Gidiyorsun öyle mi?
Gözleri yaşlı, gönülleri yorgun olanlara elveda bile demeden
Selaların sedaları şehirlerin sokaklarında yankılanırken
Ezan sesleriyle dolan Camiler, cemaatine henüz alışmıştı
Ramazan davulcuları manilerini senin için söylüyorlardı
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Gidişinle canımızdan can kopup gidiyor biliyor musun?
Dökülüyor ezan sesleri yağmur damlaları gibi semadan
Gelişinle huzur dolup mutlu olmuştu mahsun yürekler
Şimdi bir ömür gidiyor seninle ardına bile bakmadan
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Birlikte söylediğimiz ilahilerin tınısı kulaklarımızda kaldı
Sevgi dolu bakışmalarımızla oturmuştuk iftar sofralarında
Bir ekmek fırınında, sıcak pide kuyruğunda bekleyen çocuklar
Ramazanla özdeşleşmiş taze hurmayla açıldı oruçlar sende
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Sen gittikçe her gün birer birer ömrümüzden gün gidiyor
Gidecek olman, geceden kalan uykularımızı bölüyor
Ay ve Yıldızlar senin için parlıyordu gökyüzünde
Şehirlerin zifiri karanlık sokaklarından gidiyor insanlar
Gönüller paylaşmanın verdiği huzurla seninle dolmuştu
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Sen içimize sönmeyen bir kor ateşi yakıp öyle gidiyorsun
İçimizde gidişinden kaynaklanan bir yangın büyüyor
Adeta bir yanardağ volkanı patlıyor yüreklerimizde
Yüzlerimize vedanın hüznü yansıyor sessizce
Yanıyor yürekler, çünkü, seninle birlikte herşey gidiyor
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Sen sanki bize küsmüşcesine arkana bakmadan gidiyorsun
Bizden memnun olmamış gibi hızlıca ayrılıyorsun
Senin gidişine sadece insanlar gözyaşı akıtmıyor
Arşlar, sağanak sağanak içini döküyor senin için
Bahar ayında ağaçların yaprakları açmadan üşüyor
Sen sessizce gidiyorsun aramızdan veda bile etmeden
Cümle alem, tüm nebatât lâl olmuş susuyor gidişine
Yer susuyor, gök susuyor aramızdan ayrılışına
İnsanların yürekleri kor olmuş, sensizlikten yanıyor
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Bunca birlikteliklere, milyonlarca oruçlulara
Bunca iftarlara, bunca sahurlara rağmen
Senin gidişini durduramıyor hiçbir şey
Bir veda busesi koymadan alınlarımıza gidiyorsun
Bu güzellikler sanki hiç yaşanmamış gibi
Herşeyi önüne katarak, kasıp kavurup
Ardına bile bakmadan koşarak uzaklaşıyorsun
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Mukabele okuyan hafızların sesleri duvarlarda yankılanıyor
Camiler, çocukların cıvıltılarıyla coşup şenleniyor
Kadınlı erkekli cemaat, camileri doldurmuştu teravihte
Hatimle kılınan namazların ferahlatıcı etkisiyle
Okullarda, çocuklar ilkdefa senin için hazırlanmıştı
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Okunan binbir hatimlerin sevaplarıyla
Büyük bir coşkuyla kılınan teravihlerinle
Son on gününde hatimli teheccüd namazıyla
Bir koşuşturmanın içerisinde oruçlu müminler
Sokaklarda bir aydır yanan mahlalar mahsun kaldı
Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini de alıp
Ama Sen gidiyorsun.
Sen gidiyorsun öyle mi?
Gel gitme, bizi böyle sensiz bırakarak
Canımızdan can gidiyor, sen olmayınca
Dökülüyor göz yaşları göz pınarlarımızdan
Bir sevda, bir ömür gidiyor seninle birlikte
Binbir rahmetinle çok alışmıştık biz sana
Yanıyor insanlık, zalim olmuş bir zalimin ateşinde
Sen tüm bunları bilerek bizi böyle çaresiz bırakıp
Sessizce gidiyorsun, ardına bile bakmadan
Sen seneye gelirsin de biz olurmuyuz bilemem
Bizi sensiz, sahursuz, teravisiz, hatimsiz bırakıp gitme
Ama Sen gidiyorsun.

