Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım
Ahmet Aydın
Köşe Yazarı
Ahmet Aydın
 

Eğitimcinin Rol Modelliği!

Eğitim kurumlarında çalışan tüm personelin kılık- kıyafeti, sigara kullanma durumları, alkol tüketimi, teknoloji kullanımı, sosyal medya paylaşımları, argo ve küfür gibi söz ve davranışlarının öğrenciler üzerinde direk etkisi vardır. Çünkü eğitimin içerisinde yer alan her bireyin, çocuklara rol model olma durumu vardır. Bu açıdan bakıldığında; eğitim kurumlarında sadece eğitimciler değil, güvenlik görevlisinden temizlikçisine, memurundan kantincisine varana kadar herkesin; içinde bulunduğu kurumun ciddiyetine ve önemine uygun davranması gerekmektedir. Eğitim kurumları sıradan bir kurum ya da işyeri değildir.  Tabii ki, bunların içerisinde en fazla dikkat etmesi gerekenler, öğretmenler ve idarecilerdir. Öğretmenin kılık kıyafeti, öğrencilerin akademik odaklanmasını, öğretmen-öğrenci ilişkisini ve profesyonellik algısını doğrudan etkiler. Özellikle öğretmenler kıyafet seçimiyle öğrencilere doğrudan rol model oluştururlar. Özenli ve kurumsal kıyafetler, öğrencilerin öğretmene duyduğu saygıyı artırır. Öğrencilerde, okulun bir öğrenme makamı olduğu bilinci gelişir. Düzgün bir görünüm, öğrencilerde, öğretmenin işine önem verdiği algısı oluşturur. Burada dikkat edilmesi gereken konu; aşırıya kaçmamaktır. Çünkü çok aşırı, abartılı veya sıra dışı kıyafetler öğrencilerin ders yerine, öğretmenin dış görünüşüne odaklanmasına yol açabilir. Öğretmenin temiz, düzenli ve ortama uygun giyinmesi, öğrencilerin öz bakım ve kurallara uyma bilincini de geliştirir. Mesleğe uygun bir giyim tarzı, öğretmen ile öğrenci arasındaki pedagojik mesafeyi sağlıklı bir düzeyde tutar. Öğretmenin mevzuata uygun ve sade giyinmesi, okul içerisindeki genel disiplin ve eşitlik ortamını da destekler. Öğrenciler açısından öğretmenin kılık kıyafeti kadar, öz bakım becerilerini de ortama uygun yapması önemlidir. Uygun giyinmenin yanısıra; temiz, ütülü, uyumlu, saç- sakal bakımı yapılmış, makyajda aşırıya kaçmadan, eli yüzü düzgün ve tırnakları bakımlı olarak okula gelmeleri ve canlı bir şekilde öğrencilerin karşısına çıkmaları, en az verecekleri akademik bilgiler kadar önemlidir.  Okul yöneticilerin kılık kıyafet bakımından ortama uygun giyinmelerinin iki açıdan önemi vardır. Birincisi öğrencilere ve öğretmenlere rol model olma gibi bir fonksiyonları var. Diğer taraftan da idarecisi olduğu okulu içeride öğrencilere dışarıda da öğrenci velilerine ya da diğer kurumlara karşı temsil etme görevleri vardır. Bu açıdan okul idarecileri her zaman kılık kıyafetlerine dikkat etmek zorundadırlar.  Yaz aylarında dahi olsa okula geldikleri günlerde makamın ağırlığını taşıyabilecek kıyafetler giymelidirler. Makama yakışmayan hal ve hareketlerden kaçınmalıdırlar. Öyle kargocu pantolonuyla, ayağında sandalet ya da tek parmak terlikler, saç sakal birbirine karışmış pozisyonunda, makamında otururken kahvehanede oturur gibi, sosyal medya paylaşımlarında fotoğraflara poz verirken lakayt, bacak bacak üstüne atılmış, özellikle kapalı mekanlarda güneş gözlükleri tepeye takılmış görüntüde paylaşımlarda bulunmak bırakın bir eğitimci olmayı, kurumu temsil etme ciddiyetinden uzak olmaktır. Temsil yeteneği olmayan birisinden de yönetici olmaz, olmamalıdır. Okul yöneticilerini seçen yöneticiler bunlara dikkat etmek zorundalar. Öyle "bizden olsunda ne olursa olsun" mantığında, yönetici seçmemek gerekir. Bir şeylere talip olmak demek, o makamın tüm getirilerine ve götürülerine de talip olmak demektir. Eğer bir eğitim kurumunda, yönetici olmak istiyorsanız kusura bakmayın, oyunu kuralına göre oynamalısınız.  Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye ait benimde çok sevdiğim bir söz olan  ‘‘İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır’’ sözü kılık kıyafetin, yani dış görünüşün insanlar üzerindeki etkisini anlatması açısından kayda değerdir.  Bugün belki de giyinmenin en çok yara aldığı sektörlerden biri de, maalesef "Eğitim’’ camiasıdır. Özellikle bu çağda yetişen çocuklar, çok iyi birer ‘‘gözlemciler", olaylar arasındaki bağlantıları çok hızlı kurup analiz edip, ifade edebiliyorlar. Hal böyle olunca da öğretmenler, öğrencilerimizin gözlem yaptıkları kişiler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyorlar. Öğrenciler ile eğitimciler neredeyse günün üçte birinde aynı mekânları paylaşıyorlar. Kıyafet öncelikle karşımızdaki kitleye, işimize verdiğimiz önemi ve saygıyı anlatan bir ifade tarzıdır, 32 yıllık eğitimcilik hayatımın son yıllarında maalesef ki, eğitimcilerimizin giyim kuşamları ile örnek olmaktan çok uzaklara düştüklerini gözlemlemekteyim. Son yıllarda derslerine sportif ve rahat kıyafetler ile gelen öğretmenlerin girdikleri sınıflarda, öğrencilerin hareketlerinde gözle görülür bir dağınıklık ve disiplin sorunu olduğu, öğrencilerin, bu kıyafetlerin ‘‘gündelik hayatta" kullanıldığı dolayısıyla dersle bağlantısı olmadığı için, ciddiyet problemi yaşadıkları gözlemlenmiştir.  Bunun yanısıra sayıları çok azda olsa, derslere son derece düzgün, eğitimin ciddiyetine uygun kıyafetler ile sınıflara giren öğretmenlerin derslerinde disiplinli, sakin ortamın oluştuğunu ve öğrencilerde giyilen kıyafetler ile yapılan işin ciddiye alınmasına yönelik algının gözle görülür şekilde fark ettiği ortaya çıkmış ve öğrenci davranışlarına olumlu yansıdığı görülmüştür.  Kıyafetlerin insanlar üzerindeki etkisini anlayabilmek açısından, bir insan ve de bir eğitimci olarak, kendim de zaman zaman deneyimleme imkanım olmuştur. Mesela bir işim için herhangi bir kuruma, takım elbise giyip, kravatımı takıp, traşımı olmuş bir vaziyette gittiğim zaman oradaki yetkililer "buyurun beyefendi size nasıl yardımcı olabiliriz? " diye karşılıyorlar ve gereken önemi gösteriyorlar. Aynı kuruma başka bir zaman, spor kıyafetler giyerek gidiyorum. Bu defa oradaki yetkililerin tavırları farklı oluyor. Bir şey istediğiniz zamanda "şuraya geç bekle" diyorlar. Şunu çok iyi anlıyorsun ki, hakiki manada düzgün giyilmiş bir kıyafetin, insanların algıları üzerinde etkisinin önemine şahit oluyorsun. Nasrettin hocanın bu konudaki meşhur "Ye kürküm ye" hikayesi hepinizin malumudur.  Dershanecilik yaptığımız yıllardan, kendimin bizzat bir öğrenci velisi ile yaşadığım bir anıyı anekdot olsun diye sizlerle paylaşmak istiyorum.  Biz dershane olarak kendi kurumumuzda Millî Eğitim Bakanlığı'nın "Kılık-kıyafet Yönetmeliğinde" geçen kuralları aynen uygulamaya özen gösteriyorduk. Sözleşme yapacağımız öğretmenlere de bu konudaki hassasiyetimizi anlatıyorduk. Öğretmenlerden de genellikle "Hocam böyle bir uygulama dershanelerde yok, sizde niye var ya da nereden çıktı bu kurallar" gibi serzenişli geri dönüşler alıyorduk.  Neyse birgün bir veli geldi çocuğunu kaydettirmek için, ben şartları anlattım. Velinin cevabı konumuzla alakalı ve dikkat çekiciyidi. Dedi ki, "Hocam, ben çocuğumu buraya sizin kuruma kaydettireceğim, çünkü sizin öğretmenler, öğretmen gibi öğretmenler." Dedim "nereden anladınız?". Veli dediki "Hocam buraya gelmeden önce, bir kaç dershaneye daha gittim. Oralarda gördüğüm manzaralar, buradan çok farklıydı. Küpeli, yırtık kot pantolonlu, saçı sakalı birbirine karışmış, öğrenciden farksız öğretmenler vardı. Sizde durum öyle değil, öğretmen, öğretmen gibi, yani olması gerektiği gibi giyinmiş. Sizden önceki kurumlardaki öğretmenlerin benim çocuğuma "iyi rol model" olamayacaklarını düşündüm. Onun için siz benim çocuğumun kaydını yapın." dedi.  Günümüze geldiğimizde, kılık kıyafet konusu o kadar tuhaf bir hal aldı ki, sayıları çok azda olsa, herhangi bir eğitimci takım elbise ve kravatlı bir şekilde okula geldiğinde, neredeyse eğitimin tüm paydaşları tarafından yadırganacak bir noktaya geldi. Zira kılık kıyafette başlayan bu rahatlığın, hayatımızın çoğu alanına sirayet ettiğini rahatlıkla ifade edebilirim. Öyleki eğitimdeki akademik başarısızlığın artması, okullardaki şiddet olaylarının artması, öğretmenlere gereken öneminin verilmemesi ve gereken saygının gösterilmemesine varana kadar bir çok alanda etkisinin olduğunu görmekteyiz. Eğitimci arkadaşlar hem öğrencileri hem de toplum tarafından saygı duyulmak istiyorlarsa, önce kendileri hem mesleklerine hem de kendilerine saygı duymaları gerekir. Ve mesleğine yakışır bir şekilde kılık kıyafet tercihinde bulunmaları gerekmektedir. Şunu da unutmamamız gerekir ki, kendine ve işine saygı duymayana kimse saygı duymaz. Kısacası, öğretmen, öğretmene yakışır bir şekilde giyinmelidir. Bu nedenle biz eğitimciler, gayesine odaklanan, kılık-kıyafet, söz-davranış, yeme-içme velhasıl her şeyi ile, bize teslim edilen, bir emanet olarak bırakılan çocuklara; olumlu rol model olması gereken kişiler olduğumuzu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Çünkü bir eğitimci olarak hitap ettiğimiz kitle olan öğrencilerimiz ‘‘tertemizdir, onları doğru işleyip içini iyi şeylerle doldurabilirsek ve doğru rol model olabilirsek; bizi gerçek huzura ulaştıracak olan sermayemiz" olurlar.  Ayrıca kendisi eğitim kurumlarına, bir eğitimciye yakışmayan kıyafetlerle okula gelen, derse giren bir eğitimci, öğrencilerine "okul kıyafetlerini" giyip okula gelmeleri noktasında uyarılarda bulunması ne kadar doğru olur. Sözleri öğrenciler tarafından ne kadar ciddiye alınır. Ya da bir gün bir öğrenci çıkıp "Hocam sizde düzgün bir şekilde giyinip gelmiyorsunuz, giydiğiniz kıyafetler eğitimciye yakışmıyor." derse cevabı ne olur eğitimcilerimizin?
Ekleme Tarihi: 26 Ağustos 2026 -Çarşamba

Eğitimcinin Rol Modelliği!

Eğitim kurumlarında çalışan tüm personelin kılık- kıyafeti, sigara kullanma durumları, alkol tüketimi, teknoloji kullanımı, sosyal medya paylaşımları, argo ve küfür gibi söz ve davranışlarının öğrenciler üzerinde direk etkisi vardır. Çünkü eğitimin içerisinde yer alan her bireyin, çocuklara rol model olma durumu vardır. Bu açıdan bakıldığında; eğitim kurumlarında sadece eğitimciler değil, güvenlik görevlisinden temizlikçisine, memurundan kantincisine varana kadar herkesin; içinde bulunduğu kurumun ciddiyetine ve önemine uygun davranması gerekmektedir. Eğitim kurumları sıradan bir kurum ya da işyeri değildir. 

Tabii ki, bunların içerisinde en fazla dikkat etmesi gerekenler, öğretmenler ve idarecilerdir. Öğretmenin kılık kıyafeti, öğrencilerin akademik odaklanmasını, öğretmen-öğrenci ilişkisini ve profesyonellik algısını doğrudan etkiler. Özellikle öğretmenler kıyafet seçimiyle öğrencilere doğrudan rol model oluştururlar. Özenli ve kurumsal kıyafetler, öğrencilerin öğretmene duyduğu saygıyı artırır. Öğrencilerde, okulun bir öğrenme makamı olduğu bilinci gelişir. Düzgün bir görünüm, öğrencilerde, öğretmenin işine önem verdiği algısı oluşturur.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; aşırıya kaçmamaktır. Çünkü çok aşırı, abartılı veya sıra dışı kıyafetler öğrencilerin ders yerine, öğretmenin dış görünüşüne odaklanmasına yol açabilir. Öğretmenin temiz, düzenli ve ortama uygun giyinmesi, öğrencilerin öz bakım ve kurallara uyma bilincini de geliştirir. Mesleğe uygun bir giyim tarzı, öğretmen ile öğrenci arasındaki pedagojik mesafeyi sağlıklı bir düzeyde tutar. Öğretmenin mevzuata uygun ve sade giyinmesi, okul içerisindeki genel disiplin ve eşitlik ortamını da destekler.

Öğrenciler açısından öğretmenin kılık kıyafeti kadar, öz bakım becerilerini de ortama uygun yapması önemlidir. Uygun giyinmenin yanısıra; temiz, ütülü, uyumlu, saç- sakal bakımı yapılmış, makyajda aşırıya kaçmadan, eli yüzü düzgün ve tırnakları bakımlı olarak okula gelmeleri ve canlı bir şekilde öğrencilerin karşısına çıkmaları, en az verecekleri akademik bilgiler kadar önemlidir. 

Okul yöneticilerin kılık kıyafet bakımından ortama uygun giyinmelerinin iki açıdan önemi vardır. Birincisi öğrencilere ve öğretmenlere rol model olma gibi bir fonksiyonları var. Diğer taraftan da idarecisi olduğu okulu içeride öğrencilere dışarıda da öğrenci velilerine ya da diğer kurumlara karşı temsil etme görevleri vardır. Bu açıdan okul idarecileri her zaman kılık kıyafetlerine dikkat etmek zorundadırlar. 

Yaz aylarında dahi olsa okula geldikleri günlerde makamın ağırlığını taşıyabilecek kıyafetler giymelidirler. Makama yakışmayan hal ve hareketlerden kaçınmalıdırlar. Öyle kargocu pantolonuyla, ayağında sandalet ya da tek parmak terlikler, saç sakal birbirine karışmış pozisyonunda, makamında otururken kahvehanede oturur gibi, sosyal medya paylaşımlarında fotoğraflara poz verirken lakayt, bacak bacak üstüne atılmış, özellikle kapalı mekanlarda güneş gözlükleri tepeye takılmış görüntüde paylaşımlarda bulunmak bırakın bir eğitimci olmayı, kurumu temsil etme ciddiyetinden uzak olmaktır. Temsil yeteneği olmayan birisinden de yönetici olmaz, olmamalıdır. Okul yöneticilerini seçen yöneticiler bunlara dikkat etmek zorundalar. Öyle "bizden olsunda ne olursa olsun" mantığında, yönetici seçmemek gerekir. Bir şeylere talip olmak demek, o makamın tüm getirilerine ve götürülerine de talip olmak demektir. Eğer bir eğitim kurumunda, yönetici olmak istiyorsanız kusura bakmayın, oyunu kuralına göre oynamalısınız. 

Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye ait benimde çok sevdiğim bir söz olan  ‘‘İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır’’ sözü kılık kıyafetin, yani dış görünüşün insanlar üzerindeki etkisini anlatması açısından kayda değerdir. 

Bugün belki de giyinmenin en çok yara aldığı sektörlerden biri de, maalesef "Eğitim’’ camiasıdır. Özellikle bu çağda yetişen çocuklar, çok iyi birer ‘‘gözlemciler", olaylar arasındaki bağlantıları çok hızlı kurup analiz edip, ifade edebiliyorlar.

Hal böyle olunca da öğretmenler, öğrencilerimizin gözlem yaptıkları kişiler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyorlar. Öğrenciler ile eğitimciler neredeyse günün üçte birinde aynı mekânları paylaşıyorlar. Kıyafet öncelikle karşımızdaki kitleye, işimize verdiğimiz önemi ve saygıyı anlatan bir ifade tarzıdır, 32 yıllık eğitimcilik hayatımın son yıllarında maalesef ki, eğitimcilerimizin giyim kuşamları ile örnek olmaktan çok uzaklara düştüklerini gözlemlemekteyim.

Son yıllarda derslerine sportif ve rahat kıyafetler ile gelen öğretmenlerin girdikleri sınıflarda, öğrencilerin hareketlerinde gözle görülür bir dağınıklık ve disiplin sorunu olduğu, öğrencilerin, bu kıyafetlerin ‘‘gündelik hayatta" kullanıldığı dolayısıyla dersle bağlantısı olmadığı için, ciddiyet problemi yaşadıkları gözlemlenmiştir. 

Bunun yanısıra sayıları çok azda olsa, derslere son derece düzgün, eğitimin ciddiyetine uygun kıyafetler ile sınıflara giren öğretmenlerin derslerinde disiplinli, sakin ortamın oluştuğunu ve öğrencilerde giyilen kıyafetler ile yapılan işin ciddiye alınmasına yönelik algının gözle görülür şekilde fark ettiği ortaya çıkmış ve öğrenci davranışlarına olumlu yansıdığı görülmüştür. 

Kıyafetlerin insanlar üzerindeki etkisini anlayabilmek açısından, bir insan ve de bir eğitimci olarak, kendim de zaman zaman deneyimleme imkanım olmuştur. Mesela bir işim için herhangi bir kuruma, takım elbise giyip, kravatımı takıp, traşımı olmuş bir vaziyette gittiğim zaman oradaki yetkililer "buyurun beyefendi size nasıl yardımcı olabiliriz? " diye karşılıyorlar ve gereken önemi gösteriyorlar. Aynı kuruma başka bir zaman, spor kıyafetler giyerek gidiyorum. Bu defa oradaki yetkililerin tavırları farklı oluyor. Bir şey istediğiniz zamanda "şuraya geç bekle" diyorlar. Şunu çok iyi anlıyorsun ki, hakiki manada düzgün giyilmiş bir kıyafetin, insanların algıları üzerinde etkisinin önemine şahit oluyorsun. Nasrettin hocanın bu konudaki meşhur "Ye kürküm ye" hikayesi hepinizin malumudur. 

Dershanecilik yaptığımız yıllardan, kendimin bizzat bir öğrenci velisi ile yaşadığım bir anıyı anekdot olsun diye sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Biz dershane olarak kendi kurumumuzda Millî Eğitim Bakanlığı'nın "Kılık-kıyafet Yönetmeliğinde" geçen kuralları aynen uygulamaya özen gösteriyorduk. Sözleşme yapacağımız öğretmenlere de bu konudaki hassasiyetimizi anlatıyorduk. Öğretmenlerden de genellikle "Hocam böyle bir uygulama dershanelerde yok, sizde niye var ya da nereden çıktı bu kurallar" gibi serzenişli geri dönüşler alıyorduk. 

Neyse birgün bir veli geldi çocuğunu kaydettirmek için, ben şartları anlattım. Velinin cevabı konumuzla alakalı ve dikkat çekiciyidi. Dedi ki, "Hocam, ben çocuğumu buraya sizin kuruma kaydettireceğim, çünkü sizin öğretmenler, öğretmen gibi öğretmenler." Dedim "nereden anladınız?". Veli dediki "Hocam buraya gelmeden önce, bir kaç dershaneye daha gittim. Oralarda gördüğüm manzaralar, buradan çok farklıydı. Küpeli, yırtık kot pantolonlu, saçı sakalı birbirine karışmış, öğrenciden farksız öğretmenler vardı. Sizde durum öyle değil, öğretmen, öğretmen gibi, yani olması gerektiği gibi giyinmiş. Sizden önceki kurumlardaki öğretmenlerin benim çocuğuma "iyi rol model" olamayacaklarını düşündüm. Onun için siz benim çocuğumun kaydını yapın." dedi. 

Günümüze geldiğimizde, kılık kıyafet konusu o kadar tuhaf bir hal aldı ki, sayıları çok azda olsa, herhangi bir eğitimci takım elbise ve kravatlı bir şekilde okula geldiğinde, neredeyse eğitimin tüm paydaşları tarafından yadırganacak bir noktaya geldi. Zira kılık kıyafette başlayan bu rahatlığın, hayatımızın çoğu alanına sirayet ettiğini rahatlıkla ifade edebilirim. Öyleki eğitimdeki akademik başarısızlığın artması, okullardaki şiddet olaylarının artması, öğretmenlere gereken öneminin verilmemesi ve gereken saygının gösterilmemesine varana kadar bir çok alanda etkisinin olduğunu görmekteyiz.

Eğitimci arkadaşlar hem öğrencileri hem de toplum tarafından saygı duyulmak istiyorlarsa, önce kendileri hem mesleklerine hem de kendilerine saygı duymaları gerekir. Ve mesleğine yakışır bir şekilde kılık kıyafet tercihinde bulunmaları gerekmektedir. Şunu da unutmamamız gerekir ki, kendine ve işine saygı duymayana kimse saygı duymaz. Kısacası, öğretmen, öğretmene yakışır bir şekilde giyinmelidir.

Bu nedenle biz eğitimciler, gayesine odaklanan, kılık-kıyafet, söz-davranış, yeme-içme velhasıl her şeyi ile, bize teslim edilen, bir emanet olarak bırakılan çocuklara; olumlu rol model olması gereken kişiler olduğumuzu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Çünkü bir eğitimci olarak hitap ettiğimiz kitle olan öğrencilerimiz ‘‘tertemizdir, onları doğru işleyip içini iyi şeylerle doldurabilirsek ve doğru rol model olabilirsek; bizi gerçek huzura ulaştıracak olan sermayemiz" olurlar. 

Ayrıca kendisi eğitim kurumlarına, bir eğitimciye yakışmayan kıyafetlerle okula gelen, derse giren bir eğitimci, öğrencilerine "okul kıyafetlerini" giyip okula gelmeleri noktasında uyarılarda bulunması ne kadar doğru olur. Sözleri öğrenciler tarafından ne kadar ciddiye alınır. Ya da bir gün bir öğrenci çıkıp "Hocam sizde düzgün bir şekilde giyinip gelmiyorsunuz, giydiğiniz kıyafetler eğitimciye yakışmıyor." derse cevabı ne olur eğitimcilerimizin?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.