Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Metin Külünk'ten Milli Çağrı: "Aile, 'Ben'in Değil, 'Biz'in Coğrafyasıdır"

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 04.08.2026 - 16:11, Güncelleme: 04.08.2026 - 16:11
 

Metin Külünk'ten Milli Çağrı: "Aile, 'Ben'in Değil, 'Biz'in Coğrafyasıdır"

Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği ile Kadim Vakfı iş birliğinde Kütahya'da düzenlenen I. Kuvay-i Aile Kongresi, akademisyenleri, yazarları ve sivil toplum temsilcilerini "Aileyi İhya Etmek, Geleceği İnşa Etmektir" teması etrafında bir araya getirdi. Kadim Konağı'nda yoğun katılımla gerçekleştirilen kongrede, modern dünyanın aile kurumu üzerindeki etkileri, aileyi güçlendirmeye yönelik çözüm önerileri ve toplumsal dayanışmanın yeniden inşası konuları ele alındı.

Kongrede konuşan Metin Külünk, modern-kapitalist sistemin dayattığı yaşam biçimlerinin aile kurumunu ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kuşattığını belirterek, bu sürece karşı "Güçlü Türk Ailesi" vizyonu doğrultusunda topyekûn bir direnç ve yeniden inşa stratejisinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Türk aile yapısının kritik bir eşikten geçtiğini ifade eden Külünk, aile kurumunda yaşanan çözülmenin yalnızca bireysel sorunlardan değil, geleneksel toplumun koruyucu mekanizmaları ile modern-kapitalist yaşam anlayışı arasındaki derin kırılmadan kaynaklandığını dile getirdi. "Aileler aynı evde yaşıyor ancak birlikte vakit geçiremiyor" diyen Külünk, aynı çatı altında yaşayan bireylerin giderek birbirinden uzaklaştığını belirterek, aileyi yeniden güçlendirecek çözümlerin toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Külünk, modern dünyanın bireyi giderek yalnızlaştıran ve toplumsal bağlardan koparan bir yapıya dönüştüğünü belirterek aile kurumunu zayıflatan ekonomik ve sosyolojik dinamiklere dikkat çekti. Günümüz insanının "atomize edildiğini" ifade eden Külünk, özellikle barınma krizi, yüksek enflasyon ve istihdam güvencesine ilişkin endişelerin gençlerin evlilik kararlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Bu sorunların bireysel çabalarla değil, yapısal politikalar ve toplumsal dayanışma anlayışıyla çözülebileceğini vurgulayan Külünk, çözüm üretme noktasında kamu kurumlarından sivil topluma kadar toplumun tüm kesimlerine önemli sorumluluklar düştüğünü dile getirdi. Külünk, imece kültürü, komşuluk ilişkileri ve akrabalık bağları gibi geleneksel dayanışma ağlarının korunması ve güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Bu değerlerin giderek zayıflamasının ailelerin karşılaştıkları sorunlarla baş etme kapasitesini de olumsuz etkilediğini ifade eden Külünk, kapitalizmin tüketim odaklı yaşam anlayışının aile kurumunu doğrudan etkilediğini söyledi. Hız, bireysel kazanç ve tüketim eksenli değerlerin paylaşım, sabır, fedakârlık ve kolektif dayanışma gibi aileyi ayakta tutan temel ilkelerle çatıştığını belirten Külünk, bu anlayışın insan ilişkilerini de birer "tüketim nesnesine" dönüştürdüğünü ifade etti.  Eşler arasında çözülebilecek sorunlarda ilişkinin onarılması yerine sonlandırılmasın yanlış olduğuna vurgu yapan Külünk, bu anlayışın boşanma oranlarını artırmasının yanı sıra aileyi ayakta tutan sabır, fedakârlık ve birlikte mücadele kültürünü de aşındırdığını söyledi. Bu tablonun yalnızca hukuki ya da ekonomik düzenlemelerle değiştirilemeyeceğini belirten Külünk, aileyi koruyan sosyal politikaların yanı sıra eğitimden medyaya, sivil toplumdan mahalle kültürüne kadar her alanda ortak bir bilinç ve sorumluluk anlayışının inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi. Aileyi tehdit eden sorunların yalnızca bireysel tavsiyelerle çözülemeyeceğini belirten Külünk, aile kurumunun korunması için ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları kapsayan uzun vadeli bir toplumsal dönüşüm programına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Eğitimden medyaya, çalışma hayatından sosyal politikalara kadar bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini dile getiren Külünk, konuşmasının devamında şu değerlendirmelerde bulundu: "Aile kurumunun yaşadığı kriz yalnızca ekonomik değildir; aynı zamanda ahlaki bir anlam krizidir. Modern dünya bireye sürekli haklarını hatırlatırken, aile haklardan önce ödev, sorumluluk ve fedakârlık bilinci üzerine inşa edilir. Aile, 'ben'in değil, 'biz'in coğrafyasıdır. Konuşmasında modern dünyanın "tanrısız insan ve cinsiyetsiz toplum" anlayışını teşvik ettiğini dile getiren Külünk, bu yaklaşımın aile kurumunu, toplumsal dayanışmayı ve medeniyet değerlerini aşındırdığını söyledi. Güçlü bir aile yapısının ancak ahlak, merhamet ve sorumluluk bilinci üzerine yeniden inşa edilebileceğini belirten Külünk, ilişkilerin maliyet-fayda hesabı yerine hikmet ve merhamet ekseninde yeniden kurulması gerektiğini ifade etti. Yaşlıların bir yük değil bereket kaynağı, gençlerin ise geleceğin taşıyıcısı olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Külünk, köklerle gelecek arasında güçlü bir vefa kültürünün yeniden inşa edilmesi çağrısında bulundu. Aile anlayışımız Türkiye sınırlarıyla da sınırlı değildir. Kerkük'te, Musul'da, Halep'te, Bayırbucak'ta, İran coğrafyasında, Türkistan’da, Balkanlarda ve gönlü Türkiye ile atan her Türk ailesi büyük milletimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu ailelerin ayakta kalması yalnızca insani bir sorumluluk değil, aynı zamanda millî güvenliğimiz ve medeniyet iddiamız açısından da stratejik bir meseledir. Programın açılışında konuşan Kadim Vakfı Başkanı Mustafa Önsay, Kuvay-ı Aile Kongresi'nin yalnızca bir konferans niteliği taşımadığını, aileyi yeniden toplumun merkezine taşıyacak uzun soluklu bir fikrî ve toplumsal hareketin ilk adımı olarak kurgulandığını söyledi. Ailenin korunmasının yalnızca bireysel değil, aynı zamanda medeniyet perspektifi ve toplumsal geleceğin inşası açısından da hayati önem taşıdığını ifade eden vakıf başkanı, kongreden çıkacak fikir ve önerilerin Türkiye genelinde yürütülecek çalışmalar için yol gösterici olmasını temenni etti.  
Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği ile Kadim Vakfı iş birliğinde Kütahya'da düzenlenen I. Kuvay-i Aile Kongresi, akademisyenleri, yazarları ve sivil toplum temsilcilerini "Aileyi İhya Etmek, Geleceği İnşa Etmektir" teması etrafında bir araya getirdi. Kadim Konağı'nda yoğun katılımla gerçekleştirilen kongrede, modern dünyanın aile kurumu üzerindeki etkileri, aileyi güçlendirmeye yönelik çözüm önerileri ve toplumsal dayanışmanın yeniden inşası konuları ele alındı.

Kongrede konuşan Metin Külünk, modern-kapitalist sistemin dayattığı yaşam biçimlerinin aile kurumunu ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kuşattığını belirterek, bu sürece karşı "Güçlü Türk Ailesi" vizyonu doğrultusunda topyekûn bir direnç ve yeniden inşa stratejisinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Türk aile yapısının kritik bir eşikten geçtiğini ifade eden Külünk, aile kurumunda yaşanan çözülmenin yalnızca bireysel sorunlardan değil, geleneksel toplumun koruyucu mekanizmaları ile modern-kapitalist yaşam anlayışı arasındaki derin kırılmadan kaynaklandığını dile getirdi. "Aileler aynı evde yaşıyor ancak birlikte vakit geçiremiyor" diyen Külünk, aynı çatı altında yaşayan bireylerin giderek birbirinden uzaklaştığını belirterek, aileyi yeniden güçlendirecek çözümlerin toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Külünk, modern dünyanın bireyi giderek yalnızlaştıran ve toplumsal bağlardan koparan bir yapıya dönüştüğünü belirterek aile kurumunu zayıflatan ekonomik ve sosyolojik dinamiklere dikkat çekti. Günümüz insanının "atomize edildiğini" ifade eden Külünk, özellikle barınma krizi, yüksek enflasyon ve istihdam güvencesine ilişkin endişelerin gençlerin evlilik kararlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Bu sorunların bireysel çabalarla değil, yapısal politikalar ve toplumsal dayanışma anlayışıyla çözülebileceğini vurgulayan Külünk, çözüm üretme noktasında kamu kurumlarından sivil topluma kadar toplumun tüm kesimlerine önemli sorumluluklar düştüğünü dile getirdi.

Külünk, imece kültürü, komşuluk ilişkileri ve akrabalık bağları gibi geleneksel dayanışma ağlarının korunması ve güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Bu değerlerin giderek zayıflamasının ailelerin karşılaştıkları sorunlarla baş etme kapasitesini de olumsuz etkilediğini ifade eden Külünk, kapitalizmin tüketim odaklı yaşam anlayışının aile kurumunu doğrudan etkilediğini söyledi.

Hız, bireysel kazanç ve tüketim eksenli değerlerin paylaşım, sabır, fedakârlık ve kolektif dayanışma gibi aileyi ayakta tutan temel ilkelerle çatıştığını belirten Külünk, bu anlayışın insan ilişkilerini de birer "tüketim nesnesine" dönüştürdüğünü ifade etti. 

Eşler arasında çözülebilecek sorunlarda ilişkinin onarılması yerine sonlandırılmasın yanlış olduğuna vurgu yapan Külünk, bu anlayışın boşanma oranlarını artırmasının yanı sıra aileyi ayakta tutan sabır, fedakârlık ve birlikte mücadele kültürünü de aşındırdığını söyledi. Bu tablonun yalnızca hukuki ya da ekonomik düzenlemelerle değiştirilemeyeceğini belirten Külünk, aileyi koruyan sosyal politikaların yanı sıra eğitimden medyaya, sivil toplumdan mahalle kültürüne kadar her alanda ortak bir bilinç ve sorumluluk anlayışının inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Aileyi tehdit eden sorunların yalnızca bireysel tavsiyelerle çözülemeyeceğini belirten Külünk, aile kurumunun korunması için ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları kapsayan uzun vadeli bir toplumsal dönüşüm programına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Eğitimden medyaya, çalışma hayatından sosyal politikalara kadar bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini dile getiren

Külünk, konuşmasının devamında şu değerlendirmelerde bulundu:

" Aile kurumunun yaşadığı kriz yalnızca ekonomik değildir; aynı zamanda ahlaki bir anlam krizidir. Modern dünya bireye sürekli haklarını hatırlatırken, aile haklardan önce ödev, sorumluluk ve fedakârlık bilinci üzerine inşa edilir. Aile, 'ben'in değil, 'biz'in coğrafyasıdır.

Konuşmasında modern dünyanın "tanrısız insan ve cinsiyetsiz toplum" anlayışını teşvik ettiğini dile getiren Külünk, bu yaklaşımın aile kurumunu, toplumsal dayanışmayı ve medeniyet değerlerini aşındırdığını söyledi. Güçlü bir aile yapısının ancak ahlak, merhamet ve sorumluluk bilinci üzerine yeniden inşa edilebileceğini belirten Külünk, ilişkilerin maliyet-fayda hesabı yerine hikmet ve merhamet ekseninde yeniden kurulması gerektiğini ifade etti. Yaşlıların bir yük değil bereket kaynağı, gençlerin ise geleceğin taşıyıcısı olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Külünk, köklerle gelecek arasında güçlü bir vefa kültürünün yeniden inşa edilmesi çağrısında bulundu.

Aile anlayışımız Türkiye sınırlarıyla da sınırlı değildir. Kerkük'te, Musul'da, Halep'te, Bayırbucak'ta, İran coğrafyasında, Türkistan’da, Balkanlarda ve gönlü Türkiye ile atan her Türk ailesi büyük milletimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu ailelerin ayakta kalması yalnızca insani bir sorumluluk değil, aynı zamanda millî güvenliğimiz ve medeniyet iddiamız açısından da stratejik bir meseledir.

Programın açılışında konuşan Kadim Vakfı Başkanı Mustafa Önsay, Kuvay-ı Aile Kongresi'nin yalnızca bir konferans niteliği taşımadığını, aileyi yeniden toplumun merkezine taşıyacak uzun soluklu bir fikrî ve toplumsal hareketin ilk adımı olarak kurgulandığını söyledi. Ailenin korunmasının yalnızca bireysel değil, aynı zamanda medeniyet perspektifi ve toplumsal geleceğin inşası açısından da hayati önem taşıdığını ifade eden vakıf başkanı, kongreden çıkacak fikir ve önerilerin Türkiye genelinde yürütülecek çalışmalar için yol gösterici olmasını temenni etti.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Ali Çıtak
(04.08.2026 16:27 - #1468)
Gençlere sahip çıkmalı. Boşanma oranları düşündürüyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.