Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım

Rahmi Sarıkurt'un kaleminden: Salonlar Kime Doluyor?

Yazarlar (Web Sitesi) - Web Sitesi | 23.07.2026 - 15:38, Güncelleme: 23.07.2026 - 15:38
 

Rahmi Sarıkurt'un kaleminden: Salonlar Kime Doluyor?

Rahmi Sarıkurt'un kaleminden: Salonlar Kime Doluyor?

Dün Isparta'da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında hazırlanan "Barışa Uzanan Eller: İzi Barış, Yolu Vatan" belgeseli gösterildi. Konu, sıradan bir etkinlik değildi. Bu topraklarda özgürce yaşayabilmemiz için can veren şehitlerin, cephede mücadele eden gazilerin ve Kıbrıs Barış Harekâtı'nın anlatıldığı anlamlı bir programdı. Peki salonda kimler vardı? Protokol, gaziler ve sınırlı sayıda davetli... Bunun dışında salonun büyük bölümünün boş kalması, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koydu. Üstelik organizasyonda adı bulunan kurum ve kuruluşların temsilcileri ile yöneticilerinin de tam kadro katılım göstermemiş olması dikkat çekiciydi. Böyle bir günde, sadece isim olarak afişte yer almak değil, salonda bulunarak destek vermek de önemlidir. Burada asıl sorgulanması gereken nokta şu: Bir konser olsa... Popüler bir isim gelse... Magazin gündeminde yer alan bir sanatçı sahneye çıksa... Aynı salon dolup taşar mıydı? Muhtemelen evet. Toplum olarak neye değer verdiğimiz, hangi etkinliklere ilgi gösterdiğimiz ve hangi konuları öncelik haline getirdiğimiz üzerine düşünmek gerekiyor. Elbette insanlar diledikleri etkinliğe katılmakta özgürdür. Kimsenin bir programa katılma zorunluluğu yoktur. Ancak şehitlerimizi, gazilerimizi ve milli hafızamızı yaşatmayı amaçlayan programların bu denli sınırlı katılımla gerçekleşmesi, üzerinde konuşulmayı hak eden bir durumdur. Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye'nin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. O gün mücadele eden gazilerimizin birçoğu bugün aramızda. Onların hatıralarını dinlemek, verdikleri mücadeleyi gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün boş kalan koltuklar, aslında sadece bir etkinliğin eksik katılımını değil; toplumsal hafızamızın ne kadar canlı tutulabildiğini de sorgulatıyor. Belki de artık şu soruyu kendimize sormanın zamanı gelmiştir: Şehitlerimizi ve gazilerimizi anmak için mi zaman ayıramıyoruz, yoksa onları anmanın önemini yeterince hissedemiyor muyuz? Çünkü bir milleti ayakta tutan yalnızca bugünü değil, geçmişine gösterdiği saygıdır. Şehitlerin emaneti ve gazilerin fedakârlığı, boş koltuklardan daha fazlasını hak ediyor.
Rahmi Sarıkurt'un kaleminden: Salonlar Kime Doluyor?

Dün Isparta'da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında hazırlanan "Barışa Uzanan Eller: İzi Barış, Yolu Vatan" belgeseli gösterildi.

Konu, sıradan bir etkinlik değildi.

Bu topraklarda özgürce yaşayabilmemiz için can veren şehitlerin, cephede mücadele eden gazilerin ve Kıbrıs Barış Harekâtı'nın anlatıldığı anlamlı bir programdı.

Peki salonda kimler vardı?

Protokol, gaziler ve sınırlı sayıda davetli...

Bunun dışında salonun büyük bölümünün boş kalması, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koydu.

Üstelik organizasyonda adı bulunan kurum ve kuruluşların temsilcileri ile yöneticilerinin de tam kadro katılım göstermemiş olması dikkat çekiciydi. Böyle bir günde, sadece isim olarak afişte yer almak değil, salonda bulunarak destek vermek de önemlidir.

Burada asıl sorgulanması gereken nokta şu:

Bir konser olsa...
Popüler bir isim gelse...
Magazin gündeminde yer alan bir sanatçı sahneye çıksa...

Aynı salon dolup taşar mıydı?

Muhtemelen evet.

Toplum olarak neye değer verdiğimiz, hangi etkinliklere ilgi gösterdiğimiz ve hangi konuları öncelik haline getirdiğimiz üzerine düşünmek gerekiyor.

Elbette insanlar diledikleri etkinliğe katılmakta özgürdür. Kimsenin bir programa katılma zorunluluğu yoktur. Ancak şehitlerimizi, gazilerimizi ve milli hafızamızı yaşatmayı amaçlayan programların bu denli sınırlı katılımla gerçekleşmesi, üzerinde konuşulmayı hak eden bir durumdur.

Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye'nin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. O gün mücadele eden gazilerimizin birçoğu bugün aramızda. Onların hatıralarını dinlemek, verdikleri mücadeleyi gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bugün boş kalan koltuklar, aslında sadece bir etkinliğin eksik katılımını değil; toplumsal hafızamızın ne kadar canlı tutulabildiğini de sorgulatıyor.

Belki de artık şu soruyu kendimize sormanın zamanı gelmiştir:

Şehitlerimizi ve gazilerimizi anmak için mi zaman ayıramıyoruz, yoksa onları anmanın önemini yeterince hissedemiyor muyuz?

Çünkü bir milleti ayakta tutan yalnızca bugünü değil, geçmişine gösterdiği saygıdır. Şehitlerin emaneti ve gazilerin fedakârlığı, boş koltuklardan daha fazlasını hak ediyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.