“En liyakatsiz yürek el âlemdir.”
Çünkü el âlem, senin hangi geceden hangi sabaha çıktığını bilmez. Hangi yükü sessizce taşıdığını, hangi kararın arkasında kaç gözyaşı olduğunu, kaç kez düştüğünü ve her defasında nasıl yeniden ayağa kalktığını görmez.
Ama konuşur.
Yaparsın, “Neden yaptı?” der.
Yapmazsın, “Cesaret edemedi.” der.
Başarırsın, “Şansı vardı.” der.
Kaybedersin, “Biz zaten biliyorduk.” der.
İnsan bazen kendi hayatını yaşamaktan çok, başkalarının kendisi hakkında ne düşüneceğini düşünerek yorulur.
Oysa hayatımızı başkalarının düşüncelerine göre şekillendirmek, kendi yolumuzdan vazgeçmek demektir.
Kur’an-ı Kerim bize insanların değil, Allah’ın rızasını merkeze alan çok güçlü bir ölçü hatırlatır:
“Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter.”
Talâk Suresi, 65/3
Bir hikâye…
Bir baba ile oğlu, yanlarında eşekleriyle bir köyden geçiyormuş.
İkisi de yürürken onları görenler:
“Eşekleri var ama ikisi de yürüyor, akıl işi mi?” demiş.
Bunun üzerine baba, oğlunu eşeğe bindirmiş.
Biraz ilerleyince başka insanlar:
“Şu çocuğa bak! Kendisi eşeğe binmiş, yaşlı babasını yürütüyor.” demiş.
Bu defa çocuk eşekten inmiş, baba binmiş.
Başka bir grup onları görünce:
“Şu adama bak! Kendisi rahat rahat biniyor, çocuğu yürütüyor.” demiş.
Baba bu kez oğlunu da yanına almış.
Biraz sonra yine sesler yükselmiş:
“Yazık hayvana! İki kişi birden binmişler.”
Baba oğluna dönüp şöyle demiş:
“Gördün mü oğlum? Hayatını herkesin sözüne göre düzenlemeye kalkarsan sonunda ne yapacağını şaşırırsın.”
İşte “el âlem” tam olarak budur.
Sen yürürsün, konuşur.
Binersin, konuşur.
İnersin, yine konuşur.
Çünkü insanların tamamını aynı anda memnun etmek mümkün değildir.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu hadisi de insanın asıl ölçüsünü çok güzel anlatır:
"Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize bakar."
Müslim, Birr, 34
Mesele tam da burada başlıyor.
İnsanların gözünde nasıl göründüğümüz mü daha önemli, yoksa Allah’ın bildiği kalbimiz ve yaptıklarımız mı?
Başkaları seni yanlış anlayabilir. Eksik tanıyabilir. Hatta hiç tanımadan hakkında hüküm verebilir.
Fakat sen niyetini ve vicdanını biliyorsun. Allah ise bütün bunları senden de iyi biliyor.
Bu nedenle herkese kendini ispat etmeye çalışma.
Herkese kendini anlatmak zorunda değilsin.
Herkes tarafından anlaşılmak zorunda değilsin.
Herkesin onayını almak zorunda hiç değilsin.
Elbette yanlışın varsa düzelt. Birinin hakkına girdiysen özür dile. Eksiğin varsa tamamla. Kendini eleştirmekten de doğruları kabul etmekten de kaçma.
Ama sırf “El âlem ne der?” korkusuyla sana verilmiş ömrü başkalarının düşüncelerine teslim etme.
Çünkü bugün seni konuşanlar, yarın başka birini konuşacak.
Fakat sen, onların birkaç dakikalık sözleri uğruna vazgeçtiğin hayallerin sonuçlarıyla yıllarca yaşayabilirsin.
El âlemin diline göre yaşayan insan, bir süre sonra kendi yüreğinin sesini duyamaz.
O yüzden bırak insanlar konuşsun.
Sen vicdanına bak.
Niyetine bak.
Doğruya bak.
Ve en önemlisi, Allah’ın rızasına bak.
Çünkü ömür senin, imtihan senin, yol senin.
El âlem ise yalnızca seyircidir.

