Zeynep Rana Karadağ: Hayatın Anlamını Yitirenler
Zeynep Rana Karadağ: Hayatın Anlamını Yitirenler
Eğitimci Yazar Zeynep Rana Karadağ: Hayatın Anlamını Yitirenler
Eğitimci Yazar Zeynep Rana Karadağ: Hayatın Anlamını Yitirenler
İnsanın hayatı, çocuklukta aldığı sevgi ve terbiyenin izlerini taşır. Bazı aileler çocuklarını hatalardan korumak için mücadele eder, yanlışlara düşmesin diye çaba gösterir. Ancak bu koruma sevgiden ve manevi doyumdan yoksunsa, çocuk büyüdüğünde ruhunda boşluklar oluşur. İşte bu boşluklar, ileride felaketlere kapı aralar.
Sevgiyle büyütmek yerine katı kurallarla, “yap – yapma” çizgisiyle ilerleyen aileler, çocuklarının ruhunu besleyemez. Bu süreç sonunda bazı anneler, farkında olmadan şu zehirli cümleye ulaşır:
“Ben yaşamadım, kızım sen yaşa…”
Bu söz, aslında bir çocuğun hayatını karartan en tehlikeli telkinlerden biridir. Çünkü bu telkin, helal – haram ayrımı gözetmeden dünyevi arzulara teşvik eder. Denetimsizlik ve kuralsızlıkla çocuklarını haramlara, zinalara, fuhşiyata sürükler.
Yanlış bir düşünceye kapılan anne, dünya hayatını tek yaşam zannederek çocuklarını şu sözlerle yönlendirir:
“Partilere gidin. Süslü giyinin Erkek arkadaşınız olsun Gezin, tozun.”
Bu yüksek derecede izinler, “ben yaşamadım, kızım yaşasın” adı altında bir felakete dönüşür. Çocuk, hem dünyasını hem ahiretini yakıp kül edecek bir sürece girer.
Burada suç yalnızca bu “ne yaptığını bilmeden felakete koşan” anneye ait değildir. Onu yetiştiren aile de sorumludur. Çünkü sevgiyle büyütme, manevi boşluğu doldurma, helal dairede doyum sağlama gibi temel görevleri eksik bırakmışlardır.
Yarım hoca dinden eder misali, çocuklarını büyütmüş, evlendirmiş, belki korumacı tavırla günahlardan uzak tutmuşlardır; ama eksik kalan noktaları şeytan doldurur. Yıllarca kin ve nefret tohumlarını eker. Çocuk bağımsızlığını eline aldığında, şeytan o tohumları yeşertir. Sonunda çocuk, kendisini ve ailesini yakacak bir yola baş koyar.
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 6)
Anne-baba, çocuklarını sadece dünyevi tehlikelerden değil, ahiretteki azaptan da korumakla yükümlüdür.
“İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız sizin için ancak birer imtihan sebebidir. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.” (Enfâl, 28)
Çocuk, anne-baba için bir imtihandır. Onu doğru yetiştirmek, hem dünyada hem ahirette kurtuluş vesilesidir.
“Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha hayırlı bir miras bırakmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33)
Mal, mülk değil; ahlak en büyük mirastır.
“İnsan ölünce şu üç şey dışında ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyyet, 14)
Hayırlı evlat, anne-babanın ahirette bile kurtuluş vesilesidir.
Çocuklarınıza zorlama ile değil, sevgi ile öğretin. Onların gönlünde eksiklik bırakmayın. Helal dairede dünya nimetlerinden faydalanmalarına izin verin. Çünkü helal daire geniştir, insana yeter.
Çocuğun kalbi boş bırakılırsa, şeytan doldurur.
Eğri büyüyen tohum, büyümesine sevinç getirmez. Çünkü en ufak darbede yıkılır.
Doğru tohum ise, sevgiyle ve manevi doyumla büyütülürse hem dünyada hem ahirette dimdik ayakta kalır.
Anne-baba olmak yalnızca korumak değil, aynı zamanda sevdirmek ve doyurmak demektir. Çocuğun ruhunu boş bırakmayın. Çünkü boşluk, şeytanın en sevdiği alandır. Sevgiyle büyütülen çocuk, hem kendini hem ailesini kurtarır; yanlış telkinlerle büyütülen çocuk ise hem kendini hem ailesini felakete sürükler.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



