Mühim Değil Öğretmenim!
Mühim Değil Öğretmenim!
Akademisyen/Sosyolog Ahmet Aydın: Mühim Değil Öğretmenim!
Akademisyen/Sosyolog Ahmet Aydın: Mühim Değil Öğretmenim!
Milli Eğitim'in çeşitli kademelerinde görev yapan fedakâr, kalbi görev aşkıyla dolu, kendilerini öğrencilerine adayan değerli öğretmen arkadaşlarım.
Eğitim camiasının yılmaz bekçileri olan, uzun yıllardır eğitime hizmet veren saygı değer öğretmenlerim, sizleri, bu kış mevsiminin, en soğuk günlerinde, sevgiyle, saygıyla en sıcak, en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Gelecek nesilleri bilgilendirmek onlarda karakter oluşturmak büyük maharet ister. Bu sebeple eski çağlardan beri eğitim meselesi hep konuşula gelmiş, devletler en büyük bütçelerini eğitime ayırmışlar ve en büyük yatırımları eğitime yapmışlardır.
Öğretmenlik; tarihin her döneminde ve bütün coğrafyalarda değer görmüş bir meslektir.
İsmi; ister 'hoca´dır, ister 'profesör'dür, üstad´dır, usta´dır, öğretmen´dir veya başka bir şeydir. İsmi her ne olursa olsun hiç önemli değil. MÜHİM olan; insana bilmediği bir şeyi öğreten "öğretici" olma durumudur. İşte bu özelliğiyle öğretmenlik mesleği fevkalade önemli, onurlu ve şerefli bir meslektir.
Öğretmen dersin nasıl geçtiğini, günün nasıl bittiğini, hafta sonunun ne zaman geldiğini fark edemeyecek kadar, öğretmek ve bir şeyler vermek sevdasındadır.
Öğretmen, evinden çıktığında diğer mesleklerde çalışanlar gibi, "işe gidiyorum" diye çıkmaz, bunun yerine "okula gidiyorum" diye evinden ayrılır öğretmen.
Öğretmen sadece bir eğitimci olarak değil, bir anne bir baba gibi öğrencinin her şeyiyle ilgilenir. Öğrencisinin sağlığı, ekonomik durumu, devamsızlıkları, başarısızlığı, dersi anlama problemi, dalgınlığı, düşünceli oluşu, dikkatsizliği... yani, öğrencinin her hâli, ideal bir öğretmenin ilgi alanına girer.
Tarihte büyük devletler kuran, devlet adamlarının yetişmesi, hep öğretmenler sayesinde olmuştur. Alparslan’ı yetiştiren Sarı Hoca ve Küpeli Hafız, Osmangazi’yi yetiştiren Şeyh Edebâli, Fatih’i yetiştiren Akşemseddin ve Molla Gürani, bununla beraber “hocaların bindiği attan sıçrayan çamur bizim için şereftir” diyen Yavuz Sultan Selim’i yetiştiren Zembilli Ali Efendi'ye varana kadar, öğretmenlik mesleği kutsal bir görevdir.
Bunun içindir ki, öğretmenler, sahip olduklarıyla değil, dokundukları hayatlarla hatırlanırlar. Birine ilham vermek, bir kalbi iyileştirmek, bir hayatı değiştirmek, öğretmenlerin asıl miraslarıdır.
Öğretmen geleceği inşa eden sanatkârdır diyoruz, ancak;
Bir kış mevsiminde, ocak ayının en soğuk günlerinde, eğitim- öğretim yılının tam ortasında, norm kadro fazlalığını sebep göstererek, tercihli(zorunlu tercih) ya da tercihsiz(re'sen) olarak, öğretmenleri mevcut çalıştıkları okullarından alıp, bulundukları yerden kilometrelerce uzak, ilçe ya da köylere atayarak üzdük öğretmenleri.
Eylül ayından bu yana emek verdikleri, ilmek ilmek işlemeye başladıkları öğrencilerinden kopararak emeklerini yok ettik öğretmenlerin.
Ailesinden, eşinden, çocuklarından ayırarak hem de AİLE YILI'nda, aile bütünlüğünü dikkate almadan dağıttık öğretmenleri.
Herhangi bir engeli, var mı ya da yok mu, hiç düşünmeden kırdık öğretmenleri.
Dört aydır eğitim aldıkları, rol model edindikleri öğretmenlerini okullarından uzaklaştırarak, hayallerini yıktık öğrencilerin.
Buradan tüm yetkililere sesleniyorum/soruyorum!
-Öğretmenler norm kadro fazlalığına; kendi istekleri, kendi başarısızlıkları ya da kendi plânsızlıkları sebebiyle düşmediler.
-Okullardaki öğrenci sayılarının azalmasında, genelde ülke nüfusunun azalmasını göz önünde bulundurmanız gerekmiyor mu?
-Eğitime yıllarını vermiş öğretmenlerimizi mevcut yerlerinden kopararak, Türk Eğitim Sistemi'ndeki temel sorunları çözmüş mü olacaksınız?
-Okullara atanan öğretmenlerin, gereğinden fazla atamasını yaparak, kadro plânsızlığının sorumlusu öğretmenler mi?
-Eğitim Öğretim Yılı'nın sonuna kadar beklenemez miydi?
-Hazır kurulu olan ve bir dönem boyunca işleyen çarkı bozmanın kime ne faydası olacak?
-Bölge normu uygulaması ile öğretmenlerin en temel hakkı olan, puan esası ilkesini göz ardı ederek, adalet duygusunu zedelemiş olmuyor musunuz?
-Bölge normu uygulaması, aynı okul bölgesindeki, idareciler ve öğretmenler arasında "norm kadro savaşları"nın başlamasına sebep olmayacak mı?
Saygıyadeğer Öğretmenlerim!
Bu kış soğuğunda, sizlere yapılan, size reva görülen bu haksızlığa rağmen,bunlar mühim değil ÖĞRETMENİM!
Sizlerin bizim gönlümüzde, ailelerinizin yanında, yeriniz her zamankinden daha değerlidir. Sizler bizim için MÜHİMSİNİZ...
Hak, şerleri hayreyler,
Zannetme ki, gayreyler,
Arif ânı seyreyler,
Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler...
Bu duygu ve düşüncelerle tüm öğretmenlerimize verdikleri güzel hizmetlerden dolayı teşekkür eder;sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



