Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Rahmi Sarıkurt'un kaleminden: Bu Ülke Kimsenin Babasının Malı Değil!

Yazarlar (Web Sitesi) - Web Sitesi | 05.11.2026 - 14:38, Güncelleme: 05.11.2026 - 14:38
 

Rahmi Sarıkurt'un kaleminden: Bu Ülke Kimsenin Babasının Malı Değil!

Rahmi Sarıkurt: Makamın da Servetin de Bir Gün Sonu Var!

Bu Ülke Kimsenin Babasının Malı Değil! MEZARLIKTA OKUDUĞUM O YAZI HİÇ AKLIMDAN ÇIKMIYOR... “Biz de sizin gibi gezer, dolaşırdık. Siz de bizim gibi olacaksınız.” İnanın, bu söz insanın içine işliyor. BU ÜLKE KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİL! Birileri servetini büyütürken, milyonlar geçim derdinde... Bir ülkede bazıları yatını, katını, otelini, dairelerini büyütürken; bazıları çocuğuna bir öğün yemek alabilmenin hesabını yapıyorsa orada durup düşünmek gerekir. Bir ülkede makam sahibi olanların hayatı değişirken, vatandaşın hayatı her geçen gün zorlaşıyorsa sorulması gereken çok ciddi sorular vardır. Ben bugün kimsenin malına, mülküne, kazancına göz dikmiyorum. Benim sorguladığım şey; kamu gücünü elinde bulunduranların sorumluluğu, açıklanması gereken servetler ve adaletin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır. Makam sahibi olmadan önce ne vardı, makamdan sonra ne oldu? Bu soruyu sormak suç değil, vatandaşın hesap sorma hakkıdır. Yatlar, katlar, oteller, onlarca daire... Bunlar nasıl kazanıldı? Mal varlıklarında açıklanamayan artışlar varsa neden araştırılmasın? Kamu görevinde bulunan herkesin hesabı şeffaf olmalı. Çünkü o makamlar şahsi mülk değil, milletin emanetidir. Küçüğün tezgâhını görmek kolaydır. Peki büyüğün hesabını kim görecek? Hukuk, garibanın kapısında aslan, güçlünün kapısında kuzu olamaz! Encümen üyeliği, belediye görevleri ve kamu imkânları üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiaları varsa araştırılsın. Kimseye peşin hüküm verilmesin ama kimseye de dokunulmazlık zırhı giydirilmesin. Çünkü bu ülke kimsenin kişisel kazanç kapısı değildir! VATANDAŞIN SOFRASINDA EKMEK KÜÇÜLÜYOR Bugün emekli pazarda fiyat sorup eli boş dönüyor. Gençler diplomalarıyla iş arıyor. Anne babalar çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için borçlanıyor. Kredi kartları dolmuş, umutlar tükenmiş durumda. Bir babanın çocuğuna istediği oyuncağı alamadığı için başını öne eğmesi, bir annenin mutfakta ne pişireceğini düşünerek gözyaşı dökmesi bu ülkenin en ağır gerçeğidir. Siyasetçiler birbirleriyle kavga ederken vatandaşın derdi kimin gündeminde? Koltuklar için harcanan enerjinin yarısı vatandaşın sorunlarını çözmek için harcansa bu ülke çok daha güzel bir yerde olurdu. Aileyi korumak yalnızca çocuk sayısını artırmakla olmaz. Aileyi yaşatacak ekonomik şartları oluşturmakla olur. Aile yıkılırsa toplum da yıkılır. Bugün o kişiye yarın sizin kapınızı çalmayacağı ne malum? Bir zamanlar aile denildiğinde sevgi, saygı, sadakat ve dayanışma akla gelirdi. Bugün ise şiddet, cinayet, çocuk istismarı, aile içi huzursuzluk ve boşanmalar toplumun en ağır sorunları arasında. Bir çocuğun güvenli büyümesi, bir kadının şiddet görmeden yaşaması, bir erkeğin de insan onuruna yakışır şartlarda hayatını sürdürebilmesi toplumun ortak sorumluluğudur. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere bütün kurumlar artık daha etkin, daha kararlı ve daha sonuç odaklı çalışmalıdır. SİYASETÇİYE DE MAKAM SAHİBİNE DE BİR SÖZÜM VAR! Koltuğunuzdan kalkın da vatandaşın arasına karışıp hallenin! Bir emeklinin evine gidin. Bir işsiz gencin gözlerinin içine bakın. Çocuğuna ekmek götürmek için mücadele eden babayı dinleyin. Sonra kendinize şu soruyu sorun: Ben bu insanın hayatını kolaylaştırmak için ne yaptım? Çünkü makam insanı büyütmez. İnsanın makamdayken yaptığı işler, onun gerçek değerini gösterir. Alkışlarla karşılanmak kolaydır. Asıl mesele, görevden ayrıldığınızda arkanızdan güzel sözler söylenmesidir. O YAZI YİNE AKLIMDA... Orada yatanların da bir zamanlar hayalleri vardı. Kimisinin makamı, kimisinin serveti, kimisinin büyük planları... Ama bugün hepsi toprağın altında. Ne makam kaldı ne koltuk ne de dünya malı... İnsan bu dünyadan giderken yanında götürebildiği hiçbir servet yok. Geriye bıraktığı tek şey, insanlara yaşattıkları ve anılarda hoş bir sedadır. Gerçek gazetecilik, güçlüye yaranmak değil, güçsüzün sesini duyurabilmektir! Bazen doğruyu söylemek rahatsız edebilir. Bazen de haklı olduğumuz halde susmamız beklense de dik durmanın bir bedeli vardır. Ama insanın vicdanı rahat değilse, dünyanın bütün makamları neye yarar? Benim ne kimsenin koltuğunda ne de servetinde gözüm var. Emeklinin huzurla yaşadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı, çocukların aç kalmadığı, kadınların korkmadan yaşadığı, esnafın ezilmediği, kamu kaynaklarının hesabının sorulduğu bir ülke istiyoruz. Çünkü bu ülke bir avuç insanın değil, 86 milyonun ortak evidir. İlgili herkese sesleniyorum; Siyasetçilerimiz milletin emanetini koruyun! Makam sahibiyseniz yetkinizi kendiniz için değil, vatandaş için kullanın! Zenginseniz servetinizle değil, insanlığınızla anılın! Eğer gerçek gazeteciyseniz kaleminizi satmayın! UNUTMAYIN! KOLTUKLARIN SAHİBİ DEĞİŞİR, MAKAMLAR EL DEĞİŞTİRİR, SERVETLER GERİDE KALIR. AMA İNSANIN ARDINDAN BIRAKTIĞI VİCDAN SINAVI HİÇBİR ZAMAN KAYBOLMAZ. Bu dünyada herkes bir gün misafirliğini tamamlayacak. Önemli olan ne kadar zengin gittiğiniz değil, arkanızdan kaç insanın hakkınızı helal ettiğidir.!
Rahmi Sarıkurt: Makamın da Servetin de Bir Gün Sonu Var!

Bu Ülke Kimsenin Babasının Malı Değil!

MEZARLIKTA OKUDUĞUM O YAZI HİÇ AKLIMDAN ÇIKMIYOR...

“Biz de sizin gibi gezer, dolaşırdık. Siz de bizim gibi olacaksınız.”

İnanın, bu söz insanın içine işliyor.

BU ÜLKE KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİL!

Birileri servetini büyütürken, milyonlar geçim derdinde...

Bir ülkede bazıları yatını, katını, otelini, dairelerini büyütürken; bazıları çocuğuna bir öğün yemek alabilmenin hesabını yapıyorsa orada durup düşünmek gerekir.

Bir ülkede makam sahibi olanların hayatı değişirken, vatandaşın hayatı her geçen gün zorlaşıyorsa sorulması gereken çok ciddi sorular vardır.

Ben bugün kimsenin malına, mülküne, kazancına göz dikmiyorum. Benim sorguladığım şey; kamu gücünü elinde bulunduranların sorumluluğu, açıklanması gereken servetler ve adaletin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır.

Makam sahibi olmadan önce ne vardı, makamdan sonra ne oldu?

Bu soruyu sormak suç değil, vatandaşın hesap sorma hakkıdır.

Yatlar, katlar, oteller, onlarca daire... Bunlar nasıl kazanıldı? Mal varlıklarında açıklanamayan artışlar varsa neden araştırılmasın? Kamu görevinde bulunan herkesin hesabı şeffaf olmalı. Çünkü o makamlar şahsi mülk değil, milletin emanetidir.

Küçüğün tezgâhını görmek kolaydır. Peki büyüğün hesabını kim görecek?

Hukuk, garibanın kapısında aslan, güçlünün kapısında kuzu olamaz!

Encümen üyeliği, belediye görevleri ve kamu imkânları üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiaları varsa araştırılsın. Kimseye peşin hüküm verilmesin ama kimseye de dokunulmazlık zırhı giydirilmesin.

Çünkü bu ülke kimsenin kişisel kazanç kapısı değildir!

VATANDAŞIN SOFRASINDA EKMEK KÜÇÜLÜYOR

Bugün emekli pazarda fiyat sorup eli boş dönüyor. Gençler diplomalarıyla iş arıyor. Anne babalar çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için borçlanıyor. Kredi kartları dolmuş, umutlar tükenmiş durumda.

Bir babanın çocuğuna istediği oyuncağı alamadığı için başını öne eğmesi, bir annenin mutfakta ne pişireceğini düşünerek gözyaşı dökmesi bu ülkenin en ağır gerçeğidir.

Siyasetçiler birbirleriyle kavga ederken vatandaşın derdi kimin gündeminde?

Koltuklar için harcanan enerjinin yarısı vatandaşın sorunlarını çözmek için harcansa bu ülke çok daha güzel bir yerde olurdu.

Aileyi korumak yalnızca çocuk sayısını artırmakla olmaz. Aileyi yaşatacak ekonomik şartları oluşturmakla olur.

Aile yıkılırsa toplum da yıkılır. Bugün o kişiye yarın sizin kapınızı çalmayacağı ne malum?

Bir zamanlar aile denildiğinde sevgi, saygı, sadakat ve dayanışma akla gelirdi. Bugün ise şiddet, cinayet, çocuk istismarı, aile içi huzursuzluk ve boşanmalar toplumun en ağır sorunları arasında.

Bir çocuğun güvenli büyümesi, bir kadının şiddet görmeden yaşaması, bir erkeğin de insan onuruna yakışır şartlarda hayatını sürdürebilmesi toplumun ortak sorumluluğudur.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere bütün kurumlar artık daha etkin, daha kararlı ve daha sonuç odaklı çalışmalıdır.

SİYASETÇİYE DE MAKAM SAHİBİNE DE BİR SÖZÜM VAR!

Koltuğunuzdan kalkın da vatandaşın arasına karışıp hallenin!

Bir emeklinin evine gidin. Bir işsiz gencin gözlerinin içine bakın. Çocuğuna ekmek götürmek için mücadele eden babayı dinleyin.

Sonra kendinize şu soruyu sorun: Ben bu insanın hayatını kolaylaştırmak için ne yaptım?

Çünkü makam insanı büyütmez. İnsanın makamdayken yaptığı işler, onun gerçek değerini gösterir. Alkışlarla karşılanmak kolaydır. Asıl mesele, görevden ayrıldığınızda arkanızdan güzel sözler söylenmesidir.

O YAZI YİNE AKLIMDA...

Orada yatanların da bir zamanlar hayalleri vardı. Kimisinin makamı, kimisinin serveti, kimisinin büyük planları... Ama bugün hepsi toprağın altında. Ne makam kaldı ne koltuk ne de dünya malı...

İnsan bu dünyadan giderken yanında götürebildiği hiçbir servet yok. Geriye bıraktığı tek şey, insanlara yaşattıkları ve anılarda hoş bir sedadır.

Gerçek gazetecilik, güçlüye yaranmak değil, güçsüzün sesini duyurabilmektir!

Bazen doğruyu söylemek rahatsız edebilir. Bazen de haklı olduğumuz halde susmamız beklense de dik durmanın bir bedeli vardır.

Ama insanın vicdanı rahat değilse, dünyanın bütün makamları neye yarar?

Benim ne kimsenin koltuğunda ne de servetinde gözüm var. Emeklinin huzurla yaşadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı, çocukların aç kalmadığı, kadınların korkmadan yaşadığı, esnafın ezilmediği, kamu kaynaklarının hesabının sorulduğu bir ülke istiyoruz.

Çünkü bu ülke bir avuç insanın değil, 86 milyonun ortak evidir.

İlgili herkese sesleniyorum;

Siyasetçilerimiz milletin emanetini koruyun!
Makam sahibiyseniz yetkinizi kendiniz için değil, vatandaş için kullanın!
Zenginseniz servetinizle değil, insanlığınızla anılın!
Eğer gerçek gazeteciyseniz kaleminizi satmayın!

UNUTMAYIN! KOLTUKLARIN SAHİBİ DEĞİŞİR, MAKAMLAR EL DEĞİŞTİRİR, SERVETLER GERİDE KALIR. AMA İNSANIN ARDINDAN BIRAKTIĞI VİCDAN SINAVI HİÇBİR ZAMAN KAYBOLMAZ.

Bu dünyada herkes bir gün misafirliğini tamamlayacak. Önemli olan ne kadar zengin gittiğiniz değil, arkanızdan kaç insanın hakkınızı helal ettiğidir.!

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.