliklerin açıkça ortaya konulduğu kapsamlı bir TTK konum raporunun hazırlanarak bilim dünyasının erişimine sunulması öneriliyor.

3. Devlet kurumlarına resmî rapor sunulması

Bilimsel araştırmalar sonucunda savaş alanının ana hattı veya muhtemel konumu belirlenirse, ilgili alanın kültürel miras mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi ve gerekli koşulların sağlanması hâlinde tarihî sit alanı ya da koruma statüsü kazanması öneriliyor.

Ayrıca TTK’nin hazırlayacağı raporun Cumhurbaşkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığına sunulması, 17 Eylül tarihinin “Miryokefalon Anadolu’nun Tapusu Zaferi” adıyla resmî devlet töreni takvimine alınmasının değerlendirilmesi isteniyor.

4. Dijital ve görsel tarih hafızası oluşturulması

Savaşın muhtemel gelişiminin coğrafi bilgi sistemleriyle haritalandırılması, askerî hareketlerin üç boyutlu modellerle anlatılması ve dijital simülasyonların hazırlanması öneriliyor.

Ders kitapları, belgeseller ve popüler tarih yayınları aracılığıyla Miryokefalon Savaşı’nın tarihî öneminin daha geniş kitlelere ulaştırılması da öneriler arasında yer alıyor.

Miryokefalon Araştırma Komisyonu kurulması önerisi

Değerlendirmede, Türk Tarih Kurumu bünyesinde yönetim değişikliklerinden etkilenmeden çalışmalarını sürdürecek bağımsız bir “Miryokefalon Araştırma Komisyonu” kurulması gerektiği savunuldu.

Komisyonun üniversitelerle iş birliği yaparak saha araştırmaları yürütmesi, tarihî topoğrafyayı incelemesi ve özellikle Isparta-Gelendost hattındaki geçitlerle tarihî kalıntıları bilimsel yöntemlerle kayıt altına alması önerildi.

Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan 10. sınıf tarih ders kitaplarındaki Miryokefalon anlatımının ve konuma ilişkin ifadelerin de araştırma sürecinde değerlendirilmesi istendi.

Değerlendirmede, 2025-2026 ve 2026-2027 eğitim öğretim yıllarında kullanılan 10. sınıf tarih ders kitabında savaşın Eğirdir Gölü’nün kuzeyindeki vadide gerçekleştiğine ve Gelendost-Yenice çevresinin öne çıktığına ilişkin ifadelerin bulunduğu ileri sürüldü. Kitabın yazarları ve editörleri arasında tarih alanında çalışan akademisyenlerin bulunduğu da hatırlatıldı.

Bu ifadelerin, savaşın konumuna ilişkin tartışmalarda incelenmesi gereken kaynaklardan biri olduğu belirtilirken, konunun kesin sonuca ulaştırılabilmesi için bütün tarihî belgelerin ve saha verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Selçuklu ve Osmanlı geleneğinde fetih ve dua

Değerlendirmenin bir bölümünde, Selçuklu ve Osmanlı devlet geleneğinde fetihlerin ardından uygulandığı belirtilen dinî ve kültürel uygulamalara da yer verildi.

Fetih hutbeleri, fetih duaları, cuma namazlarında hükümdar adına hutbe okunması, şükür namazları ve fetihnamelerin gönderilmesi gibi uygulamaların, tarih boyunca askerî başarıların manevi ve siyasi anlamını pekiştiren gelenekler arasında bulunduğu ifade edildi.

Miryokefalon Zaferi sonrasında Sultan II. Kılıçarslan’ın ordugâhında şükür namazı kılındığı, toplu dualar edildiği ve Abbasi Halifeliğine fetihname gönderildiği yönündeki anlatımlara da yer verildi. Bu anlatımların tarihî kaynaklar üzerinden incelenmesi, geleneklerin hangi ölçüde belgelendiğinin ortaya konulması bakımından önem taşıyor.

Değerlendirmede, Miryokefalon’un yalnızca askerî bir zafer olarak değil, Anadolu’nun siyasi ve kültürel tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınması gerektiği savunuldu.

Avşar Camii’nde Miryokefalon şehitleri için dua geleneği

Yazıda, Gelendost ilçesine bağlı Avşar köyündeki Avşar Camii’nin tarihî geçmişine ve Miryokefalon şehitleri için gerçekleştirildiği belirtilen dua geleneğine de dikkat çekildi.

Anlatıma göre, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın torunu I. Alaeddin Keykubad döneminde Avşar köyünde cami, hamam ve fırın yaptırıldı. Cuma ve bayram namazlarının ardından Miryokefalon şehitleri için dua edilmesi geleneğinin 1219 yılından itibaren sürdürüldüğü ileri sürüldü.

Son yıllarda ara verildiği belirtilen dua geleneğinin 4 Eylül 2026 tarihinde yeniden başlatıldığı ifade edildi. Günümüzde Selçuklu mimarisinin izlerini taşıdığı belirtilen caminin varlığını sürdürdüğü, tarihî fırının ise günümüze ulaşmadığı kaydedildi.

Miryokefalon araştırmalarına akademik destek

Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği tarafından, savaşın bilimsel açıdan daha kapsamlı araştırılması ve akademik literatüre kazandırılması amacıyla “Miryokefalon Bilimsel Araştırma ve Yayın Destek Programı” başlatıldığı bildirildi.

Program kapsamında 2026 yılı için şu desteklerin planlandığı belirtildi:

İki yüksek lisans tezine 20’şer bin TL,

İki doktora tezine 30’ar bin TL,

Beş akademik makaleye 10’ar bin TL destek.

Destek programının; Miryokefalon Savaşı’nın askerî tarihi, Bizans ve Selçuklu kaynakları, savaşın coğrafi konumu, Gelendost ve çevresinin tarihî coğrafyası, Anadolu Selçukluları ve Bizans-Selçuklu ilişkileri gibi başlıklara odaklanması planlanıyor.

Arkeoloji, tarihî topoğrafya, yer adları araştırmaları, sözlü tarih, kültürel miras, tarih turizmi, dijital tarih ve dijital haritalama alanlarında yapılacak çalışmaların da değerlendirilmesi öngörülüyor.

Tarih, arkeoloji, coğrafya, sosyoloji, sanat tarihi, turizm ve iletişim alanlarında çalışan akademisyen ve araştırmacıların yararlanabileceği programda, yüksek lisans ve doktora tezleri için desteğin yüzde 50’sinin kabul aşamasında, kalan kısmının ise çalışma tamamlandığında ödenmesi planlanıyor. Akademik makalelerde desteğin, çalışmanın hakemli bir bilimsel dergide kabul edilmesinin ardından verilmesi öngörülüyor.

Başvuruların Isparta 1176 Miryokefalon Bilim Kurulu tarafından değerlendirileceği bildirildi. Programla Miryokefalon’un Anadolu’nun Türkleşmesi, Isparta’nın şehir kimliği ve bölgenin kültürel mirası açısından farklı disiplinlerde araştırılması hedefleniyor.

Başvuruların Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği, Kutlubey Mahallesi, 1009 Sokak No: 4, Isparta adresine yapılabileceği, ayrıntılı bilgi için 0533 468 22 34 numaralı telefonun kullanılabileceği belirtildi.

1176’da Selçuklu-Bizans sınırları da araştırılsın

Değerlendirmede, Bizans kaynaklarında savaşın sınır geçişiyle bağlantılı anlatımlarının bulunduğu ifade edilerek 17 Eylül 1176’daki Selçuklu-Bizans sınırlarını ortaya koyan tarihî haritaların hazırlanması gerektiği savunuldu.

Türk Tarih Kurumu ve ilgili üniversitelerin, dönemin siyasi sınırlarını, askerî güzergâhlarını ve coğrafi özelliklerini gösteren haritalar hazırlamasının tartışmalara katkı sunabileceği belirtildi.

Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği’nin, bu konuda kendi üzerine düşen tarihî sorumluluğu yerine getirdiğine inandığı ifade edildi.

Isparta’da devlet töreni çağrısı

Değerlendirmenin sonunda, Miryokefalon Zaferi’nin gerçekleştiği yerin bilimsel çalışmalarla açıklığa kavuşturulması, tarihî kaynakların tarafsız biçimde incelenmesi ve zaferin ulusal ölçekte anılması için ilgili kurumlara çağrı yapıldı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.