Bugün çocuklarımızın çoğunun odası var ama, yüzyüze konuşacak insanı çok az...
Evlerimiz büyüttük ama sofralarımız küçülttük...
Aynı evin içinde yaşıyoruz ama çoğu zaman farklı ekranlarda birbirimizden uzaklaşıyoruz...
Gençlerimiz nasihatten çok; anlaşılmak, görülmek ve değerli hissedilmek istiyorlar...
Bir çocuğun hayatına bazen bir cümle, bazen samimi bir bakış, bazen de zamanında yapılan küçük bir dokunuş yön verebilir.
Bilinçli bir anne neden korkar biliyor musunuz?
Özenle yetiştirdiği çocuğunun; daha kendini bile yetiştirememiş annelerin, yetiştirdiği çocuklarla aynı mekanlarda karşılaşmasından.
Çocuk eğitiminde annenin rolünün ne kadar önemli olduğuna dair, toplumumuz açısından önemli değerlere sahip olan, büyüklerimizin, kendilerinin eğitiminde ve karakterlerinin oluşumunda, anneleri ile ilgili söylemiş oldukları veciz ifadeler bizlere ışık tutmakta ve yol göstermektedir.
İslam dünyasının en büyük mutasavvıflarından biri olup, Kadiriye tarikatının kurucusu olan ve hayatını Bağdat'ta ilim, züht ve irşadla geçiren, hem Hanbeli hem Şafii fıkhında derinleşen, Peygamber soyundan gelen "Seyyid" ve "Şerif" unvanlı büyük bir veli ve alim olan Abdülkadir Geylani(ks)
"Annemin helal lokma hassasiyeti ve duası beni bu makama getirdi." diyerek annesinin eğitimindeki rolüne işaret etmekte.
Osmanlı Devleti'nin 34. padişahı ve 113. İslam halifesi olan, 33 yıl tahtta kalarak, yıkılmakta olan imparatorluğu denge politikaları ve merkeziyetçi yönetimle ayakta tutmaya çalışan, eğitim ve altyapı hamleleriyle öne çıkan, Sultan 2.Abdülhamid Han da bu başarısında annesinin tesirli olduğunu, "Annem, bana sabrı ve vakarı öğretti. Devletin yükünü taşımamda en büyük desteğim onun terbiyesidir." sözleriyle anlatmıştır.
1453 yılında İstanbul'u fethederek Orta Çağ'ı kapatıp Yeni Çağ'ı açan, Hz. Peygamberimizin "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur." övgüsüne mazhar olmuş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yedinci padişahı; askeri dehası, diplomatik zekası ve bilime olan derin ilgisiyle Türk ve Dünya tarihinin en karizmatik liderlerinden biri olarak kabul edilen, Fatih Sultan Mehmet "Benim cihangirliğim annemin seher vakti duasının bereketidir." diyerek anne duasının çocukları üzerindeki tesirinin önemini vurgulamıştır.
İslam dünyasında Nakşibendiyye tarikatının kurucusu ve tasavvuf tarihinin en önemli mutasavvıflarından biri olan, manevi terbiyede gizli zikir, zühd ve sade yaşantıyı esas alan bir yol benimsemiş olan büyük evliya Şahi Nakşibendi, "Anneler, evlatlarının kalbine ilk zikri nakş eder. Benim kalbime 'Allah' sevgisini annem işledi." sözleriyle çocukların maneviyat eğitimini annenin sevgisiyle kazanabileceğini dile getirmiştir.
Ehl-i Sünnet’in dört büyük hak mezhebinden biri olan Şâfiî mezhebinin kurucusu, büyük bir fıkıh ve hadis âlimi olan İmam-ı Şafi de "Benim ilmim, annemin duasının bereketidir." diyerek yine çocuklar için anne duasının ne kadar tesirli olduğundan bahsetmiştir.
1187 yılında Haçlıları mağlup ederek Kudüs'ü fetheden, Eyyûbîler Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarı ve doğunun en önemli Müslüman liderlerinden biri olarak kabul edilen, askeri dehasının yanı sıra adaleti ve cömertliğiyle hem İslam dünyasında hem de Batı'da büyük saygı görmüş olan Seladdin Eyyubi, "Kudüs sevgisini annemin dizinin dibinde öğrendim." ifadesiyle anne sevgisinin çocuk üzerindeki gücüne vurgu yapmıştır.
Türk edebiyatında, şiir dünyasının ve düşünce tarihinin en dinamik ve en çok tartışılan figürlerinden biri olan, gençlik yıllarındaki bohem (geleneksel toplum normlarına uymayan, özgür ruhlu, sanat ve kültürle iç içe yaşayan) sanat çizgisinden, hayatının dönüm noktasını oluşturan mistik-İslamcı dünya görüşüne uzanan keskin fikir değişimiyle tanınan, kurucusu olduğu Büyük Doğu hareketi ve aynı adı taşıyan dergisi üzerinden Cumhuriyet dönemi Türk Muhafazakar ve İslamcı düşüncesini derinden etkilemiş büyük mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek "Annem bana Allah'ı sevdiren ilk mürşidimdir." sözüyle iman ve hakikat yolunda annenin ne kadar etkili olabileceğini göstermiştir.
1992 yılında bağımsızlığını ilan eden Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı, önde gelen bir İslam filozofu, hukukçu ve yazar, Bosna Savaşı sırasında halkına yaptığı liderlik, askeri ve siyasi dehası nedeniyle İslam dünyasında ve ülkesinde "Bilge Kral" unvanıyla anılan, Aliya izzet Begoviç "Ben dindarlığımı, annemin dindarlığına borçluyum." sözleriyle annenin ahlak ve maneviyatının çocuk terbiyesi üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu vurgulamaktadır.
20. yüzyılın en etkili İslam âlimlerinden biri olan ve genç yaşındaki üstün zekâsı ve ilmi yetkinliği nedeniyle Bediüzzaman (zamanın eşsizi, güzelliği) unvanı verilmiş olan Said Nursi de "Seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve manevi derslerdir ki, fıtratımda, maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş." ifadeleriyle yine bir çocuğun karakter inşasında annenin rolünün ne kadar önemli olduğunu dile getirmiştir.
İnsana ilk terbiyeyi ve talimi verecek olan anne ve babadır. Annenin, evladına olan ilk telkin ve terbiyesi, çocuğun hayatı boyunca bir rehberi olacaktır. Bu yüzden, anne ve babaya büyük sorumluluklar düşüyor. Anne ve babanın minik bir yavrunun temiz zihnine, basit ve sade bir tarz ile telkin edilen Allah ve ahiret inancının ne kadar güzel ve tesirli bir esas olduğuna işaret edilmektedir. Bunun içindir ki büyük zatlar, hep altyapısı iyi ve itikadı sağlam ailelerden çıkmıştır.
Tüm bu büyük zatlarında dile getirdiği gibi, çocuk eğitiminde annenin rolü ve duası çok önemli. Anne şefkat timsali olması nedeniyle, çocuklarını karşılıksız seven tek canlı varlık annedir. Bazı çocuklar, "ben ne yaparsam yapayım, annem beni yine sever" anlayışı ile annelerinin bu durumunu suistimal edip, annelerinin zaafiyetinden yararlanmaya çalışırlar. Burada anne ve babaların çocukların eğitiminde dikkat etmesi gereken önemli konulardan birisi de, çocukların bazı konularda kendilerini ilgilendiren bir şey olsa da, tek başlarına karar vermelerine izin vermemeleri gerekiyor.
Çocuklar özellikle ergenlik dönemlerinde aşağıdaki konular hakkında kendi başına karar vermemeli, anne baba da bu konularda tek karar verici olarak çocukları görmemeliler.
-Okula gidip gitmeyeceğine
-Akşam eve giriş saatine
-Harçlığının miktarının ne olacağına
-Kimlerle görüşüp görüşmeyeceğine
-Telefonunun markasına
-Akrabaların, arkadaşların ve komşuların eve girip çıkmasına - evde ne pişip ne pişmeyeceğine
-Sağlığıyla ilgili kararlara
-Dövme, piercing gibi detaylara
-Ne giyip giymeyeceğine
Bu durumlar insan hayatı ve toplumsal ilişkiler açısından son derece önemli olan eylemlerdir.
Kişilik gelişimini tamamlayamamış, birey olamamış ve insanın kişilik oluşumunda hey heyli ve gelgitli bir dönemi ifade eden ergenlikte, bir ergenin bu kararları tek başına vermesi doğru değildir. Ayrıca ergenler içinde bulundukları duygu durumları nedeniyle; çevreden, arkadaşlarından ve dijital mecralardan çok çabuk etkilenmekte ve karaları sürekli olarak değişebilmektedir.
Bu bağlamda, bu konularla ilgili olarak çocukların fikirleri alınmış olsa da, asıl belirleyicilerin anne ve babalar olması daha doğru bir davranış şeklidir. Bu nedenle ebeveynler bu konularda çocukların tek başına karar vermelerine müsaade etmemeliler.
Sevgili Ebeveynler !
Hayırlı evlatlar yetiştirmek için, "hayır" cümlesini biraz daha sık kullanmamız gerekiyor. Çünkü çocuklar sınırlar içinde özgürleşirler. Çocuğa her konuda tercih hakkı sunmak öz güven kazandırmaz. Aksine gerçek duygularını saklamayı öğretiyor ve hayatta her şeyin müzakereye açık olduğu mesajını veriyor.
Çocuğunuzun davranış eğitimi konusunda, eğer bir adım atacaksanız, işe odasından başlayın. Çünkü ergenlerin tek dünyası odalarıdır. Odasını değiştirmeyen bir çocuk hayatını da değiştiremez. Çocuğunuza hayatını toplatmaya odasından başlatın. Odasını toplamayan bir çocuk dağınıktır; kafasını da toplayamaz.
Tembeldir; hedefleri için bir türlü harekete geçemez.
Negatiftir; sürekli olumsuz konuşur ve sıkıldığını ifade eder.
Pasaklıdır; hayata hep olumsuz yönünden bakar.
Üşengeçtir; en ufak sorunu dahi sizin çözmenizi bekler. Erteleyicidir; hayatttaki fırsatları yakalayamaz hep kaçırır.
Kafası karışıktır; hayatıyla ilgili konularda doğru kararlar veremez.
Bu nedenle anne- babanın çocuklarına vermeleri gereken en önemli konu, "sorumluluk bilinci" kazandırmak olmalıdır. Bunu yaparken de unutulmaması gereken, ebeveynlerin kendi sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmeleridir. Çünkü çocuklar anne - babanın söyledikleriyle değil, yaptıklarıyla hareket ederler.

