Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım
Ahmet Aydın
Köşe Yazarı
Ahmet Aydın
 

Affedebilir misin Öğretmenim?

Ne yazsak ne söylesek tesiri yok, sussak gönlümüz razı gelmez. Çünkü, elinde kalem değil, bıçak olan bir öğrenci bir öğretmenimizi hayatından kopardı. Bir sınıfın ışığı söndü, onlarca öğrenci öğretmensiz, öğretmenler mesai arkadaşsız, bir ev kadınsız, bir çocuk annesiz, bir koca eşsiz, bir yuva sessiz, bir camia öksüz, bir meslek yalnız kaldı. Sadece bir öğretmen öldürülmedi; koskoca bir toplumun vicdanı, bir neslin geleceği yara aldı ve bir ailenin hayalleri yok oldu. Eğitim kurumları nasıl oldu da şiddetin merkezi hâline geldi. Aslında bu dünden bugüne bir günde olan bir olay değil.  Öğretmene parmak sallayan veliler, daha ilkokul çağında ağzı küfür, argo, tehdit ve hakaretle dolu; aile yapısındaki bozukluğu kendi davranışlarına yansıtan çocuklar. Ve en önemlisi, kendi evladının hiçbir yanlışının sorumluluğunu üstlenmeyip, suçu;öğretmene, okul idaresine, bakanlığa ya da başkalarına atan, "benim çocuğum yapmaz" diyen aileler.. Kendi çocuğu haksızlığa uğradığında ortalığı ayağa kaldıran; ancak çocuğu başkasına zarar verdiğinde susan, görmezden gelen hatta öğretmeni hedef gösteren zihniyet. Dedikodu, tehdit ve hakaretle öğretmeni sindirmeye çalışan anlayış. Siyasi gücünü ya da sosyal çevresini baskı unsuru olarak kullanan düşünce yapısı.  Eğitimin ne olduğunu kavrayamamış, temel değerlerden yoksun,  görgü ve sorumluluk-bilinci gelişmemiş ailelerin yetiştirdiği çocuklar, yalnızca sınıf düzenini değil, toplumsal huzuru da tehdit eder hale gelmiştir. Bir öğretmeni kaybettik. Çünkü, öğretmeni kendi işiyle başbaşa bırakmadık.  Öğretim ve eğitim yapamadı öğretmenler, angaryalardan, ne olduğu belli olmayan, içeriği boş etkinliklerden, yapılmış olmak için yapılan, âmirlere şirin görünmek için, sosyal medyada paylaşılan etkinlik yarışlarından geri kalmamak için... Yapılan etkinliklerin içerisinde boğuldu öğretmenler.  Lütfen değerli ebeveynler, Bu çocuklar doğuştan cani değildi? Nasıl böyle oldular? Sustalı bıçak, pompalı tüfekleri taşırken sizlerin hiç mi  haberiniz olmadı? Çocuklarınıza her türlü imkanı sınırsızca sunmayın, Olumsuz arkadaşlardan ve çevreden uzak tutun, Çocuklarınıza olumsuz davranışları karşısında yaptırım uygulayın, Küçüklükten itibaren yaptıkları yanlışlar karşısında gülerek, olumsuzluğu pekiştirmeyin, Vicdan, merhamet, sevgi, iyilik ve dürüstlük tohumları ekilmeli çocukların gönlüne, kalbine.. Çocukları, aileleri, anne babaları terbiye edip iyi yetiştirmeli, Edemiyorlarsa psikoloğa, psikiyatriye götürüp tedavi ettirmeli, Eskiden ebeveynler okula giderken "niye yaramazlık yaptın" diye kızarlardı çocuklarına,  "Öğretmeninden şikayet duymayacağım" diye tenbihlerdi, Şimdi aileler çocuklarına çok yüz veriyor; sonra da o çocuklar, Annesini ve babasını dinlemiyorlar, Öğretmenini takmıyorlar, Okul idaresini umursamıyorlar, Yolda sokakta insanları rahatsız ediyorlar, Bunun neticesinde de problemli çocuk durumuna düşüyorlar. Saygıdeğer yöneticiler! Öğretmenler her gün sabah sevdiklerinden ayrılarak çıkar evlerinden, gittikleri yer onlar için sıradan bir işyeri değildir.  Okuldur orası, çıkarken de "okula gidiyorum" diye ayrılırlar, sevdiklerinden, yuva yaptıkları evlerinden.  Okula giderken "can güvenliğimiz yok, sıra bana nezaman gelecek" korkusuyla gitmemeli, eğitim emekcisi öğretmenler, Görev yaptığı okulda, "evladım" dediği öğrencisi tarafından hayatını kaybetmemeli bir öğretmen... Çünkü, öğretmenler öldürülürse, toplum sadece bir eğitimciyi değil; emeği, sabrı ve geleceğe adanmış bir hayatı kaybeder. Öğretmenler yıllarını vererek, adeta ilmek ilmek dokuyarak çocukları yetiştiriyorlar. Onları topluma kazandırmak, meslek sahibi yapmak, ülkeye faydalı bireyler olarak yetiştirmek için çabalıyorlar. Yöneticiler ne önlemler alıyor?  Gerekli önlemler alınmazsa, hergün birimiz bu canilerin hedefi haline geleceğiz...sadece okullarda değil, sokaklarda da güvenli olmayacağız.. Ancak okulların güvenliği konusunda yapılan uyarılar karşılık bulmadığında, bedelleri çok ağır oluyor. Bazen akran zorbalığına şahit oluyoruz, bazen akran cinayetlerine, bazen de öğretmenlere yapılan şiddet ve cinayetlere,  Şiddet vakalarını durdurmak için kağıt üzerinde kalan, göstermelik, çocuğun okulunu değiştirmek gibi suni cezalar yetmez, yetmemeli.. Çocuğunu şiddete eğilimli, denetimsiz büyüten ailelere ağır maddi yaptırımlar ve hapis cezası getirilmelidir.   Çocukları şiddete ve suça yönlendiren, televizyonlardaki, dizi, film ve programlara ciddi yaptırımlar uygulanmalı,  Sosyal medya gibi dijital mecralarda şiddet içerikli yayın ve paylaşımlara cezai müeyyideler uygulanmalı. Adalet mekanizması, sadece suç işleyene değil, o suça zemin hazırlayan ihmallere de hesap sormalı, Özellikle televizyon ve dijital mecralarda şiddet içerikli, yayınlar ve paylaşımlar önceden denetlenip önlenmeli, Zorla olmuyor, zorlamayla okunmuyor! 12 yıl zorunlu eğitim uygulamsından bir an önce, ivedilikle vazgeçilmelidir. Okumak istemeyen, eğitimle alakası olmayan, ailelerinin terbiye edemediği, istek ve davranışlarına sınır koymadığı çocuklar yüzünden, eğitim almak için okula gelen çocukların da değerli zamanları heba oluyor. Bu ıslah olmayacak çocuklar, hem arkadaşlarının hem de öğretmenlerin başına adeta bela oluyorlar. Maalesef bazen okuldaki veya sınıfındaki çocukların, hatta ve hatta öğretmenlerin canına kıyacak kadar yoldan çıkıyorlar, artık buna bir dur demenin vakti geldide çoktan geçti bile. Okulla alakasız bu insanları zorla okulda tutmaktan vazgeçilmeli. İlkokuldan sonra zorunlu eğitim kaldırılmalı. Okumak istemeyen, eğitimle alakası olmayan çocuklar erken yaştan itibaren mesleğe yönlendirilmeli ve bir meslek kazandırılmalı, hemde enerjilerini boşaltmaya yardımcı olunmalıki, gerçekten eğitim almak için okula gelen öğrencilerde gerçek manada eğitim alabilsinler. Öğretmenler de hakettikleri saygıyı görebilsinler. Sonuç olarak şunu ifade etmek gerekirse, eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan bu çocukları zorla okulda tutmak hem diğer öğrencilerin hem öğretmenlerin hem de bütün eğitim çalışanlarının hayatını tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramıyor. Ayrıca bunlara harcanan paralarla milli servet boşa harcanmış oluyor. Bununla beraber bu ülkenin çıraklara, ustalara da çok ihtiyacı var. Bu çocukları okullarda zorla tutmak yerine, bırakın bu çocuklar erken yaşta mesleğe atılsınlar. Potansiyel enerjilerini meslek öğrenmek için harcasınlar, başkalarının canını yakmak için değil. Kaç can daha vereceğiz? Şiddete kaç masumu kurban edeceğiz? Ne zaman bitecek bu şiddet? 
Ekleme Tarihi: 04 Mart 2026 -Çarşamba

Affedebilir misin Öğretmenim?

Ne yazsak ne söylesek tesiri yok, sussak gönlümüz razı gelmez. Çünkü, elinde kalem değil, bıçak olan bir öğrenci bir öğretmenimizi hayatından kopardı. Bir sınıfın ışığı söndü, onlarca öğrenci öğretmensiz, öğretmenler mesai arkadaşsız, bir ev kadınsız, bir çocuk annesiz, bir koca eşsiz, bir yuva sessiz, bir camia öksüz, bir meslek yalnız kaldı. Sadece bir öğretmen öldürülmedi; koskoca bir toplumun vicdanı, bir neslin geleceği yara aldı ve bir ailenin hayalleri yok oldu.

Eğitim kurumları nasıl oldu da şiddetin merkezi hâline geldi.

Aslında bu dünden bugüne bir günde olan bir olay değil. 

Öğretmene parmak sallayan veliler, daha ilkokul çağında ağzı küfür, argo, tehdit ve hakaretle dolu; aile yapısındaki bozukluğu kendi davranışlarına yansıtan çocuklar.

Ve en önemlisi, kendi evladının hiçbir yanlışının sorumluluğunu üstlenmeyip, suçu;öğretmene, okul idaresine, bakanlığa ya da başkalarına atan, "benim çocuğum yapmaz" diyen aileler..

Kendi çocuğu haksızlığa uğradığında ortalığı ayağa kaldıran; ancak çocuğu başkasına zarar verdiğinde susan, görmezden gelen hatta öğretmeni hedef gösteren zihniyet.

Dedikodu, tehdit ve hakaretle öğretmeni sindirmeye çalışan anlayış.

Siyasi gücünü ya da sosyal çevresini baskı unsuru olarak kullanan düşünce yapısı. 

Eğitimin ne olduğunu kavrayamamış, temel değerlerden yoksun,  görgü ve sorumluluk-bilinci gelişmemiş ailelerin yetiştirdiği çocuklar, yalnızca sınıf düzenini değil, toplumsal huzuru da tehdit eder hale gelmiştir.

Bir öğretmeni kaybettik.

Çünkü, öğretmeni kendi işiyle başbaşa bırakmadık. 

Öğretim ve eğitim yapamadı öğretmenler, angaryalardan, ne olduğu belli olmayan, içeriği boş etkinliklerden, yapılmış olmak için yapılan, âmirlere şirin görünmek için, sosyal medyada paylaşılan etkinlik yarışlarından geri kalmamak için... Yapılan etkinliklerin içerisinde boğuldu öğretmenler. 

Lütfen değerli ebeveynler,
Bu çocuklar doğuştan cani değildi?
Nasıl böyle oldular?
Sustalı bıçak, pompalı tüfekleri taşırken sizlerin hiç mi  haberiniz olmadı?
Çocuklarınıza her türlü imkanı sınırsızca sunmayın,
Olumsuz arkadaşlardan ve çevreden uzak tutun,
Çocuklarınıza olumsuz davranışları karşısında yaptırım uygulayın,
Küçüklükten itibaren yaptıkları yanlışlar karşısında gülerek, olumsuzluğu pekiştirmeyin,
Vicdan, merhamet, sevgi, iyilik ve dürüstlük tohumları ekilmeli çocukların gönlüne, kalbine..

Çocukları, aileleri, anne babaları terbiye edip iyi yetiştirmeli,
Edemiyorlarsa psikoloğa, psikiyatriye götürüp tedavi ettirmeli,

Eskiden ebeveynler okula giderken "niye yaramazlık yaptın" diye kızarlardı çocuklarına, 
"Öğretmeninden şikayet duymayacağım" diye tenbihlerdi,

Şimdi aileler çocuklarına çok yüz veriyor; sonra da o çocuklar,

Annesini ve babasını dinlemiyorlar,
Öğretmenini takmıyorlar,
Okul idaresini umursamıyorlar,
Yolda sokakta insanları rahatsız ediyorlar,
Bunun neticesinde de problemli çocuk durumuna düşüyorlar.

Saygıdeğer yöneticiler!

Öğretmenler her gün sabah sevdiklerinden ayrılarak çıkar evlerinden, gittikleri yer onlar için sıradan bir işyeri değildir. 
Okuldur orası, çıkarken de "okula gidiyorum" diye ayrılırlar, sevdiklerinden, yuva yaptıkları evlerinden. 
Okula giderken "can güvenliğimiz yok, sıra bana nezaman gelecek" korkusuyla gitmemeli, eğitim emekcisi öğretmenler,
Görev yaptığı okulda, "evladım" dediği öğrencisi tarafından hayatını kaybetmemeli bir öğretmen...
Çünkü, öğretmenler öldürülürse, toplum sadece bir eğitimciyi değil; emeği, sabrı ve geleceğe adanmış bir hayatı kaybeder.
Öğretmenler yıllarını vererek, adeta ilmek ilmek dokuyarak çocukları yetiştiriyorlar. Onları topluma kazandırmak, meslek sahibi yapmak, ülkeye faydalı bireyler olarak yetiştirmek için çabalıyorlar.

Yöneticiler ne önlemler alıyor? 

Gerekli önlemler alınmazsa, hergün birimiz bu canilerin hedefi haline geleceğiz...sadece okullarda değil, sokaklarda da güvenli olmayacağız..

Ancak okulların güvenliği konusunda yapılan uyarılar karşılık bulmadığında, bedelleri çok ağır oluyor. Bazen akran zorbalığına şahit oluyoruz, bazen akran cinayetlerine, bazen de öğretmenlere yapılan şiddet ve cinayetlere, 
Şiddet vakalarını durdurmak için kağıt üzerinde kalan, göstermelik, çocuğun okulunu değiştirmek gibi suni cezalar yetmez, yetmemeli..

Çocuğunu şiddete eğilimli, denetimsiz büyüten ailelere ağır maddi yaptırımlar ve hapis cezası getirilmelidir.
 

Çocukları şiddete ve suça yönlendiren, televizyonlardaki, dizi, film ve programlara ciddi yaptırımlar uygulanmalı, 
Sosyal medya gibi dijital mecralarda şiddet içerikli yayın ve paylaşımlara cezai müeyyideler uygulanmalı.
Adalet mekanizması, sadece suç işleyene değil, o suça zemin hazırlayan ihmallere de hesap sormalı,
Özellikle televizyon ve dijital mecralarda şiddet içerikli, yayınlar ve paylaşımlar önceden denetlenip önlenmeli,

Zorla olmuyor, zorlamayla okunmuyor!

12 yıl zorunlu eğitim uygulamsından bir an önce, ivedilikle vazgeçilmelidir. Okumak istemeyen, eğitimle alakası olmayan, ailelerinin terbiye edemediği, istek ve davranışlarına sınır koymadığı çocuklar yüzünden, eğitim almak için okula gelen çocukların da değerli zamanları heba oluyor. Bu ıslah olmayacak çocuklar, hem arkadaşlarının hem de öğretmenlerin başına adeta bela oluyorlar. Maalesef bazen okuldaki veya sınıfındaki çocukların, hatta ve hatta öğretmenlerin canına kıyacak kadar yoldan çıkıyorlar, artık buna bir dur demenin vakti geldide çoktan geçti bile.
Okulla alakasız bu insanları zorla okulda tutmaktan vazgeçilmeli. İlkokuldan sonra zorunlu eğitim kaldırılmalı. Okumak istemeyen, eğitimle alakası olmayan çocuklar erken yaştan itibaren mesleğe yönlendirilmeli ve bir meslek kazandırılmalı, hemde enerjilerini boşaltmaya yardımcı olunmalıki, gerçekten eğitim almak için okula gelen öğrencilerde gerçek manada eğitim alabilsinler.

Öğretmenler de hakettikleri saygıyı görebilsinler.

Sonuç olarak şunu ifade etmek gerekirse, eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan bu çocukları zorla okulda tutmak hem diğer öğrencilerin hem öğretmenlerin hem de bütün eğitim çalışanlarının hayatını tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramıyor. Ayrıca bunlara harcanan paralarla milli servet boşa harcanmış oluyor. Bununla beraber bu ülkenin çıraklara, ustalara da çok ihtiyacı var. Bu çocukları okullarda zorla tutmak yerine, bırakın bu çocuklar erken yaşta mesleğe atılsınlar. Potansiyel enerjilerini meslek öğrenmek için harcasınlar, başkalarının canını yakmak için değil.

Kaç can daha vereceğiz? Şiddete kaç masumu kurban edeceğiz? Ne zaman bitecek bu şiddet? 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.