Isparta değişiyor…
Şehir büyüyor, yeni yatırımlar yapılıyor, yeni binalar yükseliyor. Elbette gelişen bir şehirde değişim kaçınılmazdır. Ancak insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bir şehri geleceğe taşırken geçmişini ne kadar koruyabiliyoruz?
Bugün bu soruyu sormamızın en önemli nedenlerinden biri, Isparta’nın kent hafızasında önemli bir yere sahip olan Atatürk Stadyumu’nun yıkılıyor olmasıdır.
Stadyum yalnızca beton tribünlerden, çim sahadan ve spor müsabakalarından ibaret değildi.
Orada maç izleyenler vardı.
Çocukluğunu tribünlerde geçirenler vardı.
Gençliğinin en güzel anılarını o sahada yaşayanlar vardı.
Şehrin heyecanına, sevincine, hüznüne ve spor tarihine tanıklık eden binlerce insan vardı.
Şimdi ise bütün bu hatıraların üzerine iş makinelerinin sesi yükseliyor.
YENİ YAPMAK KADAR ESKİYİ KORUMAK DA MARİFETTİR
Elbette şehirlerin ihtiyaçları değişir.
Yeni hastaneler, yollar, okullar, spor tesisleri ve sosyal alanlar yapılabilir. Bunlara kimsenin itirazı yoktur.
Fakat şehircilik yalnızca “yık ve yeniden yap” anlayışından ibaret olmamalıdır.
Asıl maharet;
Eskiyi koruyarak yeniyi inşa edebilmektir.
Bir yapının ekonomik ömrünü tamamlamış olması, onun taşıdığı tarihi ve sosyal değerin de sona erdiği anlamına gelmez.
Belki de bazı yapılar tamamen ortadan kaldırılmak yerine restore edilebilir, farklı işlevlerle yeniden kullanılabilir, kentin hafızasını yaşatacak şekilde dönüştürülebilirdi.
İşte asıl tartışılması gereken mesele budur.
SÜMERBANK, İSTASYON ÇAY BAHÇESİ VE ŞİMDİ STADYUM
Isparta geçmiş yıllarda da benzer değişimler yaşadı.
Sümerbank Fabrikası yıkıldı, yerine Şehir Hastanesi yapıldı.
Sağlık yatırımı elbette değerlidir. Ancak bugün geriye dönüp baktığımızda yalnızca “Ne yapıldı?” sorusunu değil, “Bu dönüşüm kent yaşamını nasıl etkiledi?” sorusunu da sormamız gerekiyor.
Ulaşım, trafik ve şehir merkezindeki yoğunluk konusunda yaşanan tartışmalar ortada.
Benzer şekilde İstasyon Çay Bahçesi de eski kimliğini kaybederek Millet Bahçesi olarak yeniden düzenlendi.
Şimdi sıra Atatürk Stadyumu'nda.
Peki yarın ne olacak?
Kent hafızamızdan geriye ne kalacak?
VATANDAŞ SADECE FOTOĞRAFA BAKMIYOR
Bugün sosyal medyada yapılan hizmetleri anlatan yüzlerce paylaşım görüyoruz.
“Şunu yaptık…”
“Bunu şehrimize kazandırdık…”
“Şehrimizi geleceğe hazırlıyoruz…”
Elbette yapılan hizmetlerin kamuoyuna duyurulması doğaldır.
Ancak kamu hizmetinin gerçek ölçüsü sosyal medya paylaşımının beğeni sayısı değildir.
Asıl ölçü vatandaşın hayatında meydana gelen değişikliktir.
Yol yapıldıysa ulaşım kolaylaştı mı?
Bir alan değiştirildiyse şehir yaşamına ne kattı?
Ve en önemlisi:
Bir yapı yıkıldıysa, yerine yapılan şey kaybettiğimiz değerin karşılığını verebiliyor mu?
Bunları sormak kimseye düşmanlık değildir.
Tam tersine, demokratik vatandaşlığın gereğidir.
ALKIŞLAMAK KOLAY, SORGULAMAK ZORDUR
Her dönemde yöneticilerin çevresinde yapılan her işi alkışlayan insanlar olmuştur.
Bugün de vardır.
Yarın da olacaktır.
Hizmeti desteklemek başka şeydir, yapılan her kararı sorgulamadan doğru kabul etmek başka şeydir.
Bir başkanı veya kamu yöneticisini eleştirmek düşmanlık değildir.
Eleştiri, doğruyu bulmanın yollarından biridir.
Vatandaşın sorularına cevap vermek ise yöneticilerin sorumluluğudur.
Isparta halkı artık yalnızca “Ne yaptınız?” diye sormamalıdır.
Şunları da sormalıdır:
Neden yaptınız?
Başka seçenek var mıydı?
Bu kararın Isparta'ya uzun vadede faydası ne olacak?
Kaybettiğimiz tarihi ve kültürel değerlerin yerine ne koyuyoruz?
STADYUMUN YIKIMI SADECE BİR YAPI MESELESİ DEĞİL
Atatürk Stadyumu'nun yıkılması konusunda farklı görüşler olabilir.
Yeni projenin Isparta'ya sağlayacağı faydalar da mutlaka değerlendirilmelidir.
Ancak tartışılması gereken başka bir boyut daha var:
Kent hafızası.
Çünkü şehirler sadece asfalt, beton ve demirden oluşmaz.
Şehir;
insandır, hatıradır, kültürdür, spordur, çocukluktur, gençliktir.
Bir yapının duvarlarını yıkabilirsiniz.
Ama o yapının insanlarda bıraktığı hatıraları yıkamazsınız.
Ancak o hatıraları yaşatacak hiçbir iz bırakmazsanız, gelecek nesiller kendi şehirlerinin geçmişini tanımakta zorlanabilir.
ISPARTA YENİLEŞMELİ AMA KİMLİĞİNİ KAYBETMEMELİ
Isparta'nın elbette gelişmeye ihtiyacı var.
Yeni yatırımlar yapılmalı.
Ulaşım sorunları çözülmeli.
Spor tesisleri modernleştirilmeli.
Gençlere yeni alanlar kazandırılmalı.
Fakat bütün bunları yaparken Isparta'nın geçmişiyle kavga etmesine gerek yok.
Tam tersine geçmişinden güç alarak geleceğe yürümesi gerekiyor.
Çünkü gelişmiş şehirlerin ortak özelliği yalnızca gökdelenleri veya modern tesisleri değildir.
Kendi tarihlerini koruyabilmeleridir.
SON SÖZ
Bugün Atatürk Stadyumu yıkılıyor.
Yarın başka bir yapı gündeme gelebilir.
Sonra başka bir meydan, başka bir park, başka bir tarihi alan…
Bu nedenle bugün hep birlikte düşünmemiz gereken soru şudur:
“Isparta'yı geleceğe taşırken geçmişinden geriye ne bırakacağız?”
Yeni eser yapmak önemlidir.
Ama yıkmadan yapabilmek daha büyük bir şehircilik anlayışıdır.
Bazen asıl maharet, eskiyi koruyarak yeniyi inşa etmektir.
Çünkü bugün yıktığımız yalnızca bir bina olabilir.
Ama yarın çocuklarımıza anlatacak bir hatırayı, bir dönemi, bir kent hafızasını da kaybetmiş olabiliriz.
Isparta'nın ihtiyacı sadece yeni yapılar değil; geçmişine sahip çıkan, bugününü sorgulayan ve geleceğini akılla planlayan bir şehir anlayışıdır.

