Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım
Ahmet Aydın
Köşe Yazarı
Ahmet Aydın
 

Neyi Tercih Ediyoruz?

Sevgili Gençler! Önemli olan herhangi bir kapıdan içeri girmek değil, o kapının sizi nereye taşıyacağıdır. Üniversite seçiminiz sadece bugününüzü değil, geleceğinizi de şekillendiren önemli bir karardır. Bu açıdan bugün verdiğiniz kararlar, alelade bir karar olmamalı. Çünkü verdiğiniz kararlar, bundan sonraki hayatınızı olumlu ya da olumsuz anlamda etkileyecektir. Öncelikli hedefiniz doğru bölümü bulabilmek olsun; yok ben önce üniversite seçicem milletten fikir alıcam diyorsanız, hangi üniversite öğrencisine sorarsanız sorun kendi üniversiteleri ya zordur, ya pahalıdır, ya hocalar sıkıntılıdır, ya üniversitenin bulunduğu şehrin insanları problemlidir. Ayrıca sevmediğiniz bir bölümde okuduktan sonra okulun önemi o kadar önemli değil, ya mezun olamazsınız ya da mezun olsanız bile diplomanızla alakasız bir iş yapmak zorunda kalırsınız. Tercihlerinizi yaparken, kulaktan dolma bilgilere fazla kulak asmamaya çalışın; arkadaşlarınızın gazına gelmeyin. Sırf arkadaşınızla aynı yerde okuyayım diye, hiç sevmediğiniz bir yere gitmeyiniz. Üniversiteye gidince eski arkadaşlıklar bitebiliyor. Herkes kendine yeni arkadaşlar ve yeni ortamlar buluyor. Hem arkadaşınızdan uzakta okumak, arkadaşlığınızı daha canlı tutabilir. Biz, lisede okurken can ciğer olupta, aynı üniversiteye geldikten sonra biten ne çok arkadaşlıklara şahit olmuşuzdur. Hangi üniversitenin hangi bölümü olursa olsun (birkaç bölüm hariç) bitirdiğinizde işiniz hazır durumu yoktur. Bunun içinde okurken kendinizi, hem akademik açıdan, hem mesleğinizin incelikleri açısından hem de genel kültür açısından iyi yetiştirmeniz gerekiyor. Bir nevi kendi göbeğinizi kendiniz keseceksiniz. Unutmayın ki, iş üniversiteden mezun olduktan sonra değil, üniversiteyi kazandığınız andan itibaren bulunur. Bulunduğunuz şehirden başka bir şehre gitmeyi düşünüyorsanız, iki, hatta daha fazla düşünmelisiniz. Öncelikle fazla korkmanıza gerek yok, yalnız değilsiniz bu konuda; ayrıca herkes birbirine yabancı olarak başlar üniversiteye. Orada da yeni arkadaşlarınız olacaktır mutlaka. Fakat burada dikkat etmeniz gereken konu, sırf "ailemden, akrabalarımdan, beni tanıyanların olduğu bir şehirden uzak kalayım" düşüncesiyle hiç bilmediğiniz bir şehirde okumak kolay değildir. Kolay olmadığını gidince göreceksiniz zaten. Ailemden uzak kalayım derken, bilmediğiniz şehirlerde hiç bilmediğiniz ortamlarda, hiç tanımadığınız insanların tuzağına düşüp, kendinizi tehlike çukurlarının içerisinde bulabilirsiniz. Çünkü hangi şehir olursa olsun farketmez, sizin gelmenizi "alıcı kuşlar" gibi bekleyen, "tehlike simsarları" vardır. Özellikle yasaklı madde ve fuhuş bataklığına sürükleyebilmek için, ailesinden ilk defa ayrılmış, yalnız bir şekilde başka şehirlere gelen siz üniversite öğrencileri bu acımasız simsarların direk hedefindedir. Bu açıdan hele hele bulunduğunuz şehirde okuyabileceğiniz sıradan bölümler için, başka şehirlere gidip bu tehlikeyi göze almaya değmez. Ayrıca ekonomik açıdan da iyi düşünmeniz gerekiyor, ailenizin yanında rahat okumak varken, niye başka bir şehir? Herhangi bir bölümü seçerken "çok para kazandırır mı?" dan önce "ben bunu yapabilir miyim?" sorusunu göz önünde bulundurun. Gerçekten istediğiniz bir bölümse ve hakkında iyi duyumlar aldıysanız rahatlıkla tercihlerinize yazabilirsiniz. En başta da dediğim gibi sonuçta bu kendi tercihiniz, kendi hayatınız; başkalarının dolduruşuna gelip "doktorlukta iyi para var" lafına kanıp tıp yazmayın, hele hele bünyeniz sağlam değilse hiç yazmayın. Çünkü tıp okumak ayrı zor, tıp alanında bir ömürboyu çalışmak apayrı zor. Bunun için tercih listelerinizde "sadece ne olmak istiyorsanız onu yazın." Beklediğinizden daha yüksek puan almış olabilirsiniz. Nasıl olsa puanım var diyerek hiç okumak istemediğiniz ya da sevmediğiniz yüksek puanlı bir yeri yazmayınız. Böyle bir yanılgıya düşmek hayatınızın geri kalanını kendinize zehir etmekten başka bir şeye yaramadığını göreceksiniz. Beklediğinizden daha düşük puan almış da olabilirsiniz. Böyle bir durumda, eğer üniversitenin ismi ve bulunduğu şehir sizin açınızdan önemli değilse;istediğiniz bölümün en düşük puanlı olanını yazabilirsiniz. Yok önemli ise bu defa yapılacak en doğru iş tekrardan hazırlanıp bir kere daha denemenizdir. Tabii ki, buna ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan hazırsanız, bir yıl daha hazırlanma stresini hem aileniz hem de siz kaldırabilecekseniz. Bir ömürü heba etmektense bir yıl daha emek vermek, strese katlanmak daha doğru bir karar olacaktır. Hem günümüzde "mezuna kalma" durumu yadırganacak bir durum da değildir. Eğer fırsatınız varsa tercih yapmadan önce, tercih etmeyi düşündüğünüz potansiyel üniversitelere gidin, ortamlarını görün, hocalarla ve öğrencilerle konuşma imkanınız olursa, doğru karar vermeniz açısından iyi olabilir. Sevgili Gençler, diyelim ki tercihlerinizi yaptınız, istediğiniz bölümleri sıraladınız; lakin tüm tercihleri dolduramadınız; içinize de "acaba açıkta kalır mıyım?" korkusu düştü. Sakın olaki, gaflete düşüp daha düşük puanlı ve asla okumak istemeyeceğiniz bölümleri "aman açıkta kalmayayım" diyerek yazmayın sonlara. Sonra yks'ye girebilmek için 1 değil 2 sene beklersiniz, yazık olur gençliğinize. Siz istekli olduktan ve eksiklerinizi bildikten sonra, bir sonraki sene daha düşük puan alabilmeniz için ancak büyük bir ailevi veya özel problem yaşamanız gerekmektedir. Bırakınız bu sene bir yere gitmeyin, gitmeyeceğiniz yeri tercih edip de kazanmayın; tercih listenize yazarak belki de o bölümü isteyen birinin hakkını gasp etmiş olursunuz. Her yıl olduğu gibi bu yılda üniversitelerde yeni açılan bölümler ve programlar vardır. Bu yeni açılan bölümleri ve programları tercih ederken iki kez düşünün. İyice araştırın, gelecek "raf ömrünün" ne kadar olduğuna dikkat edin. Çünkü yeni açılan bazı bölüm ve programlar, popüler kültürün etkisiyle, "saman alevi" gibi, varlığı ile yokluğu anlaşılmıyor. Sırf yeni açıldı tercih eden olmaz ya da kimse bilmiyor diye düşünmeyin. Çünkü artık günümüz dijital dünyasında herkes, her şeyden haberdar, ayrıca herkes en az sizin kadar akıllı. Bu açıdan üniversite tercih sıralamanızı oluşturmadan önce; ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi, kişilik özelliklerinizi ve kariyer hedeflerinizi göz önünde bulundurarak tercih edeceğiniz programları belirlemelisiniz. Başarı sıralamalarınızı dikkate alarak tercih listelerinizi oluşturmalısınız. Sağlıklı bir tercih listesi hazırlamanın en önemli unsurlarından biri, istek sırası ile başarı sıralaması arasında doğru denge kurulmasıdır. Başarı sıralaması yeterli olduğu için istemediğiniz, sevmediğiniz bir bölümü tercih listelerinize eklemeyiniz. Nasıl olsa gelmez diyerek sevmediğiniz bir ili, sevmediğiniz bir üniversiteyi ve sevmediğiniz bir bölümü asla ve kat'a tercih listenize yazmayınız. Tercih edeceğiniz üniversitelerin; eğitim olanaklarını, akademik kadrolarını, akreditasyon durumlarını, burs imkânlarını, değişim programlarını (Erasmus vb.), staj olanaklarını ve kampüs imkânlarını mutlaka araştırmalısınız. Tercih edeceğiniz programların eğitim dili, hazırlık sınıfı uygulamasının olup olmadığını, çift anadal hakkının olup olmadığını, eğitim süresi, mezuniyet sonrası çalışma alanları ve işe yerleştirme hakkında bilgi edinmeniz doğru karar vermenize katkı sağlar, ileride pişman olmamanız açısından da önemlidir. ÖSYM tarafından belirlenen tercih haklarının tamamını kullanmak zorunda değilsiniz. Siz kendiniz için ne kadar tercih yapmak istiyorsanız, o sayıda tercih yazabilirsiniz. İlla bütün listeyi doldurayım diye istemediğiniz bölümleri yazmayınız. Tercih edeceğiniz programları belirlerken, ileride herhangi bir sürprizle karşılaşmamanız açısından, ÖSYM tarafından yayınlanan Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alan Özel Koşullar ve Açıklamalar bölümünü mutlaka dikkatli bir şekilde incelemelisiniz. Tercih işlemlerinizi tamamlayıp listelerinizi oluşturduktan sonra, yapmanız gereken en önemli şeylerden birisi de, tercih listenizi son kez kontrol etmek olmalıdır. Program kodları, tercih sıralaması ve burs durumu vb. doğruluğundan emin olunduktan sonra, tercih işlemimizi onaylamalısınız. Şunu unutmayın ki, her zaman son dokunuş önemlidir. Sistemde onay işlemi yapıldıktan sonra geri dönüşü yoktur. Son tuşa basmadan önce; sakin bir kafa ile, gerekirse tekrar tekrar kontrol edip, her şeyin doğru yapıldığından emin olduktan sonra, o son dokunuşu yapmalısınız. Bu temel ilkelere dikkat ederek hazırlayacağınız; bilinçli ve planlı bir tercih listesi, hedeflediğiniz üniversite ve programa yerleşme sürecinde sizlere önemli bir avantaj sağlayacaktır. Sevgili genç kardeşlerim! Doğru tercih yapıp istediğiniz, sevdiğiniz ve mutlu olacağınız bölümleri kazanmanız ümidiyle, bundan sonraki okul hayatınızda başarılar dilerken, bir ömür boyu sağlıklı, mutlu ve huzurlu olabileceğiniz yarınlar temenni ederim.
Ekleme Tarihi: 03 Ağustos 2026 -Pazartesi

Neyi Tercih Ediyoruz?

Sevgili Gençler!

Önemli olan herhangi bir kapıdan içeri girmek değil, o kapının sizi nereye taşıyacağıdır. Üniversite seçiminiz sadece bugününüzü değil, geleceğinizi de şekillendiren önemli bir karardır. Bu açıdan bugün verdiğiniz kararlar, alelade bir karar olmamalı. Çünkü verdiğiniz kararlar, bundan sonraki hayatınızı olumlu ya da olumsuz anlamda etkileyecektir.

Öncelikli hedefiniz doğru bölümü bulabilmek olsun; yok ben önce üniversite seçicem milletten fikir alıcam diyorsanız, hangi üniversite öğrencisine sorarsanız sorun kendi üniversiteleri ya zordur, ya pahalıdır, ya hocalar sıkıntılıdır, ya üniversitenin bulunduğu şehrin insanları problemlidir. Ayrıca sevmediğiniz bir bölümde okuduktan sonra okulun önemi o kadar önemli değil, ya mezun olamazsınız ya da mezun olsanız bile diplomanızla alakasız bir iş yapmak zorunda kalırsınız.

Tercihlerinizi yaparken, kulaktan dolma bilgilere fazla kulak asmamaya çalışın; arkadaşlarınızın gazına gelmeyin. Sırf arkadaşınızla aynı yerde okuyayım diye, hiç sevmediğiniz bir yere gitmeyiniz. Üniversiteye gidince eski arkadaşlıklar bitebiliyor. Herkes kendine yeni arkadaşlar ve yeni ortamlar buluyor. Hem arkadaşınızdan uzakta okumak, arkadaşlığınızı daha canlı tutabilir. Biz, lisede okurken can ciğer olupta, aynı üniversiteye geldikten sonra biten ne çok arkadaşlıklara şahit olmuşuzdur.

Hangi üniversitenin hangi bölümü olursa olsun (birkaç bölüm hariç) bitirdiğinizde işiniz hazır durumu yoktur. Bunun içinde okurken kendinizi, hem akademik açıdan, hem mesleğinizin incelikleri açısından hem de genel kültür açısından iyi yetiştirmeniz gerekiyor. Bir nevi kendi göbeğinizi kendiniz keseceksiniz. Unutmayın ki, iş üniversiteden mezun olduktan sonra değil, üniversiteyi kazandığınız andan itibaren bulunur.

Bulunduğunuz şehirden başka bir şehre gitmeyi düşünüyorsanız, iki, hatta daha fazla düşünmelisiniz. Öncelikle fazla korkmanıza gerek yok, yalnız değilsiniz bu konuda; ayrıca herkes birbirine yabancı olarak başlar üniversiteye. Orada da yeni arkadaşlarınız olacaktır mutlaka. Fakat burada dikkat etmeniz gereken konu, sırf "ailemden, akrabalarımdan, beni tanıyanların olduğu bir şehirden uzak kalayım" düşüncesiyle hiç bilmediğiniz bir şehirde okumak kolay değildir. Kolay olmadığını gidince göreceksiniz zaten. Ailemden uzak kalayım derken, bilmediğiniz şehirlerde hiç bilmediğiniz ortamlarda, hiç tanımadığınız insanların tuzağına düşüp, kendinizi tehlike çukurlarının içerisinde bulabilirsiniz. Çünkü hangi şehir olursa olsun farketmez, sizin gelmenizi "alıcı kuşlar" gibi bekleyen, "tehlike simsarları" vardır. Özellikle yasaklı madde ve fuhuş bataklığına sürükleyebilmek için, ailesinden ilk defa ayrılmış, yalnız bir şekilde başka şehirlere gelen siz üniversite öğrencileri bu acımasız simsarların direk hedefindedir. Bu açıdan hele hele bulunduğunuz şehirde okuyabileceğiniz sıradan bölümler için, başka şehirlere gidip bu tehlikeyi göze almaya değmez. Ayrıca ekonomik açıdan da iyi düşünmeniz gerekiyor, ailenizin yanında rahat okumak varken, niye başka bir şehir?

Herhangi bir bölümü seçerken "çok para kazandırır mı?" dan önce "ben bunu yapabilir miyim?" sorusunu göz önünde bulundurun. Gerçekten istediğiniz bir bölümse ve hakkında iyi duyumlar aldıysanız rahatlıkla tercihlerinize yazabilirsiniz. En başta da dediğim gibi sonuçta bu kendi tercihiniz, kendi hayatınız; başkalarının dolduruşuna gelip "doktorlukta iyi para var" lafına kanıp tıp yazmayın, hele hele bünyeniz sağlam değilse hiç yazmayın. Çünkü tıp okumak ayrı zor, tıp alanında bir ömürboyu çalışmak apayrı zor.

Bunun için tercih listelerinizde "sadece ne olmak istiyorsanız onu yazın." Beklediğinizden daha yüksek puan almış olabilirsiniz. Nasıl olsa puanım var diyerek hiç okumak istemediğiniz ya da sevmediğiniz yüksek puanlı bir yeri yazmayınız. Böyle bir yanılgıya düşmek hayatınızın geri kalanını kendinize zehir etmekten başka bir şeye yaramadığını göreceksiniz.

Beklediğinizden daha düşük puan almış da olabilirsiniz. Böyle bir durumda, eğer üniversitenin ismi ve bulunduğu şehir sizin açınızdan önemli değilse;istediğiniz bölümün en düşük puanlı olanını yazabilirsiniz. Yok önemli ise bu defa yapılacak en doğru iş tekrardan hazırlanıp bir kere daha denemenizdir. Tabii ki, buna ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan hazırsanız, bir yıl daha hazırlanma stresini hem aileniz hem de siz kaldırabilecekseniz. Bir ömürü heba etmektense bir yıl daha emek vermek, strese katlanmak daha doğru bir karar olacaktır. Hem günümüzde "mezuna kalma" durumu yadırganacak bir durum da değildir.

Eğer fırsatınız varsa tercih yapmadan önce, tercih etmeyi düşündüğünüz potansiyel üniversitelere gidin, ortamlarını görün, hocalarla ve öğrencilerle konuşma imkanınız olursa, doğru karar vermeniz açısından iyi olabilir.

Sevgili Gençler, diyelim ki tercihlerinizi yaptınız, istediğiniz bölümleri sıraladınız; lakin tüm tercihleri dolduramadınız; içinize de "acaba açıkta kalır mıyım?" korkusu düştü. Sakın olaki, gaflete düşüp daha düşük puanlı ve asla okumak istemeyeceğiniz bölümleri "aman açıkta kalmayayım" diyerek yazmayın sonlara. Sonra yks'ye girebilmek için 1 değil 2 sene beklersiniz, yazık olur gençliğinize. Siz istekli olduktan ve eksiklerinizi bildikten sonra, bir sonraki sene daha düşük puan alabilmeniz için ancak büyük bir ailevi veya özel problem yaşamanız gerekmektedir. Bırakınız bu sene bir yere gitmeyin, gitmeyeceğiniz yeri tercih edip de kazanmayın; tercih listenize yazarak belki de o bölümü isteyen birinin hakkını gasp etmiş olursunuz.

Her yıl olduğu gibi bu yılda üniversitelerde yeni açılan bölümler ve programlar vardır. Bu yeni açılan bölümleri ve programları tercih ederken iki kez düşünün. İyice araştırın, gelecek "raf ömrünün" ne kadar olduğuna dikkat edin. Çünkü yeni açılan bazı bölüm ve programlar, popüler kültürün etkisiyle, "saman alevi" gibi, varlığı ile yokluğu anlaşılmıyor. Sırf yeni açıldı tercih eden olmaz ya da kimse bilmiyor diye düşünmeyin. Çünkü artık günümüz dijital dünyasında herkes, her şeyden haberdar, ayrıca herkes en az sizin kadar akıllı.

Bu açıdan üniversite tercih sıralamanızı oluşturmadan önce; ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi, kişilik özelliklerinizi ve kariyer hedeflerinizi göz önünde bulundurarak tercih edeceğiniz programları belirlemelisiniz.

Başarı sıralamalarınızı dikkate alarak tercih listelerinizi oluşturmalısınız. Sağlıklı bir tercih listesi hazırlamanın en önemli unsurlarından biri, istek sırası ile başarı sıralaması arasında doğru denge kurulmasıdır. Başarı sıralaması yeterli olduğu için istemediğiniz, sevmediğiniz bir bölümü tercih listelerinize eklemeyiniz.

Nasıl olsa gelmez diyerek sevmediğiniz bir ili, sevmediğiniz bir üniversiteyi ve sevmediğiniz bir bölümü asla ve kat'a tercih listenize yazmayınız.

Tercih edeceğiniz üniversitelerin; eğitim olanaklarını, akademik kadrolarını, akreditasyon durumlarını, burs imkânlarını, değişim programlarını (Erasmus vb.), staj olanaklarını ve kampüs imkânlarını mutlaka araştırmalısınız.

Tercih edeceğiniz programların eğitim dili, hazırlık sınıfı uygulamasının olup olmadığını, çift anadal hakkının olup olmadığını, eğitim süresi, mezuniyet sonrası çalışma alanları ve işe yerleştirme hakkında bilgi edinmeniz doğru karar vermenize katkı sağlar, ileride pişman olmamanız açısından da önemlidir.

ÖSYM tarafından belirlenen tercih haklarının tamamını kullanmak zorunda değilsiniz. Siz kendiniz için ne kadar tercih yapmak istiyorsanız, o sayıda tercih yazabilirsiniz. İlla bütün listeyi doldurayım diye istemediğiniz bölümleri yazmayınız. Tercih edeceğiniz programları belirlerken, ileride herhangi bir sürprizle karşılaşmamanız açısından, ÖSYM tarafından yayınlanan Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alan Özel Koşullar ve Açıklamalar bölümünü mutlaka dikkatli bir şekilde incelemelisiniz.

Tercih işlemlerinizi tamamlayıp listelerinizi oluşturduktan sonra, yapmanız gereken en önemli şeylerden birisi de, tercih listenizi son kez kontrol etmek olmalıdır. Program kodları, tercih sıralaması ve burs durumu vb. doğruluğundan emin olunduktan sonra, tercih işlemimizi onaylamalısınız. Şunu unutmayın ki, her zaman son dokunuş önemlidir. Sistemde onay işlemi yapıldıktan sonra geri dönüşü yoktur. Son tuşa basmadan önce; sakin bir kafa ile, gerekirse tekrar tekrar kontrol edip, her şeyin doğru yapıldığından emin olduktan sonra, o son dokunuşu yapmalısınız.

Bu temel ilkelere dikkat ederek hazırlayacağınız; bilinçli ve planlı bir tercih listesi, hedeflediğiniz üniversite ve programa yerleşme sürecinde sizlere önemli bir avantaj sağlayacaktır.

Sevgili genç kardeşlerim!

Doğru tercih yapıp istediğiniz, sevdiğiniz ve mutlu olacağınız bölümleri kazanmanız ümidiyle, bundan sonraki okul hayatınızda başarılar dilerken, bir ömür boyu sağlıklı, mutlu ve huzurlu olabileceğiniz yarınlar temenni ederim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.