Vatandaş dertli!
2026 yılı itibarıyla trafik cezalarına gelen yaklaşık %25,5’lik yeniden değerleme artışı ve bazı kalemlerdeki astronomik yükselişler, "trafik güvenliği" maskesi altında ciddi bir ekonomik baskıya dönüşmüş durumda. Elbette kurallara uyulmasını savunuyoruz; ancak şu soruları sormak zorundayız:
Caydırıcılık mı, Ceza Tahsilatı mı?
Bir asgari ücretlinin emniyet kemeri takmadığı için ödeyeceği tutar ile lüks araç sahibi birinin ödeyeceği tutar aynı. Bu durum, cezaların "caydırıcılık" ilkesinden uzaklaşıp, dar gelirliyi trafikten men etmeye, varlıklı kesim içinse "bedelini ödeyip kural çiğneme" özgürlüğüne dönüşmesine yol açıyor.
Eğitim mi, Yaptırım mı?
Sadece ceza tutarlarını artırarak trafik kültürünü değiştirebileceğimizi sanmak büyük bir yanılgı. Yolların fiziki durumu, sinyalizasyon hataları ve yetersiz sürücü eğitimi düzeltilmeden sadece ceza makbuzlarına sarılmak, sorunun köküne inmek yerine sadece sonuçları vergilendirmektir.
Kademeli Ceza ve Sosyal Adalet
Drift atmak veya alkollü araç kullanmak gibi ağır ihlallere verilen ağır cezaları anlıyoruz. Ancak en küçük bir dalgınlıkta kesilen binlerce liralık cezaların, ekonomik kriz döneminde vatandaşın belini bükmekten başka bir işe yaramadığı ortadadır.
Sonuç olarak; trafik güvenliği para tahsil ederek değil; adil denetim, kaliteli altyapı ve köklü bir eğitim reformuyla sağlanır.
Cezalar bütçe açığını kapatma aracı değil, son çare olmalıdır.

