Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Hayrat Yardım
Ahmet Aydın
Köşe Yazarı
Ahmet Aydın
 

Utanıyorum!

Bugün içinde yaşadığımız toplumun en önemli sorunlarından bir tanesi "utanma" duygusunun yok olmasıdır. Maalesef utanmayı unutan bireyler için, her türlü "ahlaki yozlaşma" normal görünmekte, neredeyse utanmak, ayıplanıp kınanacak boyuta ulaştı.  Öyleki günümüz insanının lügatlarından; ayıp, günah, haram, ahlak, yasak, mahrem gibi ifadeler çıkarılmış, bunların yerine; her türlü ahlaksızlık ve iffetsizlik doldurulmuş. Acı olanı ise bunların modernleşme adı altında, modernite kavramı içerisinde yapılıyor olmasıdır. Bir çoğumuzun evde bile giymeye haya edindiği kıyafetleri, bazı insanlar açık saçık değil, "çıplak!" giyinip sokaklarda dolaşarak, modern olduklarını zannediyorlar. Açılıp saçılmayı çağdaşlık olarak algılıyorlar. Bu konuda Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un "Kim demiş Avrupa insanı medeni? Ne edep var, ne haya, çırılçıplak bedeni! Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; Desenize hayvanlar bizden daha medeni!" Dizelerinde de ifade ettiği gibi, açılıp saçılmak medeni olmanın bir göstergesi değildir. Açık giyinmenin de, kendi içerisinde bir kuralı, bir değer yargısı olduğunu düşünüyorum. Bugün toplumsal hayat içerisinde gördüklerimizin ve yaşanılanların açıklıkla bir alakası yoktur. Bu yapılanlar bir nevi "teşhircilik" tir. Şuna inanıyorum ki, normalde açık giyinen bir çok insan; bugünkü "çağdaşlık" adına yapılan giyim tarzından rahatsızlık duymaktadırlar. Bir grup kendini ve haddini bilmez, "hadsiz" insanlar. Toplum içerisinde ve televizyon programlarında, dine, dini değerlere,  kutsala saldırmayı, her türlü küfürlü ve argolu konuşmayı modernleşmenin bir gereği olarak görüyorlar. Âdeta ne kadar kutsala saldırırsan, ne kadar "küfür ve argo" kullanarak konuşursan o kadar medenisin, algısı oluşturuyorlar. Yolda, sokakta, parkta, denizde, plajda, otobüste, metroda kısacası toplumsal yaşam alanlarının olduğu her yerde, gayri ahlaki eylemlerde bulunmayı modernitenin gereği olarak yaşadıklarını düşünüyorlar. Ahlaksızlığı, gençlerin zihnine, özgürlük olarak empoze etmeye çalışıyorlar. Sevgili Gençler! bu bir özgürlük değildir, hadsizliktir, edepsizliktir, iffetsizliktir Siyasette, sporda ve sanatta yapılan her türlü utanmazlığı, sahip oldukları gücün bir göstergesi olarak sunuyorlar. Güçlü olan her türlü gayri ahlaki eylemlerde bulunabilir imajı çiziyorlar. Oysaki "güç" ahlaksızlığı, hukuksuzluğu ve yapılan yanlışları silip temizleyemez. Yöneticiler yaptıkları yasal gibi görünüp fakat ahlaki olmayan eylemlerine bir kılıf bulmayı ve bunu bir yöneticilik marifeti olarak sunmayı "pratik zeka" olarak görüyorlar. Çalmak ya da çalınmasına göz yummak, zeki olmanın değil, kul hakkının yenmesine aracılık etmenin göstergesidir. Bazı anne babalar kendileri tesettürlü, muhafazakar, dindar görünüp, çocuklarının giyim kuşamları oldukça açık, söz ve davranışları gayri ahlaki, bunu zamane çocuğu ya da zamanın şartları diye ifade ederek güya değiştiklerini anlatmaya çalışıyorlar. Evet insan değişir fakat değerlerinden taviz vererek, değersizleşerek değil, kendine değer katarak değişir. Müslüman için değişim olumsuz değil, olumlu yönde olmalıdır. Müslüman insanlar için değil, el alem ne der diye değil, Allah'ın rızasını gözetmek için değişir. Müslüman bahçesine yabani otlar ekerek değil, bahçesindeki ayrık otlarını temizleyerek değişir ve güzelleşir.  Vatanını ve toplumun geleceğini düşünen bireyler olarak, şunu unutmamamız gerekir ki; park- bahçelerde, çocuk oyun alanlarında, okul kantinlerinde, toplu taşıma araçlarında ve sokak ortalarında hayvani hislerinin, fizyolojik güdülerinin etkisiyle hareket eden; namusunu, iffetini ve masumiyetini kaybeden on binlerce gencimiz, yarın her biri birer anne veya birer baba olacaklardır. Bu rezil manzaralara baktığımızda, yarınlarımızın ne denli felâketlere gebe olduğunu, Boşanmaların artarak evliliklerin kısa ömürlü olacağını, Birlikte yaşama denilen "kılıfına uydurulmuş fuhşun" patlama yapacağını, Eşlerin birbirlerini aldatmayı huy haline getirip aile yuvalarının yıkılacağını, Bütün bunların sonucu olarak büyük sosyal patlamaların yaşanarak toplumun ve devletin temellerinin sarsılacağını kestirememek; aklı başında olan bir insan için çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum. RTÜK'ün göz yumması ile âdeta çığırından çıkan, namus, ahlâk, edep düşmanı; televizyon kanallarının ekranlardan evlere akıttığı iğrenç proğramlar sayesinde; tükettikçe ve çiftleştikçe mutlu olan, yarınını düşünmeden yaşayan, geçmişte hellenistik çağa damga vurmuş "hedonist" yani hazcılığı temele alan bir yaşam süren gençlik türetildi. Yola çıkılırken ortaya konulan "dindar bir nesil" yetiştirme hedefi ve niyeti çok güzeldi. Fakat gelinen noktada görünen manzara; hedefsiz, gayesiz, meselesiz, mesnetsiz, dâvasız heyecansız; ya ateist, ya deist, ya agnostist ya da sanalcı, bahisci, çıkarcı ve bağımlılık bataklığına sürüklenmiş bir gençlik türedi. Elbette bunda sadece yöneticilerin değil, Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkesin sorumluluğu vardır. Bu sorumlulukta payın büyüğü elbette anne babalarda olsa da, maalesef günümüzde, dış etkenlerin fazlalığı ve etkinliği nedeniyle; çocuk eğitiminde anne babalar yeterli olamayabiliyorlar. Yöneticiler, senaristler, yapımcılar, sanatçılar, sporcular, siyasetçiler, eğitimciler, esnaflar hasılı vel kelam; Vatanını ve milletini seven herkesin sorumluluğu vardır. Sorumluluk oranları değişse de, bu hiç kimsenin manevi yükümlülüğünü ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu konuları gündeme getirenlerin sayıları çok az olsa da onların hakkını yememek adına; başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, bir müftü, bir vaiz, bir imam ya da sahip olduğu  akademik unvanıyla herhangi bir ilahiyat hocası çıkıp da bu yaşananları neden gündeme getirmiyorlar. Toplumda ahlakı, adaleti ve huzuru korumak amacıyla dini ve ahlaki güzelliklerin yaygınlaştırılması, yanlış ve zararlı davranışların engellenmesi gerektiğini düşünerek, bir Müslümanın üzerine vazife olan "Emri bil ma'ruf, nehyi anil münker" yani "iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak" düsturunca yazıyorum ve tüm bu yaşananlardan; gelecek adına, gençlik adına, ülkem adına, insanlık ve İslamiyet adına utanıyorum; -Ekranlarda her türlü gayri ahlaki söz ve eylemlerde bulunanlar ve bunlara izin verenler adına utanıyorum. -Yolda sokakta, parkta, toplumsal yaşam alanlarında, uygunsuz söz ve davranışlarda bulunanlar adına utanıyorum. -Eline geçen her şeyi yola, sokağa ve caddeye atarak ortalığı kirletenler adına utanıyorum. -Piknik alanında yiyip içtiği şeylerden arda kalanları çöpe atmadan, olduğu gibi bırakarak terk edip gidenler adına utanıyorum. -Yeşil alanlara oturup, yediği çekirdeğin kabuklarını olduğu yere atan, içtiği içeceklerin ve alkollü içki şişelerini utanmadan bulunduğu yerde bırakıp giden insan görünümlü canlılar adına utanıyorum. -Gittikleri yerlerde, çocuğunun pis bezini, özel pedlerini atarak ayrılan, ayrıca oturdukları apartmanlarda tuvaletlerin giderlerine bu ve benzeri şeyleri atan insan görünümlü iki ayaklı canlılardan da utanıyorum. -Yaptığı içkili ve eğlenceli sokak düğünlerinden arda kalan pislikleri; komşusunun bahçesine, duvar kenarlarına atılan şişeleri, toplama nezaketi dahi göstermeyen "sözde medeni" insan tiplerinden de utanıyorum. -Eskiden ayıbı ortaya çıkan kişi mahçup olur, utanır, bir süre insan içine çıkamazdı. Şimdi bırakın utanmayı, bizden daha başı dik yürüyüp caka satan utanmazlardan da utanıyorum.  -Hadisi şeriflerde "Temizlik imandandır" ve "Din nezakettir" buyuran, Hz.Peygamberimizin ümmeti olmaya "layık olamayan" Müslümanlar adına utanıyorum. -Tüm bunların yanında "sayıca çok az olsalar da" saydığımız bu yanlış hareketleri yapmayanlar, insan gibi yaşayanlar adına "yemek yediği kabı pisleyen", ülkesini küçümseyen, karalayan ve kötüleyen, kendisini modern, çağdaş ve akıllı zanneden habis ruhlu zihniyetten utanıyorum. Günümüzde etrafımızda dolaşan tüm olumsuz fırtınalara rağmen; Bediüzzaman'ın "Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır" nidasıyla umudumu koruyorum ve her zorluğun üstesinden sabırla geleceğimize inancımız tamdır inşaallah.
Ekleme Tarihi: 13 Temmuz 2026 -Pazartesi

Utanıyorum!

Bugün içinde yaşadığımız toplumun en önemli sorunlarından bir tanesi "utanma" duygusunun yok olmasıdır. Maalesef utanmayı unutan bireyler için, her türlü "ahlaki yozlaşma" normal görünmekte, neredeyse utanmak, ayıplanıp kınanacak boyuta ulaştı. 

Öyleki günümüz insanının lügatlarından; ayıp, günah, haram, ahlak, yasak, mahrem gibi ifadeler çıkarılmış, bunların yerine; her türlü ahlaksızlık ve iffetsizlik doldurulmuş. Acı olanı ise bunların modernleşme adı altında, modernite kavramı içerisinde yapılıyor olmasıdır.

Bir çoğumuzun evde bile giymeye haya edindiği kıyafetleri, bazı insanlar açık saçık değil, "çıplak!" giyinip sokaklarda dolaşarak, modern olduklarını zannediyorlar. Açılıp saçılmayı çağdaşlık olarak algılıyorlar.

Bu konuda Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un

"Kim demiş Avrupa insanı medeni?
Ne edep var, ne haya, çırılçıplak bedeni!
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni;
Desenize hayvanlar bizden daha medeni!"

Dizelerinde de ifade ettiği gibi, açılıp saçılmak medeni olmanın bir göstergesi değildir.

Açık giyinmenin de, kendi içerisinde bir kuralı, bir değer yargısı olduğunu düşünüyorum. Bugün toplumsal hayat içerisinde gördüklerimizin ve yaşanılanların açıklıkla bir alakası yoktur. Bu yapılanlar bir nevi "teşhircilik" tir. Şuna inanıyorum ki, normalde açık giyinen bir çok insan; bugünkü "çağdaşlık" adına yapılan giyim tarzından rahatsızlık duymaktadırlar.

Bir grup kendini ve haddini bilmez, "hadsiz" insanlar. Toplum içerisinde ve televizyon programlarında, dine, dini değerlere,  kutsala saldırmayı, her türlü küfürlü ve argolu konuşmayı modernleşmenin bir gereği olarak görüyorlar. Âdeta ne kadar kutsala saldırırsan, ne kadar "küfür ve argo" kullanarak konuşursan o kadar medenisin, algısı oluşturuyorlar.

Yolda, sokakta, parkta, denizde, plajda, otobüste, metroda kısacası toplumsal yaşam alanlarının olduğu her yerde, gayri ahlaki eylemlerde bulunmayı modernitenin gereği olarak yaşadıklarını düşünüyorlar. Ahlaksızlığı, gençlerin zihnine, özgürlük olarak empoze etmeye çalışıyorlar. Sevgili Gençler! bu bir özgürlük değildir, hadsizliktir, edepsizliktir, iffetsizliktir

Siyasette, sporda ve sanatta yapılan her türlü utanmazlığı, sahip oldukları gücün bir göstergesi olarak sunuyorlar. Güçlü olan her türlü gayri ahlaki eylemlerde bulunabilir imajı çiziyorlar. Oysaki "güç" ahlaksızlığı, hukuksuzluğu ve yapılan yanlışları silip temizleyemez.

Yöneticiler yaptıkları yasal gibi görünüp fakat ahlaki olmayan eylemlerine bir kılıf bulmayı ve bunu bir yöneticilik marifeti olarak sunmayı "pratik zeka" olarak görüyorlar. Çalmak ya da çalınmasına göz yummak, zeki olmanın değil, kul hakkının yenmesine aracılık etmenin göstergesidir.

Bazı anne babalar kendileri tesettürlü, muhafazakar, dindar görünüp, çocuklarının giyim kuşamları oldukça açık, söz ve davranışları gayri ahlaki, bunu zamane çocuğu ya da zamanın şartları diye ifade ederek güya değiştiklerini anlatmaya çalışıyorlar. Evet insan değişir fakat değerlerinden taviz vererek, değersizleşerek değil, kendine değer katarak değişir.

Müslüman için değişim olumsuz değil, olumlu yönde olmalıdır. Müslüman insanlar için değil, el alem ne der diye değil, Allah'ın rızasını gözetmek için değişir. Müslüman bahçesine yabani otlar ekerek değil, bahçesindeki ayrık otlarını temizleyerek değişir ve güzelleşir. 

Vatanını ve toplumun geleceğini düşünen bireyler olarak, şunu unutmamamız gerekir ki; park- bahçelerde, çocuk oyun alanlarında, okul kantinlerinde, toplu taşıma araçlarında ve sokak ortalarında hayvani hislerinin, fizyolojik güdülerinin etkisiyle hareket eden; namusunu, iffetini ve masumiyetini kaybeden on binlerce gencimiz, yarın her biri birer anne veya birer baba olacaklardır.

Bu rezil manzaralara baktığımızda, yarınlarımızın ne denli felâketlere gebe olduğunu,

Boşanmaların artarak evliliklerin kısa ömürlü olacağını,

Birlikte yaşama denilen "kılıfına uydurulmuş fuhşun" patlama yapacağını,

Eşlerin birbirlerini aldatmayı huy haline getirip aile yuvalarının yıkılacağını,

Bütün bunların sonucu olarak büyük sosyal patlamaların yaşanarak toplumun ve devletin temellerinin sarsılacağını kestirememek; aklı başında olan bir insan için çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum.

RTÜK'ün göz yumması ile âdeta çığırından çıkan, namus, ahlâk, edep düşmanı; televizyon kanallarının ekranlardan evlere akıttığı iğrenç proğramlar sayesinde; tükettikçe ve çiftleştikçe mutlu olan, yarınını düşünmeden yaşayan, geçmişte hellenistik çağa damga vurmuş "hedonist" yani hazcılığı temele alan bir yaşam süren gençlik türetildi.

Yola çıkılırken ortaya konulan "dindar bir nesil" yetiştirme hedefi ve niyeti çok güzeldi. Fakat gelinen noktada görünen manzara; hedefsiz, gayesiz, meselesiz, mesnetsiz, dâvasız heyecansız; ya ateist, ya deist, ya agnostist ya da sanalcı, bahisci, çıkarcı ve bağımlılık bataklığına sürüklenmiş bir gençlik türedi.

Elbette bunda sadece yöneticilerin değil, Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkesin sorumluluğu vardır. Bu sorumlulukta payın büyüğü elbette anne babalarda olsa da, maalesef günümüzde, dış etkenlerin fazlalığı ve etkinliği nedeniyle; çocuk eğitiminde anne babalar yeterli olamayabiliyorlar. Yöneticiler, senaristler, yapımcılar, sanatçılar, sporcular, siyasetçiler, eğitimciler, esnaflar hasılı vel kelam; Vatanını ve milletini seven herkesin sorumluluğu vardır. Sorumluluk oranları değişse de, bu hiç kimsenin manevi yükümlülüğünü ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bu konuları gündeme getirenlerin sayıları çok az olsa da onların hakkını yememek adına; başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, bir müftü, bir vaiz, bir imam ya da sahip olduğu  akademik unvanıyla herhangi bir ilahiyat hocası çıkıp da bu yaşananları neden gündeme getirmiyorlar.

Toplumda ahlakı, adaleti ve huzuru korumak amacıyla dini ve ahlaki güzelliklerin yaygınlaştırılması, yanlış ve zararlı davranışların engellenmesi gerektiğini düşünerek, bir Müslümanın üzerine vazife olan "Emri bil ma'ruf, nehyi anil münker" yani "iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak" düsturunca yazıyorum ve tüm bu yaşananlardan; gelecek adına, gençlik adına, ülkem adına, insanlık ve İslamiyet adına utanıyorum;

-Ekranlarda her türlü gayri ahlaki söz ve eylemlerde bulunanlar ve bunlara izin verenler adına utanıyorum.

-Yolda sokakta, parkta, toplumsal yaşam alanlarında, uygunsuz söz ve davranışlarda bulunanlar adına utanıyorum.

-Eline geçen her şeyi yola, sokağa ve caddeye atarak ortalığı kirletenler adına utanıyorum.

-Piknik alanında yiyip içtiği şeylerden arda kalanları çöpe atmadan, olduğu gibi bırakarak terk edip gidenler adına utanıyorum.

-Yeşil alanlara oturup, yediği çekirdeğin kabuklarını olduğu yere atan, içtiği içeceklerin ve alkollü içki şişelerini utanmadan bulunduğu yerde bırakıp giden insan görünümlü canlılar adına utanıyorum.

-Gittikleri yerlerde, çocuğunun pis bezini, özel pedlerini atarak ayrılan, ayrıca oturdukları apartmanlarda tuvaletlerin giderlerine bu ve benzeri şeyleri atan insan görünümlü iki ayaklı canlılardan da utanıyorum.

-Yaptığı içkili ve eğlenceli sokak düğünlerinden arda kalan pislikleri; komşusunun bahçesine, duvar kenarlarına atılan şişeleri, toplama nezaketi dahi göstermeyen "sözde medeni" insan tiplerinden de utanıyorum.

-Eskiden ayıbı ortaya çıkan kişi mahçup olur, utanır, bir süre insan içine çıkamazdı. Şimdi bırakın utanmayı, bizden daha başı dik yürüyüp caka satan utanmazlardan da utanıyorum. 

-Hadisi şeriflerde "Temizlik imandandır" ve "Din nezakettir" buyuran, Hz.Peygamberimizin ümmeti olmaya "layık olamayan" Müslümanlar adına utanıyorum.

-Tüm bunların yanında "sayıca çok az olsalar da" saydığımız bu yanlış hareketleri yapmayanlar, insan gibi yaşayanlar adına "yemek yediği kabı pisleyen", ülkesini küçümseyen, karalayan ve kötüleyen, kendisini modern, çağdaş ve akıllı zanneden habis ruhlu zihniyetten utanıyorum.

Günümüzde etrafımızda dolaşan tüm olumsuz fırtınalara rağmen; Bediüzzaman'ın "Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır" nidasıyla umudumu koruyorum ve her zorluğun üstesinden sabırla geleceğimize inancımız tamdır inşaallah.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve davrazhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.