Gazetecilik; kalemi satmak değil, gerçeğin peşinden gitmektir. Basın; toplumun gözü, kulağı ve vicdanıdır. Gücünü korkutmaktan değil, halkın güveninden alır. Ancak son yıllarda ne yazık ki bu kutsal mesleğin itibarını zedeleyen bazı uygulamalarla karşılaşıyoruz.
Özellikle yerel basında zaman zaman dillendirilen bazı iddialar, gazeteciliğin temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir tabloyu gözler önüne seriyor. İddialara göre bazı internet haber siteleri ve yayın organları; belediye başkanları, kurum yöneticileri, iş insanları ya da çeşitli kamu görevlileri hakkında sert ve yıpratıcı haberler yayınlıyor, ardından bu haberlerin kaldırılması veya yumuşatılması karşılığında reklam, tanıtım ya da farklı isimler altında maddi taleplerde bulunabiliyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, bunun adı gazetecilik değildir.
Gazetecilik; tehdit etmek değildir.
Gazetecilik; şantaj yapmak değildir.
Gazetecilik; insanları itibarsızlaştırıp ardından bunun üzerinden kazanç elde etmeye çalışmak hiç değildir.
Basının görevi yanlışları ortaya çıkarmaktır. Bir haber gerçekse yayınlanır ve sonuna kadar arkasında durulur. Eğer haber yanlışsa, özür dilenir ve düzeltilir. Ancak bir haberi para karşılığında yayınlamak ya da para karşılığında kaldırmak, gazetecilik mesleğine vurulabilecek en ağır darbelerden biridir.
Bugün toplumun basına olan güveninin azalmasının nedenlerinden biri de budur. Vatandaş artık bazı haberleri okurken "Acaba gerçekten kamu yararı için mi yazıldı, yoksa başka bir hesap mı var?" sorusunu sormaya başlamıştır. Bu ise sadece birkaç kişinin değil, yıllarca emek vererek dürüst gazetecilik yapan tüm basın mensuplarının itibarına zarar vermektedir.
Yerel basın şehirlerin hafızasıdır. Bir kentin gelişmesinde, sorunlarının duyurulmasında ve çözüm yollarının aranmasında önemli bir görev üstlenir. Ancak bu görevin kişisel çıkarlar için kullanılması, basını halkın gözünde güvenilir bir kurum olmaktan uzaklaştırır.
Elbette gazeteler, internet siteleri ve medya kuruluşları reklam alacaktır. Bu, sektörün doğal gelir kaynaklarından biridir. Ancak reklam ile baskı arasında ince değil, çok kalın bir çizgi vardır. Reklam, gönüllü bir ticari iş birliğidir. Baskı ise etik dışıdır. Bir haberin yayınlanması veya kaldırılması üzerinden gelir elde edilmeye çalışılması, basın özgürlüğüne değil, basın ahlakına zarar verir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla haber sitesi değil, daha fazla güvenilir gazeteciliktir. Daha fazla manşet değil, daha fazla dürüstlüktür. Daha fazla tıklanma değil, daha fazla ilkedir.
Basın; kamu adına denetleyen bir güçtür. Eğer o güç kişisel kazanç kapısına dönüşürse, toplumun haber alma hakkı zarar görür. Çünkü gerçek gazetecilik, birilerinden ne alacağını değil, halka ne anlatacağını düşünür.
Bu nedenle hepimizin kendimize şu soruyu sorması gerekiyor:
Yaptığımız iş basın mı, yoksa sadece besin kapısı mı?
Cevabı vicdanlar verecektir. Çünkü gazetecilik önce kalemde değil, karakterde başlar.

