Davranışsal Bağımlılıklar içerisinde değerlendirebileceğimiz, Küfür ve Argo Bağımlılığı, günümüzün önemli davranış problemlerinden birisi hâline gelmiştir.
Bağımlılık, genel itibariyle engellenemeyen ya da kişinin baş edemediği bir dürtü problemidir. Bir hastalık ve bir davranış bozukluğudur aynı zamanda bağımlılık.
Bağımlılığı genel hatlarıyla tanımlayacak olursak...
Bağımlılık; bireyin kullandığı bir nesnenin ya da yediği içtiği bir yiyeceğin ve içeceğin veya da yapmış olduğu herhangi bir davranışın kendine zarar verdiğini bilmesine rağmen, bile bile o nesneyi kullanmaya devam etmesine ve o yiyeceği ve içeceği yiyip içmeye devam etmesine veya da yapmış olduğu herhangi bir davranışı yapmaya devam etmesine bağımlılık diyoruz. Yani kişi yaptığı işin yanlış olduğunu ve kendine zarar verdiğini bilmesine rağmen o eylemi sürdürmektedir.
Çok bilinmese de, hatta bazı kimseler tarafından farkına bile varılmasa da, günümüzün en önemli bağımlılık türlerinden birisi de maalesef argo ve küfür bağımlılığıdır. Küfür ve argo öyle bir hale geldi ki, sanki onlarsız konuşamaz ve de iletişim kuramaz durumuna geldi insanlar. Kadın erkek ayrımı yapmadan günümüz insanının çoğunluğu maalesef bu bağımlılığa yakalanmış durumda lakin farkında değiller. Daha acı olanı ise kullandıkları ifadelerin küfür ve argo olduğunun bilincinde değiller. Sanki normal bir şeymiş gibi ifade ediyorlar. Hatta "bunda ne var hocam, bunun neresi küfür" diye serzenişte bulunuyorlar.
Toplum olarak öyle bir hale geldik ki; adeta küfürsüz ve argosuz birbirimizi güldüremez durumuna geldik. Gülmek ve güldürmek için, küfürlü, argolu ve belden aşağı ifadeler kullanmak zorunda hissediyor insanlar. Tabii ki, toplumun bu hâle gelmesinde, televizyonlarda gösterime giren dizi ve filmlerin etkisi azımsanmayacak kadar fazladır. Özellikle bazı sanatçıların (!), komedi şov adına, standaup adına insanları sırf güldürebilmek için yaptıkları sahne ve televizyon programlarında kullandıkları ifadelerin etkisi de oldukça fazla. Burada asıl üzerinde düşünülmesi gereken konu; bir insan kendine küfrettirmek, dalga geçilmek ve hakaretlere maruz kalmak için, üstüne bir de para vererek bu programlara katılmasıdır. Çünkü bu programlarda kendini sanatçı (!) ya da şovmen olarak gören insanların kullandıkları ifadeleri, dışarda sokakta söylense bunlar bir kavga sebebi olur ve kan gövdeyi götürür. Bu türden güya adı şov olan, aslında hakaret programlarına katılan insanlara sormak istiyorum. Küfür ve argo paralı olunca daha mı tatlı oluyor? Ya da sırf para ödediniz diye edilen hakaret ve küfürlere katlanmak zorunda mısınız?
Günümüzde dijitalleşmenin etkisiyle, sosyal medyanın ve dijital kanalların çeşitliliğinin artması, sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde, adeta yedi yirmi dört olumsuz düşüncelerle ve ifadelerle çocuklarımızı ve gençlerimizi, küfür ve argo bombardımanına tutmasının etkisi de yadsınamaz şekilde fazladır. Özellikle çocuklarına iyi rol model olmak isteyen aileler, sosyal medyanın bu olumusuz etkisinden ciddi olarak rahatsızlık duymaktadırlar.
Sokakta yürürken bir bankta yaşları henüz 15, 16 civarında biri kız diğeri erkek iki çocuk oturuyorlardı. Kız çocuğu yanında oturan erkek arkadaşına çok ağır küfürler ediyor.
Erkek çocuğu da, kendisine edilen küfürlere kahkahalar atarak gülüyor. Nasıl oldu da çocuklarımız bu hale geldiler? Galiba bazı kendini sanatçı zanneden komedyenler argo ve küfrü meşrulaştırdılar. Sokak kavgalarında adi, sıradan bir hayat yaşayan argo ve küfürler, spot ışıklar altındaki ışıltılı sahnelerde sınıf atladılar resmen. Bugün artık küfür eden de küfrü yiyen de utanmıyor. Çünkü küfürlü iletişim kurmak, zihinlerinde normalleşmiş durumda. Toplum önünde rol model konumunda olan; ülkenin en komik, en popüler kişilerine bakın; adeta küfrü sakız gibi çiğniyorlar konuşurken.
Ne bekliyorduk ki; ünlülerin(!) yaptıkları küfür ve argo şovlarıyla çok güldük, güldüğümüz için de başımıza bunlar geldi. İnsanları güldürerek, toplumsal değerlerden uzaklaştırdık ve toplumsal çürümeye yol aştık.
Eskiden erkekler kendi aralarında küfürlü konuşurlar, fakat kızların/kadınların yanında utanırlar ve kendilerine çeki düzen verirlerdi. Hatta biz dersanecilik yaptığımız yıllarda, olurya erkekler küfredecekleri zaman kızlardan utanıp ta küfredemesinler diye; özellikle kız-erkek öğrencilerin bir arada olduğu karışık sınıflar oluştururduk. Bugün ise maalesef bazı kadınlarımız ve kızlarımız öyle küfürler ediyorlar ki, paketi açılmamış, erkeklerin bile ağzına alıp söyleyemeyecekleri küfürleri ederek, adeta insanın kulaklarının pasını siliyorlar. Küfür ve argo konusunda erkekleri sollayıp geçtiklerine şahit olmaktayız.
İnsan üzülüyor evlerin ana direği olan annelerimizin ve geleceğin müstakbel anne adayı olan kızlarımızın bu haline. Bir çocuğun ilk ve tesirli muallim-i hükmünde olan annelerin ve de geleceğin anne adaylarının içler acısı durumu insanı gelecek adına düşündürüyor. Sürekli küfür ve argo kelimeler kullanarak konuşan bir annenin ve babanın, kendi evladına eğitim konusunda, güzel örnekler oluşturma konusunda ne verebileceği sorusunu akla getiriyor.
Çocuk eğitiminde sadece anneler değil, babalar da önemli bir yere sahiptirler. Hatta bizim gibi ata erkil toplumlarda çocuklar için baba önemli bir figürdür. Bunun içindir ki, sadece anneler değil babaların ve geleceğin baba adayları olan erkeklerin de küfürlü ve argolu konuşmaması gerekiyor. Buradan çağrımız şudur ki, değerli hanımefendiler ve beyefendiler, lütfen ne siz küfredin ne de bizim kulaklarımızın pası silinsin. Biz kendimiz siler temizleriz paslanan kulaklarımızın pasını.
Ayrıca şu da iyi bilinmelidir ki, küfür; aciz, zavallı, kenidini ifade edemeyen, eğitimsiz ve kültürsüz insanların tercih ettiği yöntemdir. Ailesi tarafından iyi terbiye edilmiş ve kendini iyi yetiştirmiş insanlar, küfür etmek gibi bir aciziyetin içerisine düşmezler ve küfrü bir silah olarak kullanmazlar.
Sevgili Ebeveynler!
Güzel ahlaklı evlatlar istiyorsanız, çocuklarınızın yanında;
Tatlı sözlü ve güler yüzlü olmaya çalışın,
Televizyon seyretmek yerine kitap okuyun,
Rızkınıza haram karıştırmamaya çalışın,
Toplumsal ilişkilerinizde mahremiyete dikkat edin,
Çocukların yanında yüksek sesle tartışmayın,
Küfürlü ve argo konuşmamaya özen gösterin,
Çünkü çocuklar, anne babanın aynasıdır; eşlerin birbirine karşı davranışlarını görürler ve gördüklerini uygularlar.
Biliyorsunuz ki "Kap içindekini sızdırır." İçini; kin, nefret, öfke, argo ve küfür gibi olumsuz düşüncelerle dolduran bir anne-babadan çocuğuna güzel örnekler sergilemesi beklenemez.
Ne de olsa atalarımız "armut, dibine düşer" demişler. Eğer biz ebeveynler olarak, içimizi güzel duygularla, iyi hasletlerle doldurursak, her konuda olduğu gibi, temiz konuşma konusunda da çocuklarımıza güzel rol modeller olursak, gelecekte temiz bir toplumun inşasına öncülük etmiş oluruz.
Bağımlılığın temel ölçütü kişinin yanlış olduğunu, kendine zarar verdiğini bile bile o davranışı devam ettirmesidir.
Burada kendimize yöneltebileceğimiz bir çok soru olabilir.
Küfür etmek zorunda mıyız?
Argo konuşmak mecburiyetinde miyiz?
Birileri kafamıza silah mı dayıyor küfretmemiz için?
Küfürsüz ve argosuz bir hayat mümkün değil mi?
Küfürsüz ve argosuz bir hayat; hem mümkün hem de toplumsal saygınlık için, temiz bir sosyal hayat için lazım ve de elzemdir. Özellikle, Allah diyen Peygamber diyen insanların, küfür ve argo ifadeler kullanması hiç hem de hiç doğru değil. Çünkü iman olan bir beyinde küfür olamayacağı gibi, ağzı ve dili dualı olan bir insanın ağzından da küfürlerin çıkması doğru değildir. İmanla küfür bir arada olmaz, olmamalıdır. Dindar insana, kelime haznesi dar insanların yaptığı eylemler yakışmaz. Kısacası, ben Müslümanım diyen bir insan, küfür etmemelidir. Bir şeyleri bahane ederek argo ve küfürlü konuşmak, acizliğin ve terbiye edilmemişliğin göstergesidir. Küfür ve argonun hiçbir bahanesi olmaz ya da hiçbir bahane bunları masum göstermez.
Tüm bağımlılık türlerinde olduğu gibi bu bağımlılıktan da kurtulmak isteyen insanlar, öncelikle bunun bir bağımlılık olduğunu, kendilerinin de bağımlı olduğunu kabul edecekler ve bundan kurtulmak isteyecekler. Çünkü bağımlılıklardan kurtulmanın birinci yolu kabul etmek ve istemekten geçmektedir.
Genel hatlarıyla bağımlılıklardan kurtulmak için;
-En başta bundan kurtulmak istemek,
-Güçlü bir irade ortaya koymak,
-Yapabileceğine/bırakabileceğine inanmak,
-Kararlı ve devamlı olmak,
-Sabrın acı fakat meyvesinin tatlı olduğunun farkına varmak,
-Aile ve çevre desteğini yanında hissetmek,
-Bu alanda çalışma yapan profesyonellerden destek almak gerekmektedir.
Temiz ve mutlu bir toplum için; küfürsüz ve argosuz bir hayat oluşturabilmek için, geleceğimizin teminatı olan gençlerimize iyi örnekler olabilmek için, başta ebeveynler olarak, sanatçısından siyasetçisine, sağlıkçısından sporcusuna, eğitimcisinden esnafına varana kadar, özellikle toplum önünde rol model olan herkese önemli görevler düşmektedir.
Çünkü Bağımlılıklarla Mücadele etmenin en kolay en masrafsız yolu; hiç başlamamaktır.

